"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

‘Ev genci’ diyor ki: Yaşıtlarım bu denkleme tapıyor

Habitat Derneği’nin gençler hakkında yaptığı kapsamlı araştırmadan 19 Mayıs tarihli yazıda bahsetmiştim ya.

Araştırma, gençleri şöyle kategorilere ayırıyordu:
Öğrenci, iş arayan, çalışan ve ev genci!
Haliyle en çok bu “ev genci” kategorisine takılmıştım.
Ev genci şöyle tanımlanmıştı:
Ne çalışan, ne okuyan, ne de iş arayan...
Yani ailesiyle yaşayan, onların olanaklarını kullanmaya devam eden, evden çıkmayan.
Yazımı okuyan bir “ev genci” şahane bir mail atmış. İzin aldım kendisinden, “Yayınlayabilir miyim?” diye. “Soyadımı yazmayın ama” dedi.
“Peki” dedim ve işte onun mail’i. Bakalım çalışan gençler ne düşünecek?

“BU DEVİR GEÇİNCE ANLAŞILACAK”

“İzmir’den yazıyorum size. İyi bir meslek, eğitim ve kültüre sahibim. Ancak özel sektörün hali hem liyakat hem de maaş anlamında gerçekten içler acısı.
Kendimi oralarda harap edip en güzel yaşlarımı ekonomik politikaların sıkıştırdığı çalışma hayatının payandası olarak geçirmek istemiyorum.
Bu nedenle ev genci kategorisine girebilirim!
Maalesef yaşıtlarımın maaş eşittir mutluluk denklemine taptıklarını görüyorum.
Yazıdaki araştırma rakamları da bunu destekliyor.
Ama bu bir devir. Bu devir geçtikten sonra maaş konusunun önemli olmadığını, herkesin kendine kattığı değerin önemli olduğunu göreceğini düşünüyorum...
İzmir’de geçtiğimiz günlerde bir konferans oldu.
Yemek Sepeti’nin CEO’su Nevzat Aydın geldi.
Herkes ona para sordu. Para nasıl kazanabiliriz? Kaç paraya sattınız? Ortaklar kaç hisse aldı? Şu anda kaç para ediyor?
Bütün girişimci gençler parayı sordu ama insanı sormadı.
Anladım ki herkes parayı araç değil, amaç olarak görüyor.
Ve yine gördüm ki, istisnalar dışında, bu ülkede yeni çıkan her şey insandan önce parayı hedef alacak.
Bu benim gözlemim. Siz bana çok şey sundunuz, gösterdiniz köşenizde.
Bu da benden olsun, okumasanız bile kendime yazmış oldum...”
(Yusuf)

Reina cart diye yıkıldı

Sev ya da sevme, şehrin sembol mekanlarından biriydi Reina.
Yılbaşı gecesi yaşanan terör saldırısından sonra gerekli destek verilseydi marka yoluna devam edebilir, belki başka bir yere de taşınabilirdi.
Hiçbiri olmadı tabii.
Ve Reina önceki gün Boğaziçi İmar Kanunu’na aykırı yapılaşmadan dolayı “cart” diye yıkıldı. Sadece yola bakan kısmı ayakta.
İyi de madem kanuna aykırı yapılaşması vardı, neden yıllardır bu haline göz yumuldu? Şimdi mi akla geldi o yapılaşma?
Anlayan beri gelsin...
Bu arada kanuna aykırı yapılaşması olan bir diğer mekan da Huqqa’ymış.
Onun da bir bölümü geçen hafta yıkılmış.

Şehir günlüğü

◊ EBRU YAŞAR İSTİLASI
Şu sıra İstanbul’un yollarında, metrosunda Ebru Yaşar istilası var. Ebru Yaşar, o tatlı magazin diliyle paraya (çılgınlar gibi) kıymış ve şehri yeni albüm kapağının ilanıyla donatmış durumda. Tıpkı albümün adı gibi bunca ilan “Haddinden Fazla”.
◊ “NEREYE?” KONUMU
Üç kere başıma geldi. Uber’deki “Nereye” kısmına gideceğim konumu yazdım ve araçlar peş peşe iptal etti yolculuğu. Sonradan anladım, yakın mesafe olduğu için şoförlerin gitmek istemediğini ve iptal ettiğini. O günden beri gerekirse uzak mesafe yazıyorum gideceğim konuma. Araca binince de rotamı değiştiriyorum. Uber’i de kendimize benzettik ya, peslerce...
◊ SIRF “ORADAYDIM” DEMEK İÇİN...
Önceki gün çok kısıtlı sayıda davetlinin olduğu bir etkinlikteyim. Bir baktım, kimseyle iletişim kurmayan ama telefonundan durmadan yayın yapan bir grup var. Kimse onları tanımıyor onlar da kimseyi. Bir şekilde içeri girmişler. Amaçları belli, “Ben de oradaydım” demek. Bu onlara ne katıyor? Başka yerlere davet edilmelerini ve “bir şey” olmalarını...

X