"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Etekli Quaresma ve göbeksiz Fatih Ürek

Türk erkeğinin en Kill Bill yanıdır; nefret ettiği birine etek giydirerek intikam almak, karşı tarafın erkeklik algısını/kalesini yerle bir etmek.

Ya da: Ettiğini düşünmek.
Dizi hafızam/usb’m beni yanıltmıyorsa eğer, en zeki ve şaşırtmacalı yerli dizi Ezel’in bir bölümünde dahi Kenan İmirzalıoğlu’na böyle “etekli” bir şantaj/montaj operasyonlanmıştı.
Geçen hafta da popüler kültürün baş köşe minderlerinden birine kuruluverdi etek mevzusu.
Yeniden Beşiktaşlı olan Portekizli futbolcu Ricardo Quaresma dolayısıyla.
Hayır, aslında bay Q etek filan giymemişti.
Nişantaşı’nda çıktığı alışveriş turunda giydiği uzun tişörtü eteğe benzetilmişti sadece.
Altına da (aslında artık çok demode olan) en darından bir skinny pantolon geçirince Bay Q, hemen dalga konusu oldu tabii yurdum topraklarında.
Yetmedi, memleketin ciddi gazetelerinden biri bu uzun tişörtlü fotoğrafı alıp birinci sayfasının en tepesine “Etekli Q7” diye yerleştirerek çok manşetengiz hatalara bile düştü.
Haliyle Beşiktaşlı taraftar ayaklandı. Ama onlar da malum gazeteyi sosyal medyada isminin önüne “etekli” sıfatı ekleyerek vurmaya çalıştı.
Hani insan biraz düşünür değil mi?
Aynı söylem mermisiyle ateş etmek de neyin nesidir?
Madem yapılanı doğru bulmuyorsun, takımının futbolcusunun giyim tarzının alaycı bir ifadeyle topluma yansıtılmasını içine sindiremiyorsun, aynı şeyi bari sen yapma değil mi?
Al birini vur ötekine yani. Ya da: Al birini ötekine dahi vurma, uğraşmaya değmez.
Bu (esnemeyen) kafalar değişmez...
Haftanın bir diğer popüler kültür erkeği Fatih Ürek’ti.
Malum, kendisi çeşitli operasyonlarla zayıfladı, tığ gibi oldu.
Şarkıdaki gibi, o eski halinden eser yok şimdi.
Okan Bayülgen önceki günlerde izlemeye gitmiş, yeni/tığ gibi Fatih Ürek’i. Ve demiş ki, “Fatih’in yanında Sibel Can gibiyiz. Fatih önceden göbeğiyle Türk erkeğini temsil ediyordu. Şimdi ince bedeniyle Türk kızlarını temsil ediyor”.
Ürek’in bu tarife karşılık yanıtı da gayet komplekssiz olmuş nitekim:
“Benim yıllardır kimi temsil ettiğim belli değil.”
Aslında Okan da, tıpkı futbolcu Quaresma’nın uzun tişörtünü eteğe benzetenler gibi sokaktan/güncelden uzak bir eksik algı kurbanı.
Çünkü artık incelme meraklısı olanlar kadınlar değil, aksine erkekler.
Sadece mide küçültmekle kalmıyor, bedenlerine o kadar iyi bakıyorlar ki, bu hususta kadınları geçmiş durumdalar.
Karın kaslarını ortaya çıkarmak adına da bin türlü uğraş içindeler.
Ve aynı erkekler uzun tişörtlü, dar pantolonlu futbolcuyu pek yadırgamıyor, sadece bakıp geçiyorlar. “Etek mi giymiş la bu” demiyorlar.
Kısacası, geçen hafta popüler kültürde eski erkekler/yeni erkekler çatışması yaşandı alt metin deryasında.

Sıcağa sövgü

Sıcak her anlamda gıcık bir şey.
Bir kere kimseyle el sıkışmak ya da yanak yanağa öpüşmek istemiyorsun.
Çünkü ya kendin şıpır şıpır durumda oluyorsun ya da karşındaki.
Ama biz ısrarcı bir milletiz ya, illa ki öpüşüyoruz şap şup. Sonra beraberce şıpır denizinde yüzüyoruz, çok fena...
Sıcağın en fena yanı geceleri hücuma geçen sivrisinekler. Bu konu açılınca, “Senin kanını çok seviyorlar demek ki, beni hiç ısırmıyorlar” diyenlere hastayım, hatta kan grubu ayrımcılığı yaptıkları için kılım!
Bana öyle acımasızca saldırıyorlar ki, kol/bacak/hatta ayak parmağı gibi ısırılmadık yer/ücra nokta bırakmıyorlar.
Böyle bir kan emiciliği vampirler bile yapamaz, eminim.
Onlarla mücadeleyi bıraktım. Prize takılan o zımbırtılar da bir işe yaramıyor. Varsın ısırsınlar.
Geçenlerde bir tanesini gündüz gözüyle gördüm. Artık kanımı emmekten karşı komşumun tontiş oğluna benzemiş.
“Pes” dedim, “Kan diyetine gir artık, pis sivri!”
Sıcağın en dayanılmaz yanlarından biri de malum, ter kokusu.
Diyelim ki taksiye bindiniz. Abimiz gayet iyi niyetli klimayı açmış. Ama o da ne?
Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasına nahoş bir kokunun eşlik ettiğini düşünün.
Elbette camı açıp Afrika sıcaklarıyla baş başa kalmak istersiniz böyle bir durumda.
Peki sıcaktan kaçmak için ne yapıyoruz? Klimalı ortama sığınıyoruz. Tam bir baş belası oysa klima.
Bir keresinde gece klima açık uyuyayım dedim, ertesi gün salya sümük bünye, fırk fırk... Bilmem başarılı oldum mu sıcaktan soğutmak için sizi? En azından içiniz serinlemiştir, fena mı?

Geçen haftadan hatırlamak istemediğim
2 şey

* Onu ye bunu yeme, beni zaten çekemiyorlar diye diye çemkiren ekran kahramanı, demeç cadısı, esmer ekmek düşmanı Canan Karatay teyze...
* Mykonos seferinde yaşanan rötar/uçak arızası gibi meseleleri hakkıyla yönetemeyen Atlas Global...

X