"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

İki megabaytlık aklınla duygu sömürüsü yapma

 Ozan Güven’in canlandırdığı robot 216 Türkiye’dedir ve onun deyimiyle “artık insan gibi yaşamak” en büyük arzusudur.


Bir gün can dostu Arif’e (Cem Yılmaz) şöyle der 216:
“Ben de Paris’e, Çin’e, hatta Gizli Kalsın’a gitmek istiyorum.”
Arif ne dese onu ikna edemez, “Sen bir robotsun” deyip lafı yapıştırır:
“Bak Pinokyo’ya, odun geldi odun gitti!”
216 kafaya takmıştır bir kere. Tam anlamıyla bir insan olacaktır.
Çünkü âşık da olmuştur.
Arif yine dayanamaz ve bir sahnede 216’ya şöyle der:
“İki megabaytlık aklınla bana duygu sömürüsü yapma lan!”
Sonra olanlar olur, iki arkadaş kendilerini bir anda 1969 Türkiye’sinde bulur.
Bundan sonrası tam bir şenlik:
Zeki Müren, Sadri Alışık, Ayhan Işık ve Ajda Pekkan’ın geçit yaptığı bir ortam.
Bir yandan da Arif ve 216’nın eski Türkiye maceraları, bol bol o döneme özlem...

CEP TELEFONLARI  İÇERİYE ALINMADI

Önceki gece İstanbul’da bir ilk gerçekleşti:
Cem Yılmaz’ın yakında çekimlerine başlanacak “Arif V 216” adlı filminin seyircili okuma provası.
Pek azını özet geçtiğim bu diyaloglar da o provadan aklımda kalanlar.
Doğrusu hem oyuncular hem de geceye katılan davetliler için ilginç bir deneyimdi.
Bir kere oyuncuların rollerine nasıl hazırlandığını canlı canlı görmüş olduk.
Ayrıca prova yapılan tüm sahneleri gözümüzde canlandırdık.
En önemlisi de 1.5 saat boyunca cep telefonlarımızdan uzak kaldık!
Çünkü okuma provasının en önemli kuralı buydu:
Cep telefonları salona alınmayacaktı.
Bu nedenle girişte telefonlar teker teker toplanıp emanet dolaplarına konuldu.
Gel gör ki burası Türkiye. Kurala uymayan da vardı!
Hemen arka sıramda mesajlaşan birini gördüm mesela.

İLK BAŞTA BİLETLİ DÜŞÜNÜLMÜŞ

“Türkiye’de ilk” dedim ama yurtdışında sıkça yapılıyormuş bu seyircili okuma provası.
Hatta bazı filmlerin provası biletli dahi oluyormuş, o derece.
Cem Yılmaz ve ekibi de ilk başta bu daveti biletli düşünmüş ama sonra vazgeçmiş.

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ KİMİ OYNUYOR

Peki kimler vardı gecede?
Şebnem Ferah, Barış Arduç ve Bennu Yıldırımlar gözüme çarpan ünlü davetlilerdendi.
Filmin sponsor adayları da salondaydı.
Sahnede okuma provasına katılan oyuncu sayısı ise 24’tü, yani hayli çok.
Öyle ki, oyunculardan biri sahneye çıkarken “Ben de 216 oyuncudan biriyim” diye espri yaptı.
Bu arada Şükrü Özyıldız filmde Ayhan Işık’ı, Mert Fırat Sadri Alışık’ı canlandırıyor.
Farah Zeynep Abdullah da 60’lar Ajda’sını...
Ahu Yağtu ise 1969 Türkiye’sinde Pervin adında bir kadın rolünde...

Cem Yılmaz: “İki dakika daha dursam neler olurdu kim bilir”

Asla sıkıcı bir okuma provası değildi tabii.
Çok güldük, hem de bayağı çok.
Prova sırasında Cem Yılmaz ve Ozan Güven bir ara resmen karşılıklı stand-up gösterisi yaptı, espriler peş peşe geldi.
Özellikle de Ozan’ın başrolde oynadığı “Fi” dizisiyle ilgili.
Cem dizideki sevişme sahnelerine gönderme yaparak şöyle dedi:
“Bir dakika oynadım dizide, bir dakika daha dursaydım kim bilir neler olurdu!”
Ozan’ın “Fi”deki rolüne de bol bol takıldı Cem:
“Fi’den mi geliyorsun? Altında don yoktur şimdi senin.”

Ne müthiş mekanmış!

Okuma provasının yapıldığı mekanı, yani Ataşehir’deki DasDas’ı en sona sakladım.
Ne müthiş bir yermiş öyle! Görünce çok şaşırdım, hem de çok.
DasDas’ın girişinde bir restoran ve bar var.
Oradan merdivenlerle aşağıya iniyorsun.
Gayet geniş bir tiyatro salonuyla konser alanı yan yana.
İstanbul’daki tüm özel tiyatrolar DasDas’ın salonunu görünce kıskanır bence, gerçekten inanılmaz modern ve bol çözümlü bir yer yapmışlar.
Konser salonu da Babylon gibi.
Okuma provası sonrası zaten tüm davetliler oraya geçti ve sahneye peş peşe kimler çıkmadı ki: Harun Tekin, Koray Candemir, Özge Fışkın, Şebnem Ferah, Özkan Uğur, Cem Yılmaz, Ozan Güven...
Bu arada Özge Fışkın sahnede Nur Yoldaş’ın “Sultan-ı Yegah”ını söyledi, nefisti.
Keşke bu şarkıyı single olarak çıkarsa...

İki ayrı dünya

Bu arada DasDas, Watergarden adlı AVM’ye dahil bir mekan.
Ama ondan bağımsız bir girişi var.
Watergarden ise enteresan. İçine girince “Dubai’ye mi geldim?” oluyorsun.
İçeride koca bir havuz, havuzda su şovları filan.
Yani DasDas’ta başka bir dünya, Watergarden’ın içinde ise bambaşka bir dünya var.

X