"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Hadise mücadelesinde tek başına mı?

Bu yazıyı yazarken Hadise’nin Sıfır Tolerans şarkısının klibine tekrar tekrar bakıyorum ve RTÜK’ün kararına hâlâ bir anlam veremiyorum.


Gerçi anlam aramak boşuna, onu da biliyorum.
Ama bu klibi yayınlayan kanallara kesilen para cezasının uzun vadedeki anlamı şu, bunu da maalesef hepimiz biliyoruz:
Böyle klipler çekip durmayın...
Çekileni de boşuna yayınlamayın...
Sonunda ceza var, kendinizi yormayın...

KADIN ŞARKICILARIN DESTEĞİ LAZIM

Hadise’nin RTÜK’ün kararı üzerine sessiz kalmayıp isyanını dile getirmesi de çok yerindeydi.
Şöyle diyor: “Ben bir kadın olarak buna boyun eğmek zorunda mıyım? Hayır.
Erkektir yapar, kadındır susar zihniyetine sonuna kadar karşı çıkıyorum!
Ben klibime verilen erotik damgasına katılmam ve izin vermem!
Bir kadın bir aşkı anlatan ve yansıtan sahneler çekince erotik oluyor ama erkeklerin kadın mankenler/oyuncularla çektikleri sahneler nedense hiç ama hiç erotik kategorisine girmiyor.”
Hadise isyanında da savaşında da haklı, ama tek başına mücadele olmaz.
Ona diğer kadın şarkıcıların da destek vermesi lazım.
Mesela sıkça görüştüğü Demet Akalın’ın...
Ya da Gülşen’in...
Çünkü yarın ona ertesi gün başkasına.
Ki Gülşen’in Dan Dan klibine de benzer bir ceza kesmişti RTÜK.
Üstelik Gülşen’in klipteki kıyafetlerinden
yola çıkarak hiç hoş olmayan bir benzetmede bulunarak:
“Kırmızı mayoya benzeyen kıyafetiyle bedenini cesurca sergileyen şarkıcının yatağın üzerinde gösterdiği davranışlar, telefon ile arkadaşlık hizmeti veren kadınların reklam karelerine benzemektedir.”
Kısacası Hadise tek başına bırakılırsa işi zor.
Bu olay unutulur gider.
Sonrası da sektörün kendiliğinden uyguladığı otosansür ve “Aman
ceza yeriz, hiç böyle yatakta kadınla erkeği bir araya getirmeyelim” düşüncesi olur...

Yoksa hep yedek kulübesinde misiniz?

Çarşamba günkü Berlin yazısında sormuştum:
“Beğendiğin biriyle vakit kaybetmeden temasa geçmek mi, yoksa biraz demlenerek ilerlemek mi... Sizce hangisi daha zevkli ve unutulmaz” diye...
Pek şahane bir okur maili geldi.
Gonca Hanım hem olaya başka bir açısı getiriyor hem de ilişkilerde son iki yılın moda kavramı “benching”ten bahsediyor.
Yazdıklarına bayıldım, aynen aktarıyorum:
“Aslında her
şeye ve herkese bu kadar hızlı ve kolay ulaşılabilen bu çağda demlenmek, kısık ateşte saatlerce pişen et gibi ağırdan almak daha seksi.
Ancak demlenmenin altında yatan acele etmeden, yavaş yavaş tat almaksa tabii...
Çünkü şu an durum pek böyle değil.
Yeni trend ‘benching’...
Tıpkı bir futbol maçında yedek kulübesinde bekletilen
oyuncular gibi.
Yani siz demlendiğinizi düşünüp bu demin keyfini çıkarmaya çalışırken karşınızdaki maalesef sizi ‘bench’ ediyor olabilir.
Bir yandan ana oyuncularla maç devam ederken, siz yedek kulübesinde olduğunuzu bile fark etmeden maçın başlamasını bekliyor olabilirsiniz!”

X