"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

İlişkide yeni nesil farkı: Baktık iş ciddi, ayrıldık!

Yeni neslin aşk ve ilişki yaşayış biçimi bambaşka. Asla eski kuşak gibi değiller.

Bu da çok doğal. Çünkü anne babamızın kuşağı hoşlandığı kişiyi tanımak için onunla uzun uzun vakit geçirmek zorundaydı.
Flört hadisesi belki de bu yüzden onların zamanında daha tatlı bir şeydi.
Şimdi öyle değil. İlişkiye başladığın kişinin sosyal medyasına gir ve anında kiminle takıldığını/nerelere gittiğini gör.
Hakkında epey fikir edinir, onu tanımış kadar olursun!
Dolayısıyla ilişkiler de aşklar da çabuk eskiyor.
Buna artık alışmıştık ama şu cümleyi ayrılık gerekçesi olarak sunmak bir hayli yeni:
“Baktık iş ciddiye gidiyor, ayrıldık.”
Söyleyen kişi yeni nesilden, Aslışah Alkoçlar.
Hakan Sabancı’dan ayrılma nedenini böyle özetlemiş.
Alkoçlar’ın “ciddiye gidiyor” dediği şey malum, evlilik.
Yani her şey o kadar fazla mükemmel gidiyormuş ki, taraflar “Eyvah yoksa karı-koca mı olacağız” diye endişelenip birbirlerine “bay bay” demişler.
Bu cümleden onu anlıyoruz. İyi de, 20’li yaşlarda her güzel giden ilişki illa evlilikle mi taçlanmalı?
Enteresansın yeni nesil.

Üç beş vah vah sonra oh oh

Sanatçı Ali Elmacı’nın, heykelini kendi isteğiyle Contemporary’den tamamen çekmesi üzücü olduğu kadar, hepimiz adına ürkütücüydü.
Tamam, tansiyonu daha fazla yükseltmek istemiyoruz. Tamam, serinkanlı davranan taraf olalım istiyoruz. Ama sonuçta köşeye sıkışan, üzülen biz oluyoruz. Çünkü boyun eğiyoruz. Elmacı’yı tüm galeriler bir olup vazgeçirmeliydi. Gerekirse hepsi fuardan çekilmeliydi. Ama yok, üç beş vah vah sonra yine şaraplar yuvarlansın oh oh.
En sıkıcı olan da bu...

İlişkide yeni nesil farkı:  Baktık iş ciddi, ayrıldık

Bunlar ne kafası

◊ Elmalar ve armutlar bizde sık sık karışır ve zihinleri afallatır ya, işte son misal: Ali Ağaoğlu Gentleman Dergisi’ne hayranı olduğu Nelson Mandela gibi poz vermiş. Bir eli havada, yumruğu sıkılmış olarak...
Ülkenin en ünlü inşaat kralı yıllarca hapis yatmış, siyasi görüşü demokratik sosyalist olan Mandela gibi poz veriyor. Yok, benim kafa hepten gitti.
◊ Oyuncu Nesrin Cavadzade “Oscar benim kaderim” demiş.
Cavadzade gibi akıllı bir oyuncu bile Oscar geyiğini diline sakız ettiyse vay halimize...

Çok afacan tavırlar bunlar 

Şahan Gökbakar oynadığı banka reklamının verilerini büyük bir hevesle sosyal medyasından paylaştı.
En çok beğenilen, en çok hatırlanan, ilk akla gelen kategorileriyle...
Verilere bakınca asıl görmemizi istediği şey elbette kategorilerin ikinci sırasındaki reklamdı. Çünkü o reklamda da Cem Yılmaz oynuyordu.
Kısaca Şahan, “Burada da ben birinciyim, o yine ikinci” demek istiyordu.
Bu hayli çocuksu, “Yendim onu, yendim onu!” tavrını anlamak zor...
Hadi diyelim ki filmde, romanda, müzikte rakibini geçtin ve bunu duyurmak hoşuna gidiyor.
Ama reklamda geçsen ne olur, geçmesen ne olur?
Reklam sanat mı?! Bugün var, yarın yok.

Vasat mı dediniz

Cengiz Semercioğlu vasata, vasatın her platformda matah bir şeymiş gibi sunulmasına itiraz ediyorum deyip Kerimcan Durmaz’ı hedef gösteriyor. Elbette vasata itiraz edelim.
Lakin sosyal medya fenomeni Kerimcan’a gelinceye kadar geniş kitlelere daha çok ulaşan epey vasat var etrafta, onları ne yapacağız? TV’deki sabah ve evlilik programlarından tutun da ne iş yaptığı bilinmeyen ama bir şekilde ünlü olmuş magazin figürüne kadar.
En basitinden Survivor’dan çıkanlar: Yok Survivor Semih, yok Survivor Turabi.
Hepsinin Kerimcan’dan tek farkı şu: Vasat olmaları hep bilinmelerine rağmen sistemin kendisi tarafından artık kabul görmüş olmaları.
Kerimcan bir single ya da film yapınca aradaki o farkı da
kapatmış olacak.

 

X