"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Moda Haftası’nda sosyalleşenler kim?

Birkaç hafta öncesine kadar İstanbul’un tüm alışveriş merkezlerinde olduğu gibi Ortadoğulu turistin egemen olduğu Zorlu Center, Mercedes-Benz İstanbul Moda Haftası sebebiyle şöyle bir topluluğa kucak açtı: Yakın modacı arkadaşının son koleksiyon kıyafetini üzerine geçirmiş “hashtag insanları” yani popüler Instagram fenomenleri...


Bir dizisi, bir albümü olan ve genelde “Yeni proje var mı ki” şeklindeki “kara delik” soruya maruz kalan gerçekten ünlü şahsiyetler...
“Burası hareketliymiş, sosyalleşeyim bari” diyen yoldan geçen purolu/tekneli erkekler...
Yaz boyu şehirde gözükmemiş, sabah uyanır uyanmaz ilk iş semtinin pahalı kuaföründe sıraya dizilen özlenen gündüz kuşağı kadınları...
Moda Haftası’nın her defilesini ciddi şekilde takip eden emekçi blogger ve yenilik göremediği için artık içi bayılmış moda dergicisi...
Firması sponsor olduğu için mecburen orada olan beyaz yakalılar...
Hepsi de Zorlu’nun biricik iki mekanı Cantinery ve Morini’de sosyalleşti, herkesi bir arada buluşturan Moda Haftası şerefine kadehleri yuvarladı ve sonuç:
Mekan sahibi de mekanı dolduran da bu işten memnundu.
Oh be, nihayet şehre hareket gelmişti!

Defile izlemek aslında zor, çünkü...

Defile izlemek dışardan pek hoş pek havalı bir şey gibi görünse de aslında durum hiç öyle değil. Bu konudaki tatlı efsaneyi yıkayım:
◊ Öncelikle o defile başlayıncaya kadar sağından ve solundan seni sıkıştıran iki tatlı moda insanının arasında tost oluyorsun! O popo mücadelesi defile sonuna kadar sürüyor. Kah sen yanındakine popo atıyorsun çaktırmadan, kah yanındaki sana.
◊ Görevli tarafından yerine oturtulduğun halde sürekli biri gelip, “Orası benim yerimdi galibağğ?” diyor ve stres oluyorsun.
◊ Defilenin başlama saati o kadar gecikiyor ki, karşı tribünde göz göze geldiğin tüm tanıdıklarla selamlaşmak zorunda kalıyorsun. Seslenmek mümkün olmadığından suratın çeşitli emoji şekillerine giriyor ve sonunda bitkin düşüyorsun.
◊ Defile başlıyor ve bu kez de “Insta story yapsam mı yapmasam mı” telaşına düşüyorsun. Çünkü herkes başlıyor canlı yayına, pardon ama eksik mi kalacaksın? Başlıyorsun çekmeye tabii... Ekstra yorgunluk.
◊ Bir de o esnada yan tarafında oturan, muhtemelen fönlü saçı bozulmasın diye günlerdir saçını yıkamamış canım moda haftası kadınının nahoş saç kokusuna maruz kalıyorsun iyi mi?
Buna bir de defileye gelen tüm kadınların düğüne gelmiş Bülent Ersoy gibi sıkmaya doyamadıkları ağır parfüm kokusunu ve içerideki nem oranını ekle...
Kısacası defile izlemek zor iş, kimseye tavsiye etmem...

Neden İdo podyuma çıktı?

Her defilesine “konuk sanatçı” çıkarmayı geleneksel hale getirdi DB Berdan. Geçen sezonlardan ilk akla gelenler Rüzgar Erkoçlar ve Fatih Ürek.
Her ne kadar Rüzgar Erkoçlar sonradan defileye çıktığı için yan çizmiş olsa da, en çok onun olduğu defilenin bir anlamı vardı.
Lakin son defilede üstü çıplak bir şekilde podyumda yürüyen İdo Tatlıses’in son defilenin hikayesiyle ne alakası vardı, ben çözemedim.
Defilenin teması, popülerlik adına her şeyi yapan yalan kişilikler ve söylemlerdi.
Peki İdo bu hikayenin neresinde ve nasıl vardı?
Deniz Berdan’a sordum, şunları söyledi: “Kendini başka türlü göstermeyen, kendisi ve kökeniyle gurur duyan, bunu sindirmiş ve alçak gönüllü olduğu için onunla işbirliği yapmak istedik.”
Bunlar çok hoş, ama İdo hayatımızda zaten çok yeni bir popüler figür.
Onu yeni tanımışız. Fazla iddialı değil mi onu çıkarmak?
Kaldı ki, gerçekçi olalım, çıplak İdo fotoğrafıyla anılacak DB Berdan’ın güzelim yeni koleksiyonu. Yani İdo bir PR malzemesi olarak kalmış olacak.

Annesini bulunca rahatladı

DB Berdan defilesinde
İdo Tatlıses’in heyecanlı ve kaygılı hali o kadar belirgindi ki...
İdo sürekli bir destek aradı durdu seyirciler arasında. Meğer o destek annesiymiş. Onu görünce rahatladı biraz. Defileyi beraber izlediğim “anne” arkadaşım hemen analizini yapıştırdı:
“Benim ilkokula giden oğlan da müsamereye çıktığında gözleri ilk beni arıyor. Benimle göz göze gelince de rahatlıyor.
İdo’nun hali bana bunu anımsattı. Demek ki erkekler ne kadar büyüseler de hep anneden cesaret alıyorlar aslında”.

X