"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Mabel’le 70’li yıllara dönüş

Mabel Matiz’in yeni teklisi Öyle Kolaysa’nın videosu, 1972 yapımı Türkan Şoray ve Kadir İnanır’lı Dönüş filminden ilham almış bir güncel sanat işi gibi...Önce o filmi hatırlatayım:

Gülcan (Türkan Şoray) ve İbrahim (Kadir İnanır) köyde yaşayan, birbirine çok aşık bir çifttir.
Bir süre sonra İbrahim Almanya’ya çalışmaya gider.
Köyüne bir “Alamancı” olarak döndüğünde ise artık bambaşka bir insandır.
Giyiminden kuşamına, Gülcan’a ve topluma bakışına kadar...
Mabel’in klibinde de İbrahim’in Almanya’dan Türkiye’ye dönüş yolunda kullandığı gibi bir
otomobil var.
Filmdeki Vosvos yerine eski bir Anadol otomobil.
Ayrıca klipte taşrayı akla getiren onlarca öğe yer alıyor.
Kadın dansçının giydiği kostümden tutun da kumlar altında kalmış o “tek göz oda” eve kadar...
Mabel’in taktığı yüzükler, Anadol’dan taşan plastik çiçekler de cabası...
Sadece klibin hikayesi değil elbet 70’li yıllarda çekilmiş bir Türk filmini akla getiren.
Şarkının sound’u da görüntülere hüzünlü bir şekilde eşlik edince,
bellek rotasını ister istemez o yıllarda çıkmış filmlere, müziklere kırıyor.
Demem o ki, Öyle Kolaysa 2018’in ilk şahane işlerinden biri olmuş.

Gökçe Bahadır’ın özgüveni

Halen “Ufak Tefek Cinayetler”de oynayan Gökçe Bahadır alışveriş yaparken gazeteciler tarafından görüntülenmiş. Aslında saçı dağınık, yüzü de sıfır makyajsız olduğu için önce tereddüt etmiş.
Ama sonra “Önemli değil” deyip kocaman gülümseyerek bu pozu vermiş.
Herhalde başka hiçbir ünlü bu kadar özgüvenle böyle bir pozu vermezdi.
Eğer Gökçe Bahadır fotoğrafının çekilmesini istemeyip somurtsaydı, saçının dağınıklığına, yüzünün makyajsız ve yorgun oluşuna daha çok takılırdı insanlar. Ama gülümseyince işler değişmiş.
Fotoğraftan tek yansıyan/akılda kalan, o samimi gülümseme...

Büyük kızlar bu diziyi izlemeli

Seren, Yeşim, Gülben, Seda, Hande, Demet...
Tüm “Büyük Kızlar” toplanıp bu diziyi, yani The Crown’ı seyretmeli...
Çünkü dizide İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bugünlere nasıl geldiğini anlatan tüm perde arkası stratejileri, prensipleri bir bir anlatılıyor.
Her bölüm öyle sürükleyici ki bırakamıyorsun.
Dizi bir yandan Kraliyet Ailesi mensuplarının sıkışıp kaldığı kurallar dünyası içindeki çaresizliğini, mutsuzluğunu gözler önüne sererken bir yandan da monarşiyi göklere çıkartıyor. Ona hayran olunmasını sağlıyor.
Subliminali had safhada yani...
Hele bir bölüm var ki, Büyük Kızlar ders almalı.
Kraliçe Elizabeth çıktığı uzun yurtdışı gezisinde medyaya ve halka o kadar çok gülümseyerek poz veriyor ki; artık yüzü düşmeye/kasılmaya başlıyor.
Sonunda doktoru diyor ki, “Ya gülümsemeyi bırak ya da yüzüne kasılmayı önleyici bir iğne yapmam gerekiyor”.
Tabii ki Kraliçe gülümsemeyi bırakmıyor, paşa paşa iğnesini oluyor!
Ne de olsa her şey imaj için... 

Eğlenmem lazım, çünkü...

Yapacağınız şey çok basit.
“Bir gece dışarıya çıkıp gezip tozmam, eğlenmem lazım. Çünkü...”
Cümlesinin devamını getiriyorsunuz ve bana yolluyorsunuz.
İster gazete mailine ister Instagram DM’sine...
Hangisi kolaysa.
Yeter ki, o “Çünkü”nün devamı samimi ve yaratıcı olsun.
Sonra o cümleler arasından en iyi iki tanesini seçiyorum ve şubatı bitirmeden bir hafta sonu o iki kişiyi İstanbul’da mekan mekan gezdiriyorum.
Hadi bakalım, bekliyorum!

 

X