"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O saçma sapan insanlar kim

“Hayatımda ilk kez kendimle ilgili bir karar verdim, o da boşanmaktı.”

Tugay Kerimoğlu’ndan boşanan Etkin Ünal, Cengiz Semercioğlu’na verdiği röportajda böyle söylemiş.
Doğrusu bu cümleyi okuyunca üzülmemek elde değil.
43 yaşında bir insanın hayatıyla ilgili verdiği tek kararın bu olması acı değil mi?
Röportajdan anladığım kadarıyla onca zaman boyunca kendini Tugay Kerimoğlu’nun hayatına adamış Etkin Ünal.
Öyle ki, şu cümlesi zaten 25 yıllık evliliğin bir özeti gibi duruyor:
“Önceliğim her zaman çocuklarım ve Tugay’dı. Bir baktım ki hayatımda kendimle ilgili hiçbir şey yok.”
Mükemmel bir şey yoktur o ayrı, ama şimdi kalkıp bu evliliğe mükemmel evlilik diyebilir miyiz? Ya da “Çok mutlulardı, neden ayrıldılar acaba?” diye hayıflanmak ne kadar gerçekçi olur?
Bir şey daha var.
O da Etkin Ünal’ın röportajda bahsettiği Tugay Kerimoğlu’nun değişmesi meselesi...
Bence orada kaçırdığı bir şey var.
İnsan her saniye değişiyor. Mutlaka kendisi de yıllar içinde ruhsal olarak çok değişmiştir. “Çok değişti, bana uymadı” demek aslında şuna işaret etmez mi bir yandan: “Ben de değiştim.”
Son olarak, Etkin Ünal’ın röportajda isim vermeden bahsettiği, “Tugay Kerimoğlu’nu değiştiren saçma sapan insanlar” arasında aslında kastedilen tek bir kişi olabilir mi?
Söylenenlere göre o kişi mimar bir kadın.
Kerimoğlu’yla uzun süreden beri görüşüyor.
Hatta Suadiye’de yeni taşındığı evini o yapmış.
Çiftin boşandıkları gün Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafın altına da “Ve kaptan gemiyi terk etti” yazmış.

 

Flörtün de bir adabı var

Oyuncu Can Yaman’ın da adının karıştığı Lucca’daki son kavga olayından sonra düşündüm. Bizdeki bu saçma sapan kavgalar nasıl biter diye...
Çok basit:
Doğru dürüst flört etmeyi öğrendiğimiz zaman...
Sonuçta flörtün de bir adabı var.
Mesela reddedilince kızıp gurur yapmayacaksın, tatlı tatlı olay yerini terk edeceksin.
Ya da flört tam kıvama geldiğinde bir de yan taraftakini süzüp onu baştan çıkarayım demeyeceksin.
En önemlisi de eğleneceksin.
Flört hırsına kapılıp kendini yıpratmayacaksın...

 

Nusret’e destek olmalı mıyız?

Nusret Gökçe’nin New York’ta açtığı restoran oranın medyası tarafından çok eleştirildi diye ona destek olunmalı mı?
Elbette böyle bir zorunluluk yok.
Nusret’in başarısıyla gurur duymak başka şey.
Ama çok eleştirildi diye onu sarıp sarmalamak da yanlış.
Bu olay şuna benziyor:
Bir annenin, doğru ya da yanlış gözetmeksizin oğlunun yaptığı her şeyi fazlasıyla alkışlaması, göklere çıkarması...
Böylece neyin doğru neyin yanlış olduğunu oğlunun bir noktadan sonra görememeye başlaması...


Sabaha karşı herkes orada

Sabaha karşı 5 filan...
Etiler’deki Sarıhan’dayız.
İçeriye girince kalabalığa inanamıyorum. Tıklım tıklım.
Peki farklı farklı mekanlardan çıkıp gecenin sonunda buraya düşen insanların derdi ne? Elbette şunlar:
- İşkembe ya da mercimek çorbası içmek.
- Kağıt gibi ince lahmacunundan yemek.
- Nefis kokorecine dadanmak.
- Ah bir de mantısında kaybolmak.
Sarıhan’ı hep duyardım, ama ilk kez sabahın o saatinde denemiş oldum.
Pişman mıyım? Evet!
Sabahın o saatinde dayanamayıp o lahmacunu mideye indirdiğim için...

 

 

 

 

X