"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O fotoğraftan önce hayat çok sıkıcıydı

Şurası bir gerçek:Ajda’nın sıkı poposunun hepimize nanik yaptığı o yemek pişirme karesinden önce Türk magazin hayatı çok sıkıcı, çok renksizdi.


Bu fotoğrafla beraber ortalık şenlendi, konuya en uzak kıyıda duranı bile geyik yapmaktan kendini alamadı.
Neden?
Çünkü Ajda işini biliyor.
Sır mır diyorlar ya; Ajda’nın sırrı apaçık ortada.
Kitlelerin, hangi dönem neye aç olduğunu biliyor ve ona göre bir ürün koyuyor ortaya.
E şimdi de bir sağlıklı/sportif yaşam deliliği ve “Ömrü nasıl uzatırız” hadisesi var.
Ajda’nın kendini göstermemesi, topa girmemesi olmazdı.
Nitekim girdi de...
Ama Instagram’a özel, üzerinde düşünülüp taşınılmış bir prodüksiyon pozla.
Sadece Instagram fenomenleri değil, hepimiz Instagram’a koyacağımız fotoğraf için az ya da çok prodüksiyon yapmıyor muyuz?
“Aman şu tuzluk karede çıkmasın, çok çirkin” diyoruz yahut “Alttan çek, uzun boylu çıkarım” filan...
Ajda da cin bir çalışma yapmış işte.
Taytıyla mutfağa girmiş yemek yapıyor. Daha doğrusu -mış gibi yapıyor.
O sırada bir ayak gergin, popo daha şekilli çıksın diye.
Bitti gitti.
Sonra gelsin yorumlar, “O popo gerçek mi değil mi” tartışmaları filan.
Ajda gerçekten nokta atışı yaptı, nokta.

Uzak Doğu’nun göbeğinde tereyağ ve bal

Bir gün Bangkok’un göbeğinde havalı bir restoranda sıcak pideye tereyağ ve bal sürüp yiyeceksin deseler inanmazdım.
Ama oldu. The House On Sathorn adlı restoranda.
Tahmin edileceği üzere mekanın şefi bir Türk, Fatih Tutak.
Bir süredir bu coğrafyada yaşayan Tutak şimdiye kadar Çin, Hong Kong ve Tokyo’da çalışmış.
Ama The House On Sathorn onun imzasını konuşturduğu, kendi hikayesini yarattığı bir yer olmuş.
Nitekim bu sayede mekan Asya’nın en iyi 50 restoranı listesinde 36’ncı sırada yer almış.
Tutak’ın 16 tabaklık menüsüne sinmiş Türk mutfağı esintileri elbette sadece pide/tereyağ/bal üçlüsüyle sınırlı değil.
Annesine ithaf ettiği ama farklı bir şekilde yorumladığı mantı da var.
Çocukluğunda gittiği pazarların anısına yaptığı domatesli, salçalı, dondurulmuş keçi peynirli bir ilginç salata da...
Yolunuz bu kaotik şehre düşerse şef Tutak’ın iddialı menüsünü tadın derim.
Tadarken de Tutak’ın yemeklerine ilham vermiş hikayelerini de dinlemeyi ihmal etmeyin tabii.
Çünkü kendisi aynı zamanda iyi bir hikaye anlatıcısı...

Kısırdöngü yüzünden mi

Coşkun Uysal, Melbourne’de Tulum’da...
Somer Sivrioğlu, Sidney’de Efendi ve Anason’da...
Fatih Tutak da Bangkok’ta The House On Sathorn’da...
Türk mutfağını özgün, farklı bir şekilde yorumlayarak başarılı oldular. Ses getirdiler.
Bu üç isimden sadece Tutak’ın şef olarak çalıştığı restoran kendisine ait değil.
Ama onun da hayali ileride kendine ait bir restoran açmak...
Yakın gelecekte başka Türk şeflerin adını da duyacağımıza eminim.
Onları gördükçe aklıma tek bir soru takılıyor:
İstanbul’un yeme-içme dünyasındaki kısırdöngü kendi mutfağını yapmak isteyen şeflerin uzaklara kaçmasına mı neden oluyor?

İçeriği gazino gibi olmasın da...

Murat Tabanlıoğlu’nun yapacağı kapsamı genişletilmiş yeni AKM binası genel olarak heyecan yarattı.
Doğruya doğru; meydanla bütünleşmiş, eski olanın çizgisinden ilham almış yeni bina kötü görünmüyor.
Ama yeni AKM’nin tanıtıldığı davete katılanlara bakınca (Ahmet Selçuk İlkan, Sevim Emre, Hande Yener, Fatih Ürek) kafada bir komplo teorisi uyanmıyor değil hani:
Yeni AKM opera, tiyatro, konser salonu merkezi değil de bir tür Maksim Gazinosu olmaya doğru evrilmesin sakın...

X