"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Eurovision değil bunlar daha heyecanlı

Eurovision ortalama şarkıların kimi zaman çok manasız şovlar eşliğinde yarıştığı eğlencelik bir TV şovu nihayetinde.


Son birkaç gündür yeniden gündeme gelmesi, altı yıl aradan sonra katılma ihtimalinin olması pek heyecan verici bulunuyor.
Bu heyecanın kendisi de tıpkı Eurovision’daki şovlar gibi: Çok abartılı.
Asıl heyecan verici şey bence şu olurdu: İnsanların hayatında daha büyük etkiler, anılar bırakan büyük festivaller, dünyaca ünlü yıldızların verdiği stadyum konserleri yeniden yapılmaya başlanırsa...
Bir zamanlar ortalığı kasıp kavuran bir Rock’n Coke vardı mesela...
Ona paralel daha bir sürü irili ufaklı festival.
Düşünüyorum da İstanbul’da izlediğim son büyük konser Lady Gaga’ya aitti.
Ne yazık ki büyük organizasyonlar açısından hâlâ normale dönemedik.
Acınacak haldeyiz.
Bu yüzden Eurovision’a yeniden katılsak ne olur katılmasak ne olur...

Futbol değil kas konuşuyorlar

Ahmet Kural’ın kaslı, fit hali dün gazetelerde yer aldı.
Gerçekten de Kural’ın o eski, hımbıl halinden eser kalmamış. Sıkı spor ve diyet yapmış.
Kural yalnız değil; çoktandır erkekler arasında kadınlardan daha çok bir ’kendine iyi bakma’ hali yaşanıyor.
Her türlü egzersiz deneniyor, son çıkan diyetlere bakılıyor, vücut için yararlı ne varsa yeniyor...
Kısacası vücuduna bağımlı yaşayan erkekler dünyasındayız bir süredir.
Bir araya geldiklerinde futbol değil; omuz kasları filan konuşuluyor.
“Şu hareketi yaparsan daha iyi sonuç alırsın” tavsiyeleri havada uçuşuyor.
Tatile gitse bile sporu bırakmayanlar var.
Ya da şöyle demeli: Sporuna göre hayatını düzenleyenler hiç de az değil.
Dahası, nasıl kadınlar aslında hemcinsleri görsün/özensin diye giyinmeyi süslenmeyi sever ya.
Erkeklerde de benzer bir durum gelişiyor. O kaslar çoğu zaman diğer erkekler görüp kıskansın diye şişiriliyor.

Asıl rezalet

Mevsim yaz.
Plaj kalabalık.
Fonda yüksek sesli müzik.
Herkes dans ediyor ya da kendi kendine salınıyor.
Birbiriyle azıcık yakın temas dans eden birileri de o sırada fotoğraflanıyor.
Ve bu fotoğraf “rezalet” diye servis ediliyor.
Oysa rezalet filan değil, normal olan.
Sonuçta dans bu. Müzik bu. Plaj bu. Yahu yaz bu...
Ne yapsın insanlar, oturup örgü mü örsün plajda?
Asıl rezalet o olurdu.

Havalı tavla

Alaçatı’nın bu sezon açılan havalı plajlarından biri Spiaggia Grande.
Yemeği iddialı, plajı da öyle.
En son burada yapılan Kenan Doğulu konseri çok konuşuldu mesela.
Tek bir sorunu var.
Plajın restoran kısmının bir süre sonra kıraathaneye dönüşmesi.
Her masadan şakır şakır tavla seslerinin yükselmeye başlaması...

X