"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Kayahan albümünün ‘en’leri

“Kayahan’ın En İyileri” adlı albümün gizli parlayanları en naif Kayahan şarkılarını seçip söylemiş Demet Sağıroğlu ile Lale Memmedov.

* EN İYİ: Nar Tanem’le Demet Sağıroğlu. Bir kere Kayahan’ın ilk dönemlerinden, naif, unutulmayan bir klasik seçmiş.
Üstelik güzel söylemiş, düzenleme de albümün diğer ağdalı arabesk düzenlemelerinden uzak olmuş.

* EN KÖTÜ: Allah’ım Neydi Günahım. İbrahim Tatlıses’ten sonra Mine Koşan’dan bu şarkıyı dinlemek telvesi fazla kaçmış Türk kahvesi gibi. Öyle kıvamı tutmamış, acı bir tat...

* EN NİLÜFER GİBİ:
Sıla. Canım Sıkılıyor Canım’ı tıpkı Nilüfer gibi sade, derin, vurguları sağlam okumuş.

* EN FARKLI:
Beni Anlamadın Ya. Öykü&Berk kendi tarzlarında şarkıyı farklı bir kıvama çekmiş. Genç olmuş, iyi olmuş.

* EN ÖZLENEN:
Bir Garip Serçe ile Nilüfer. Uzun zaman sonra Nilüfer’in sesinden Kayahan şarkısı dinlemek çok çok hoş.

* EN YANLIŞ SEÇİM:
Ajda Pekkan’ın Gönül Sayfam gibi kendine uymayan bir şarkıyı, İpek Açar’ın ise Nilüfer’le fazla özdeş Mor Menekşe’yi söylemesi.

* EN SÜRPRİZ: Kar Taneleri’ni Lale Memmedova adlı Azeri şarkıcının söylemesi. Üstelik düzenlemenin caza göz kırpması...

* EN AKILDA KALAN:
Ve Melankoli’yle Funda Arar, Atın Beni Denizlere ile Aşkın Nur Yeni.

* EN KULÜPLÜK:
Devamı Var’la Gülben Ergen. Akıllıca bir düzenlemeyle şarkı tam da Türkçe kulüplere yönelik hale getirilmiş.

* EN KARARSIZ KALDIĞIM: Yemin Ettim. Tarkan her şarkıyı güzel okuyor, tamam. Ama Yemin Ettim’i çok da içine sindirerek söylememiş sanki. Hâlâ kararsızım yani.

* EN MEYHANELİK: Duygusal dozunu fazla ajite bulduğum ve pek de sevmediğim Odalarda Işıksızım. Sezen Aksu’nun demli okuyuşuyla hoş bir kıvam almış.

* EN “ŞU ŞARKILAR YERİNE BUNLAR OLSAYDI” DEDİRTEN:
Büyük Aşkım, Emrin Olur gibi şarkılar yerine Esmer Günler, Geceler gibi şarkılar seçilseydi. Sonuçta bu iki şarkı onlardan daha çok hit, öyle değil mi?


Nuray Hanım’dan itiraz var

Geçen pazar satırlamaya doyamadığım bir mesele vardı.
Sinem Kobal’ın annesi Nuray Kobal’ın medyaya da haber olmuş bir sosyal medya paylaşımından yola çıkarak, Türk anneleri ve kızları ve de oğulları arasındaki zincirleme (kaza) ilişkileri resmetmiştim.
Nuray anneden o yazıya yanıt geldi.
Şöyle diyor özetle:
“Instagram hesabımda paylaştığım onlarca özlü sözden birini çekip alarak beni köşenize konu ettiğiniz için teessüf ederim.
Seneler önce kızım için yer aldığım bir reklam filminden ötürü popüler kültüre mâl olduğumu mu düşündünüz?
Kızımla olan resmimi kullanıp kendinizce hikayeleştirip şahsıma zarar verici cümlelerle bezediğiniz yazınızdaki imalar çirkin ve gerçek dışıdır.”

ELBETTE MÂL OLDUNUZ
Sevgili Nuray Hanım, ister kızınız için ister duygusal nedenlerle reklam filminde yer alın, bu beni/bizi ve tüm maruz kalan dünya halklarını zerre ilgilendirmiyor.
Ne yazık ki reklama çıkarak ucundan kıyısından popüler kültüre dahil oldunuz.
Ayrıca yazımda genel olarak Türk annelerinin bazı tutumları eleştiriliyor ve “Neden hep böyle olur?” sorusuna safça yanıt aranıyor.
Ötesi, sizin de dolmakalemle altını çizdiğiniz gibi zaten gerçek dışıdır.

Alev Alatlı’nın Orwell sözleri

Yavuz Bingöl fırtınasından Alev Alatlı’yı unuttuk.
Hemen hatırlayalım.
Edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alan Alev Alatlı, o törende yaptığı konuşmada şöyle konuştu:
“Dünya 5’ten büyüktür dediniz ve tüm oligarkları boşa çıkardınız. Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı.”
Bu sözler epey tartışma yarattı.
Kimisi Alev Alatlı gibi bir yazarın aslında ironi yaptığını, zekice bir konuşma yaparak karşısındakileri eleştirdiğini düşündü.
Kimisi de “Bu kadar da övgü olmaz, yazıklar olsun” diyerek Alatlı’yı yerin dibine soktu.
Peki sizce hangisi?
Bu noktada George Orwell’in 1984 adlı meşhur eserini anımsamakta fayda var.
Malum, 1984’te otoriter bir rejimin korku, propaganda ve beyin yıkama ile gerçek olan şeyleri bile nasıl da gerçek değilmiş gibi topluma algılatmaya başladığı anlatılır.
Orwell da eserinin bu kadar etkisinde kaldığı için Alatlı’yı ayakta alkışlar mıydı acaba?

Yeni Sertab benden daha sosyal!

Sertab Erener’in bir şarkısı vardı, hatırlarsınız.
“Bu sene iyi geçmedi, söylemem lazım
Kader beni seçmedi, ama görmemem lazım
Belki birdenbire yeniden başlamam gerek
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek
Yeni bir aşk yeni bir iş, yine gülecek bi neden lazım
Yeni bi hayat, gerisi bayat, kendime yeni bir ben lazım.”
Sertab da bugünlerde kendi şarkısı gibi!
Eskiden hiç olmadığı kadar dışarıda ve sosyal.
Hatta benden daha çok geziyor!
Bir akşam La Boom’un tadım yemeğinde karşılaşıyorum onunla, bir başka akşam bir filmin galasının partisinde.
Ya da sürpriz bir şekilde Sezen Aksu konserinin finalinde sahneye çıkıveriyor.
En son doğum gününü de Nu Pera Pop’ta kutladı Sertab.
Kısacası son zamanların Sertab’ı bir sosyal kelebek.
Kendine yeni bir ben seçmiş çoktan.
Ve bu yeni halini gayet benimsemiş görünüyor.

X