"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız!

Yaşadıkları şey bir dönemin o meşhur romantik komedi filmini anımsatıyor: Harry Sally ile Tanışınca.

Meg Ryan ve Billy Crystal’ın başrolleri paylaştığı bu filmi biraz çıtlatayım:
Bir kadın ve bir erkeğin aralarında cinsellik olmadan arkadaş kalıp kalamayacağı tartışılıyordu.
Ve filmdeki kadınla erkek hem yıllarca arkadaş kalıyor hem de birbirlerine sevgilileriyle yaşadıklarını anlatıyordu.
Finalde ise nefis bir ilan-ı aşk sahnesiyle sevgili oluyorlardı.
Nihayet birbirlerine aslında çok âşık olduklarını anlayarak...
Gökhan Türkmen ve eşi Sinem de tam 17 yıl iki sıkı dost olarak kalmış.
Birbirlerine sevgilileri dahil başlarına gelen her şeyi anlatan iki sıkı dost.
Derken bir 7 Şubat gecesi (bu tarihi asla unutmuyorlar) duygular aniden başka yöne savrulmuş, itiraflar başlamış ve “seni seviyorum”lar havada uçuşmuş.
Şimdi evli, mutlu ve çocuklu olan çiftin (ikinci çocukları da yolda, Sinem altı aylık hamile) romantik komedilere taş çıkaran bu hikayesini dinlemeye hazır mısınız?

Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız
Fotoğraflar: Emre YUNUSOĞLU 

* 17 yıllık arkadaşlığınız bir 7 Şubat gecesinde sevgililiğe dönüşmüş ve çok geçmeden evlenmişsiniz. Nasıl oldu bu? Şu hikayeyi anlatsanıza...
- Sinem: Gökhan’la aynı lisede sıra arkadaşıydık. Ders sırasında çok sıkıldığımız anlarda birbirimize küçük notlar yazar, kendi aramızda haberleşirdik. “Hafta sonu ne yaptın?” filan gibi şeyler... Sonra o notlar bize yetmemeye başladı. Dedik ki, acaba bir defter mi tutsak? Böylece defter tutma olayı başladı. En yakın arkadaşınla günlüğünü paylaştığını düşün, tam da öyle bir şeydi. Defter bir hafta sonu bende kalıyordu, öteki hafta sonu Gökhan’da...
- Gökhan: Böylece birbirimizin ne yaptığını hep biliyorduk.
- Sinem: Evet, hiç kopmuyorduk.
- Gökhan: Aslında lisedeyken Sinem’e âşıktım ben!
- Sinem: Gökhan en yakın arkadaşımdı. Ben ona “dostum” diyordum.
- Gökhan: Evet, gerçekten çok iyi dosttuk ve ben bunun bozulmasını istemediğim için hiçbir zaman bir şey söyleyemedim! Seni seviyorum, âşığım, birlikte olalım diyemedim...

* Sinem peki sen âşık mıydın?
- Sinem: Yok, hayır. Ama çok seviyordum, çünkü biz çok iyi arkadaştık. Gökhan’ı öyle görmüyordum. Sonra üniversiteye gittik, yine aramızdaki irtibatı koparmadık. Derken çalışma hayatına atıldık, Gökhan başka bir yerde ben başka bir yerde... Ama birbirimizden hep haberdar olduk. Onun konserlerine gittim. Zaten arkadaşlarımız da ortaktı. Son yıllarda ise tempomuz artınca daha az görüşmeye başlamıştık. Bir gün telefonda, “Hadi görüşelim, bir araya gelelim” dedik birbirimize...
- Gökhan: Evet epeydir görüşemiyorduk. Ve işte o gün görüştüğümüzde başka bir şey oldu. Nasıl oldu bilmiyorum. Liseden sonra aslında bende o duygu bitmişti. Ama artık nasıl istemişsem, o günkü buluşmada bir enerji, bir etkileşim oldu. Dedim ki, biz evlenip çocuk yapalım!

Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız

İLK BAŞTA KİMSEYE SÖYLEMEDİK, KENDİMİZDEN EMİN OLMAK İSTEDİK

* Böyle pat diye, birdenbire mi? Şaka gibi...
- Sinem: Ama uzun bir sohbetin sonunda oldu. Konuşmadığımız çok şey vardı, onları konuştuk filan.
* Geçmiş ilişkiler filan mı konuşuldu?
- Sinem: Tabii! Birbirimizin her şeyini zaten biliyorduk. En yakın arkadaşına ne anlatırsan öyle.
- Gökhan: Sinem’in yakın arkadaş olduğum sevgilileri var!
- Sinem: Benim de Gökhan’ın öyle, hâlâ görüştüğüm!
* Çok iyiymiş!
- Gökhan: Evet, yakın arkadaştık çünkü.
- Sinem: Aramızda hiçbir zaman saygı sınırını aşan sohbet olmamıştır ama... “Gökhancım ya, sana şöyle bir kız var, ayarlayalım” gibi geyikler mesela. Ama o gün başka bir şey oldu işte, ben tam tarif edemiyorum açıkçası...
* O geceden sonra hemen evlendiniz mi? Sevgililik dönemi filan olmadı mı?
- Sinem: Oldu. Zaten ilk başta kimseye söylemedik. Kendimizden emin olalım istedik. Çünkü bu durum meşrulaştıktan sonra tekrar dost olarak devam etmek, toparlamak çok zor olurdu.
- Gökhan: Evet o yüzden bekledik. Çünkü bilmiyoruz ki, belki de gaza gelmiştik! Onca yıl böyle bir şeyin mevzusu geçmemiş ve bir anda böyle bir şey oluyor.
* Şu meşhur “Harry Sally ile Tanışınca” filmi gibisiniz...
- Sinem: Evet işte o çift biziz!
* En iyi arkadaşlar bir gün sevgili olur diyebilir miyiz?
- Gökhan: Birbirini çok iyi tanıyan insanlar tabii ki olabilir. Aslında aşktan daha önemli bir şey var var, bunu hep söylüyorum: Saygı. Biz dostken de o saygıyı koruduk, şimdi de koruyoruz. Aşk bir gün bitebiliyor, başlangıçtaki heyecan da. Ama ömür boyu saygıyı koruyabilirsin. O saygı sayesinde zaten 70 yaşında da el ele yürürsün. Ben de Sinem de buna inandığımız için belki de çift olduk. Bir de ben onun, o benim geçmişimi biliyor.
- Sinem: Evet birbirimizden saklayacak bir şeyimiz yok. O çok önemli.

Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız

BEN ÇOK KETUMUMDUR HİSSETTİRMEM

* Kadınlar hisseder, sezer. Hiç mi hissetmediniz lisedeyken Gökhan’ın size âşık olduğunu?
- Sinem: Ama biz çok yakındık.
- Gökhan: Etrafımızdaki insanlar zaten “Siz birlikte misiniz?” diyorlardı. Ama bakma, ben çok ketumumdur, hissettirmem bir şey.
- Sinem: Evet, genelde öyledir Gökhan. Çok konuşmaz. En azından benim kadar! (Gülüyor)
* Peki o gece birbirinize açılmasaydınız ne olurdu?
- Sinem: Hayatlarımız çoook başka yerlere giderdi.
- Gökhan: Ben kaderci bir adamım. Eninde sonunda bu olurdu. Lisede ablama şunu dediğimi biliyorum; “Sinem hayatımın kadını.” Demek ki o kadar çok istemişim... Ayrıca karmaya çok inanan biriyim. Düzgün yaşadığın, düzgün düşündüğün zaman iyilerle karşılaşıyorsun, iyi şeyler seni buluyor.

Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız
 

ÇOCUK YAPINCA HAYAT DURMUYOR

* Çocuk sahibi olmak ilişkinizi farklılaştırdı mı?
- Sinem: Hayatımız renklendi, ama farklılaşmadı. Nil doğduktan sonra normal hayatımıza devam ettik. Doğumdan iki ay sonra arkadaşlarımızla Karadeniz’e yaylalara gittik. Dört aylıkken ise Kaş’a! Dolayısıyla hayatımızdan bir şey eksiltmedik.
- Gökhan: Çocuk yapınca hayat durmuyor. Hem çocuğa da bir şeyler göstermek zorundasın. O yüzden genç yaşta baba olmak istedim. Onunla beraber büyümek için. Bir şeyleri tamamladıktan sonra, geç yaşta o çocuğa ağır bir baba olmak değildi derdim.
- Sinem: Anne babalarımız da farklı rol modeli oldular bize. Mesela babam bana motor söktürür, tekerlek değiştirmesini öğretirdi. Şimdi Nil yere düştüğü vakit, “Düştün, hadi kalk” diyoruz. Bazı anne babalarda görüyorum, çocuk düşünce hurra herkes başına üşüşüyor. Çocuk ne olduğunu anlamıyor bile.
- Gökhan: Bir de ev içindeki huzur çocuğa da yansıyor. O yüzden Nil mutlu, huzurlu.

 

KOMÜN YAŞAMAYI SEVİYORUM

* Birlikte en çok ne yapmayı seviyorsunuz?
- Sinem: Farklı enerjideki insanlarla tanışmayı, onları dinlemeyi seviyoruz. O dost sohbetleri vardır ya, sabaha kadar süren. Onu çok seviyoruz. Bazılarının yaşadığı şeylerden ilham alıp “Biz de böyle olur muyuz?” diye düşünmek beni çok motive ediyor, Gökhan’ı da...
- Gökhan: Liseden beri böyleyiz. Birileriyle tanışmak, uzun uzun sohbet etmek en çok hoşumuza giden şey. Bunu asla tek başıma yapamam. Birisi mutlaka olmalı yanımda. Ben tek başıma da eğlenemem. Tek başıma bu şirketi de yürütemezdim. Komün yaşamayı hep daha çok seviyorum.
- Sinem: Evet, bu yüzden arkadaşlarımızla buluşmak için bahanelerimiz yok, ansızın gelirler bize...

 Gökhan Türkmen ve eşi Sinem, romantik komedileri andıran ilişkilerini anlattı: Birbirimizin eski sevgilileriyle arkadaşız

KİMSE HUZURUNU BOZMAK İSTEMİYOR

* Gökhan yeni albüm öncesi “Vay Halimize” single’ını çıkardın, neden?
Gökhan: Aslında iki yıldır bu şarkıyı çıkarmaya çalışıyoruz. Bir türlü kısmet olmadı. Değişik bir sound’u var. İzlenme ya da reklam beklentimiz yok. Derdim bir farkındalık yaratmaktı. Farklı tarzları denemeyi de seviyorum. 10 şarkılık yeni albüm ise ekim sonu geliyor.
* Aslında böyle farklı çalışmalara ihtiyaç var.
- Bence de. Çok fazla aynı şarkı var. Birisi bir şey yapınca diğeri peşinden aynı şeyle geliyor. Mevzu kilitleniyor. Sektör radyocular, yapımcılar, kanallar ve şarkıcılarla bir zincir. Bir taraf kalkıp öncülük etmeli. Kimse huzurunu bozmak istemiyor. “Aman abi konser geliyor, boşver” filan deniliyor. Biz ekip olarak biraz farklı şeyleri denemeyi seviyoruz. Sürekli farklı müzikler dinleyip algımızı açık tutuyoruz. Zaten iz bırakmayı, yön vermeyi seven bir adamım. Aslında bu ülke çok yetenekli müzisyenlere sahip. Onların harcanması hoşuma gitmiyor. Derdim 10-20 yıl sonra da hatırlanmak. Az konser vermişiz önemli değil.
* Sektörde bayağı kendi halindesin. Kendi tarzın, kendi şirketin var...
- Eyvallah! Hiçbir zaman birileriyle rekabet içinde olmadım. Kendimle yarıştım. Ya da birileri iyi bir şey yapıyorsa o bana ilham verdi, hasetlik içine girmedim.
* Sana ilham veren birileri var mı?
- Yani... Yerli pop pek dinlemiyorum.
* Niye böyle bir şey var? Pop şarkıcılarımız niye birbirlerini dinlemez?
- Belki o tıkanıklıktan dolayı. Alternatif şeyleri dinlemeyi daha çok seviyorum.
* Mesela?
- Rock müzik. Athena, Duman, Mor ve Ötesi severim. Evet pop müziği duyarım, bilirim, haberim vardır ama oturup albüm dinlemem.

 

KENDİMİ POP ŞARKICISI OLARAK GÖRMÜYORUM

* Tamamen rock yapmak ister miydin?
Gökhan: Hep onu istedim aslında.
* O zaman yanlış yolda mısın?
- Yok, hayır. Yaptığım müziği belli bir kalıba sokma yanlısı da değilim. Kaliteli müzik peşindeyim. Ama bir grubum olsun ve o grubun solisti olayım isterdim. Şimdi de halimden memnunum. “Şunu yaparsak dinleyici yadırgar mı?” diye düşünmüyorum. Bu yüzden kendimi çok pop müzik şarkıcısı olarak da görmüyorum. Çünkü popüler kültür şu an bambaşka bir yerde. Pop müzik de öyle... Ağlaya ağlaya bir konudan bahseden şarkının sound’unda dımtıs dımtıs duymak istemem mesela. Sanatta bütünlük olmalı. Klibinden albüm kapak tasarımına kadar.
* Senden hep balad, damar şarkı beklentisi var. O seni sıkıntıya sokuyor mu?
- Benim için şarkının ritmi, metronomu önemli değil. İyi olması önemli. İsterse çok arabesk bir şarkı olsun. Mesela “Çatı Katı” arabesk bir şarkı. Ama yapılan modern aranjeyle daha geniş kitlelere ulaştı. “Aşk Lazım” mesela. Daha funky bir şarkıdır. Zaten tarzım artık pop rock gibi bir şey olmaya başladı.
* Yeni albüm nasıl oldu?
- Değişik! Mesela funk rock kafası şarkılar var. Çok ağır şarkı yok. Daha modern bir albüm oldu. Tempolu, hafif sert, bazen Lenny Kravitz kafasında, ki Lenny’yi çok dinlerim.
* Müzikte esas hayalin ne?
- Bir tane grup albümü, bir tane de cover albümü yapmak istiyorum. Belki bir de halk müziği albümü. Ve kısa film tadında bir klip çekmek istiyorum. Tabii ki internet için.

 

GÖKHAN HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN TİTİZ ADAM!

* İkinizin de tarzına bayıldım. Dövmeler, kıyafetler...
- Sinem: Sağol, çok teşekkürler. Yoldan geldik, üzerime ne varsa giyip geldim aslında. Ama Gökhan hayatımda gördüğüm en titiz adam. Mesela ben dışarıya çıkarken hızlıca hazırlanıyorum, ama Gökhan daha hazırlanmamış oluyor! Hani hep kadınlar bekletir ya, bu algıyı değiştirelim lütfen (gülüyor)...
* Gökhan kendini çok mu beğeniyorsun?
- Gökhan: Ben küçüklüğümden beri üstüme başıma çok özen gösteren bir adamdım. Saçıma başıma filan. Bir ara kendi tıraşımı kendim yapıyordum. Evet kendimi beğenirim, ama öyle kendime âşık olma durumu filan yok.

 

İLİŞKİDE DÜRÜSTLÜK VE HİÇBİR ŞEYİ BİRİKTİRMEMEK ÖNEMLİ

* Günümüzdeki ilişkiler çok hızlı yaşanıp bitiyor. Boşanmalar da çok fazla... Sizce iyi bir ilişkinin sırrı nedir?
- Sinem: En temel şey bence dürüstlük. Dürüst olduğun zaman hiçbir şeyi biriktirmiyorsun. Asıl mühim olan biriktirmemek. Önceki ilişkilerimizde de birbirimize bunu tavsiye ediyorduk. Bazı şeyleri bekletmek, biriktirmek onun sonradan daha büyük bir şekilde patlamasına yol açıyor. Ve konu birden alakasız bir yere gidiyor. Hiç bekletmeden bir şeyleri ifade edebilmek her ilişki için geçerli.
- Gökhan: Çok iyi arkadaş olabilmek de önemli. Bir de empati. Acaba neden böyle davranıyor diye düşünebilmek... İçinde tutamamak da Sinem’in dediği gibi çok önemli
gerçekten. Hemen bir şeyi söylemek. Biriktirince bu kez karşındaki de, “Sen de böyle yapmıştın” demeye başlayabiliyor.

 

 

 

X