"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

İstanbul gecelerine döndüm, (neden) mutluyum

Tatlı bir aradan sonra İstanbul gecelerine döndüm.


İstanbul’un gecesi dediğin aslında gece başlamıyor, gayet akşamüstü filan.
Misal: Lucca birlikleri kaldırımdaki ön sıraları kapıyor, Zorlu Morini’nin arka cephesinde event yorgunu kadın grupları görüyorsun, Cihangir Journey’de ise bilgisayarını yeni kapamış tek kişilik masaların ekşi yalnızlığını...
Mekanlar değişse de konuşma balonları genelde şöyle oluyor:
“Canım nasılsın, çok iyi gördüm seni?”
İltifatı alan bir seviniyor önce, yüzüne yarım bir sırıtış geliyor aniden.
Ardından karşı taraf bu sırıtışı geri alan derin darbeyi vuruyor:
“Bir şey mi yaptırdın yüzüne? Doğruyu söyle bak, çok iyi görünüyorsun çünkü.”
Çok iyi görünen haliyle bozuluyor.
Zira çok iyi görünmesinin estetik müdahaleyle açıklanacak bir nedeni olmalı illa, başka seçeneği yok...
Gecenin ilerleyen dakikalarında bu tarz konuşma balonları çoğaldıkça virüs gibi, herkesin yaptığı şey az çok belli:
Telefona düşmek!
Kafanı kaldırmadan telefona baktığında kimse gelip konuşma balonu yaratamıyor çünkü.
Bu noktada “telefonla değil eşinle ilgilen” diyen o kamu spotu video da fena halde haksız. Kimseyle ilgilenmediğin sürece rahatsın oysa.
Cate Blanchett’in itinayla can verdiği şahane asosyal Bernadette karakteri gibi.
(Son Richard Linklater filminde var. Filmin adı da zaten “Where’d You Go Bernadette”.)

O SURAT İDAFESİ NE?
Böyle ara verince daha çok mu hissediyor insan bilmem, ama İstanbul sosyal hayat aleminde tuhaf bir melankoli var.
En neşeli görünenin üzerinde bile var o melankoli elbisesi.
Misal: “Yeni açılan Klein Wal’e gittim” derken biri, neredeyse ağlayacak.
O surat ifadesi ne öyle? Kulübe gitmişsin işte, ne güzel. Sanki cenazeye gittin...

GÖMME MASALARI
Melankolinin yanı sıra bir de “gömme masaları” var.
Telefona düşülmediği zamanlarda etrafa bakılıyor ve hemen “Şunun kıyafetine baksana, ne fena olmuş”tan başlanıp özel hayat didiklemesine varıyor iş.
Sonuç: Dile düşen herkes bir bir gömülüyor, olmamış olmamış olmamış...

SERZENİŞ GİRDABI
Böyle işte, İstanbul gecelerine döndüm.
Ve tüm bu serzeniş girdabıma rağmen mutluyum.
Şimdi yan masadan bana doğru gelen ilk kişiye “Çok iyi görünüyorsun!” diye iltifat edeceğim.
Ardından diyeceğim de belli tabii: “Bir şey mi yaptırdın tatlım?”

İki tane gece hayatı havadisi

İstanbul geceleri demişken iki havadis verelim canım takipçilere.
İlki, yeni bir mekan.
Arnavutköy’deki Whisper’ın yerine açılacak olan Raquel.
Japon ve Akdeniz melezi mutfağının yanı sıra kokteylleriyle ön plana çıkmayı hedefleyen Raquel ayın 20’sinde Arnavutköy ahalisine “Merhaba” demeyi planlıyor.
Bir diğer havadis, eski bir mekanın yenilenmesi...
Levent’teki La Boucherie bu sezon caz sularına göz kırpıyor.
Önceki gece mekanın kreatif yüzü Özer Atik’in doğum günü partisinde Uninvited Jazz Band sahne aldı mesela.
Swing’lerle filan “gayet New York” bir hava esti bu yüzden mekan içinde.
Bu tarz caz hareketler devam edecekmiş sezon boyu La Boucherie’de.
Unutmadan, mekan da baştan aşağı değişmiş.
Daha ferah ve hareket edilebilir bir hâl almış.

X