"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O muhteşem kavganın analizi

Hande Yener ve Seren Serengil arasındaki muhteşem kavga tam da 2017 bitmek üzereyken neşemize neşe kattı.

Kavgalar zevk verdiği için mi?
Yok hayır, tam aksine bu kavga aşırı manasız, tuhaf ve abartılı olduğu için.
Sorular çok:
◊ Hande Yener neden Seren Serengil’in sözlerine bu kadar takılıyor ki?
Zaten listede birinci çıkmışsın, olay bitmiş gitmiş, keyfini sür değil mi?
Biri de çıkıp “İnanmadım” deyip yorum yapsın, ne
olmuş ki?
Hem yorum yapan kişi müzik dünyası uzmanı da değil; gül geç, azıcık meditasyon yap, bu neyin hırsı?
◊ Tamam, Hande Yener’in misilleme yapıp Serengil’in eski bir üstsüz fotoğrafını paylaşması berbat bir bel altıydı. Tam ucuz mahalle kavgasıydı.
Ama Serengil’in kalkıp buna “kadın şiddeti” demesi de abartılıydı.
Neticede kendisi de Yener’in bir pozunu paylaşıp “Bir anneye yakışıyor mu?” gibi bir şeyler yazıverdi. Kafalar aynı kafalar yani...
◊ Bu tekme tokat hadiseden sonra kafalara kazınan tek bir şey oldu belki de:
Telifmetre listesi.
Kimsenin haberinin olmadığı bu liste bir anda gündem oldu.
Belki Hande Yener’in asıl amacı buydu, bilemiyorum.
Ama genel olarak tüm şarkıcıların, “Şu listede birinciyim, YouTube’da en çok ben dinlendim, klibime şu kadar para harcadım, canım ben var ya ben” tarzı kocaman kocaman açıklamalarından artık gına geldi.
Çünkü inanın bunlar dinleyicinin o kadar da umurunda değil.
Ayrıca malum şarkıdaki gibi “geçici, oyuncak zaferleri” durmadan tekrarlamak bir noktadan sonra gerçekten sıkıcı/itici oluyor, bilesiniz

O çabayı bizzat kendisi gösterdi

Metin Hara bir açıklama yaptı.
Şöyle diyor: “Beni olduğumdan başka biri gibi göstermeye çalışan artniyetli çabaları sessizlikle izlemekteyim.”
Maalesef Hara bu konuda haksız.
Çünkü bu çabayı bizzat kendisi ördü ilmek ilmek.
“Yenge” tweet’leri, Ayşe Arman’a söylediği “Sen benim eski sevgililerimi Google’ladın mı?” cümlesi dün gibi aklımızda.
Son olarak Magazin D’ye “Ben magazin sanatçısı, şarkıcısı, starı değil; bilim insanıyım” demesiyle yine ekstra bir çaba gösterdi kendini başka biri gibi gösterme konusunda.
Yani suçu dış dünyaya atmamalı Hara. Çünkü tüm malzemeyi kendisi veriyor. Bir yaşam koçu/enerji gurusu olarak bunun farkına varması beklenirdi.
Ayrıca bilim insanı lafı ne kadar iddialı ve iri bir laf.
Bu Himalaya egosunun da farkında mı acaba?
Bir de çoğu insan Hara’yı bu ilişkisiyle tanıdı ve dolayısıyla popüler bir magazin figürü aynı zamanda.
Bunun nesi kötü? Hara bunu neden kabullenmiyor ki?

Nişantaşı’ndaki partiden notlar

Önceki gece Nişantaşı’ndaki Must birinci yılını kutladığı bir parti yaptı.
Partide dikkatimi çeken şeyleri hemen sıralayayım:
◊ Engin Öztürk ve Barış Arduç epey bir süre Must’ın kapısında takıldılar, mekanın ortaklarından Önder Öztarhan’la sohbet ettiler. İkisinin de doğal haline, “star star” durup kasmayışlarına bir kez daha bayıldım. Arduç’a “Yeni dizi projesi var mı?” diye sordum. Bir tane varmış, “Ama artık eylüle kalır” dedi Barış.
◊ Özge Özpirinçci gecenin konsepti “siyah”a tamamen uymuştu, dudaklarına bile siyah ruj sürmüştü.
◊ Özge Ulusoy’la da karşılaştık. Bir gün evvel ziyaret ettiği Anadolu Kavağı’ndaki Hz. Yuşa Türbesi’ni anlattı bana. Çok etkilenmiş. Meğer her sene mutlaka bir kez ziyaret ediyormuş orayı.

X