"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Matrix’in dördüncüsü ve o soru

Tam da ilk Matrix filminin 20’nci yılında müjde geldi: Matrix 4 geliyor.


Haberi duyunca eski bir dosttan haber almış gibi sevindim.
Ama bir yandan da endişe sardı. Şu sorudan dolayı:
“20 yıl önceki dünyaya bakışımızla şu an dünyaya bakışımız çok farklı. Yeni Matrix tıpkı 20 yıl önceki gibi bize yepyeni bir vizyon verebilecek mi?”
Elbette bu sorunun tatmin edici yanıtı için beklememiz gerekecek.
O güne kadar da Morpheus’un Neo’yla ilk karşılaşmasında söylediği şeylerin bugün nasıl da gerçek olduğunu sindirmek yeterli bence, buyurunuz: “Matrix her yerdir. Etrafımızı çevreler. Şu an pencereden baktığında onu görebilirsin ya da televizyonu açtığında.
Gerçekleri görmeni engellemek için gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu...
Bir yaşanan gerçek vardır, bir de yaşanan ötesinde olan gerçeklik.
Biri rüya diğeri ise Matrix!”
NOT: Yeni Matrix gelene kadar bir kitap tavsiyesi: “Matrix ve Felsefe”, yazarı William Irwin.

Sektörün nesine zarar vermiş ki

MÜYAP Başkanı Bülent Seyhan, “Zamanında Ajdar’a haksızlık ettik. Oysa ki zararsızdı. Ama Reynmen sektöre zarar verdi” demiş.
Reynmen de doğal olarak bu sözlere alınıp yanıt vermiş.
İyi de sektörün nesine zarar vermiş olabilir ki Reynmen?
İki şarkı çıkarmış, ikisi de çok dinlenmiş. Başarılı olmuş yani.
Zarar değil, aksine yarar var.
Dahası, yayınlanan iki şarkının da Ajdar’la ilgisi yok. Bu kıyaslama hiç olmamış.
Ayrıca Seyhan’ın bahsettiği gibi ortada bir sektör var mı o da tartışılır.
Artık genç müzisyenler bir plak şirketine bağlı olmaksızın kendilerini YouTube vitrinine koyuyor, oradan yürüyorlar.
İsteyen sonradan bir şirketle anlaşıyor.
Kısacası plak şirketleri ikinci, hatta sonuncu seçenek olmaya başladı.
Eskiden böyle değildi.
Bu değişimi görmek gerekiyor.
Artık herkes tek başına şirket çünkü.

İki uygulamanın en büyük sorunu

Eğer sık taksi kullanan biriyseniz, yoldan taksi bulamadığınız anlarda şu iki uygulamayı kullanmanız İstanbul’da kaçınılmaz: Bitaksi ve Uber.
Ama iki uygulamanın da şöyle bir sorunu var.
Diyelim ki taksiyi çağırdınız, bulunduğunuz noktada efendi efendi bekliyorsunuz.
Taksi tam yaklaşmak üzereyken çağrınızı pat diye iptal ediyor.
Sonra başlıyorsunuz yeniden ve yeniden çağrı yapmaya...
Ama bazen peş peşe aynı şey olabiliyor. Dalga geçer gibi.
Geçtiğimiz günlerde çok saçma bir şey yaşadım mesela.
“Madem öyle” dedim, hem Uber hem Bitaksi’den aynı anda taksi çağırdım.
İkisinde de aynı taksici çağrıma yanıt verdi!
Ve bir süre sonra aynı taksici iki yerden de çağrıyı iptal etti.
Böyle garip bir psikolojik gerilim filmi yani.
Çözebilen beri gelsin.
Kafayı yemek üzereyim de...

Bir öyle bir böyle festival

Değişen belediye başkanlarına göre bir oraya bir buraya evrilen ilginç bir festival Altın Portakal.
Onca yıldır yapılıyor, ama hâlâ ‘oturmuş’ bir yapısının olmaması çok acı.
Bir sene ulusal yarışma kaldırılıyor. Sonraki sene tekrar geliyor.
Bir sene (çoğunlukla da artık geri planda kalmış) uluslararası starlara para dökülüp onlar getiriliyor, sonraki sene yeniden eski (demode) usul kortej düzenlenip Yeşilçam starları halkı selamlıyor.
Altın Portakal bu haliyle ülkenin en kötü yönetilen markası.

Üçüncü kez geliyor

Artık her alanın bir mini festivali var İstanbul’da.
Onlardan biri de işte Kokteyl Festivali. Üçüncüsü yine aynı yerde, Küçükçiftlik Park’ta yapılıyormuş. 31 Ağustos’ta. Kokteyl meraklısının kaçırmaması gereken festivalde sahne alanlar arasında Nilipek ve Son Feci
Bisiklet de var.

X