"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Ne kolye ne de ayakkabı

Cannes Film Festivali’ndeki bir filmin galasına katılan Nusret Gökçe kırmızı halıda meşhur tuzlama hareketini yapmış.

Ne kolye ne de ayakkabı

Tuzlama fotoğraflarında Nusret’in kolyesi ve kırmızı ayakkabısı dikkat çekiyordu, ama ben başka bir şeye takıldım kaldım.

Nusret’in terli haline!

Kırmızı halıya geçerken mi ceketini çıkardı yoksa ceketsiz mi alana geldi Nusret bilmiyorum; ama ceketsiz olması büyük bir hata olmuş işte.

Tuzlama hareketini yaparken ortaya çıkan görüntü hiç hoş değil.

Tüm ajanslar fotoğrafı o şekilde servis etti çünkü.

İnsanlık hali tabii, Nusret beyaz gömlek ve ter riskini o an düşünememiş olabilir. Ama birinin onun adına bunu düşünmesi, uyarması gerekiyordu.

Artık uluslararası bir fenomen olduğuna göre bunu yapması lazım...

Bir Nusret bir Meryem

Geçtiğimiz yıllarda Nuri Bilge Ceylan ya da Fatih Akın’ı görürdük Cannes Film Festivali kırmızı halısında. Bu yıl bir Meryem Uzerli’yi gördük bol bol, bir de son olarak Nusret Gökçe’yi.

Durumumuz vahim.

Seç beğen: Hangisi daha vahim?

Aynen kelimesinin günde 1500 kez kullanılması üzerine feryadımı duyan bir okur mail atmış:

“Ondan daha beter bir kullanım daha var: Sıkıntı yok diyenler.”

Cidden doğru.

“Sıkıntı yok” da tıpkı “Aynen” gibi. Papağan gibi tekrarlayıp duruyoruz.

Ama “sıkıntı yok”un çok fena bir özelliği daha var:

Karşı tarafın kendi duygusuna dair rengini belli etmemeyi tercih etmesi...

O iki film

Hafta içi kaybettiğimiz yönetmen Yavuz Özkan’ın özellikle şu iki filmi hep aklımdadır:

İlki, 1992 yapımı “İki Kadın”. Haluk Bilginer, Zuhal Olcay ve Serap Aksoy’lu...

Evli bir milletvekili otel odasında beraber olduğu bir kadına tecavüz eder.

Olay ayyuka çıkınca milletvekilinin eşiyle tecavüze uğrayan kadın bir süre sonra tanışırlar.

Şimdi bile bu tarz hikayede bir film yok.

İkinci film ise 1989 yapımı “Büyük Yalnızlık”.

Mini itiraf: Başrolünde Sezen Aksu’nun olması dolayısıyla zamanında ilgimi çekmiş, izlemiştim.

Aslında konusu güzeldi:

Boşanmak üzere olan bir çiftin son gecelerini fırtına dolayısıyla beraber geçirmek zorunda kalmasını anlatıyordu.

Ama o kadar çok konuşuyorlardı ki filmde (Sezen Aksu ve ona eşlik eden Ferhan Şensoy) ilişki geçmişlerini irdeleye irdeleye içleri çıkıyordu ikisinin de...

Tamam yer yer sıkıcıydı, ama yine söylüyorum:

Şimdi bu tarz filmler yok.

Ne kolye ne de ayakkabı

At kuyruğu çimine buyurun!

Şişhane’nin küçük meydanını yenilemişler. Taksim gibi betonu ön planda olmuş.

Beton aralarına serpiştirilen otsu bitkiyi ise hemen tanıdım.

Görünüm itibariyle saza benzeyen bu otsu bitkinin Latince adı Stipa Tenuissima.

Bizde genelde “at kuyruğu çimi” deniyor.

Bir yandan doğru, at kuyruğunu da andırıyor görünümü.

Aslında bu otsu bitki yan yana sık sık ekildiğinde gayet güzel durur, peyzajı tamamlar.

Fakat meydana neden sadece ondan ekmişler anlayamadım.

Bir at kuyruğu enstalasyonu yapılmak istenmiş galiba.

Farkında olmadan...

 

 

X