"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Ebru Şallı ‘ilişki açılımı’nı başlattı!

Kendisi farkında ya da değil ama Ebru Şallı şu sözleriyle ilişkilerde yeni bir açılım başlattı aslında: “Uğur (Akkuş) ile üç aydır güzel giden bir ilişkimiz var.

İlişkiye başlamadan önce bana üç yıldır süren ve beş ayrı davadan oluşan bir boşanma süreci içinde olduğunu, yakında boşanacağını söyledi. Ayrıca bir yıldır eşiyle aynı evi paylaşmıyormuş”.
Kısacası Ebru Şallı sanıldığının aksine yeni sevgilisi Uğur Akkuş’un evli olduğunu ve diğer tüm detayları zaten biliyormuş, kandırılmamış.
Bunu da açık açık söylemiş, manevra da yapmamış.
Dahası, toplumun en azından belli bir kesiminde epeydir var olan bir durumu dile dökmüş Şallı. Nedir o durum? Özetleyelim:
“Karşı tarafın kağıt üzerinde evli olması bir ilişkinin başlamasına engel değildir. Eğer karşı taraf evlilik bitti diyorsa o iş çoktan bitmiştir.
Boşanmayı beklemeye gerek yoktur”.
Çok değil, yakın zamanda ortaya çıkan Mustafa Ceceli-Selin İmer birlikteliği de böyle değil miydi? Ceceli evliyken birliktelik başlamıştı.
Ceceli kağıt üstünde hâlâ evliydi, ama evliliği son dönemlerindeydi.
Bunlar popüler örnekler.
Aslında bilmediğimiz o kadar çok ilişki var ki böyle...
Toplumun iklimi vitrinde muhafazakâr ama içeride ne Katrina kasırgaları kopuyor...
Peki bu ilişkilere eski usul “yasak aşk” adını koymak artık ne kadar doğru?
Aslında yasak filan değil, herkes her şeyi ucundan kıyısından biliyor işte.
Bu yeni “iki arada bir derede” durumun da yeni bir adı olabilir mi?

 

İçinde en çok ‘sır’ barındıran kurum

Evlilik kurumu bitiyor, artık süresi doldu gibi laflar fazla iddialı.
Sonuçta bu bir sistem, bir tür alışveriş. Asla bitmez.
Ama şu da bir gerçek: Dünyanın en ilginç sistemlerinden biri evlilik.
Çünkü içinde barındırdığı “sır” çok fazla!
Siz hâlâ aynı çatı altında yaşayan iki kişinin birbirine karşı yüzde yüz dürüst olduğuna inanıyor musunuz? Yapmayın...
İlla ki birbirlerinden sakladıkları küçük sırları vardır. Sonra o küçük sır, o umursanmayan beyaz yalan gitgide bir çığa dönüşür ve...
Gerçi bazen o sırlar açığa çıkmasına rağmen evlilik devam edebilir de...
İşin “ilginç” tarafı budur ya zaten!
Bizzat yaşayanların bile çözemediği...
Bu konuyla ilgili çarpıcı bir dizi izledim önceki gün: Gypsy.
Bir evlilik üzerinden birkaç ilişki biçimini birden irdeliyor.
Özellikle üstünde durduğu şey ise evlilikle beraber insanların üzerine sinen karı-koca rolünün aslında her şeyi ne kadar yıprattığı...
Dizinin pek acayip bir sürprizi de var, o da sır olsun!
Sır olmayan şey ise başroldeki Naomi Watts’ın muhteşem oyunculuğu...

Harun Kolçak’ın erken vedası

Harun Kolçak’ın ani ölümüyle beraber 90’lar ruhundan önemli bir parça da öldü.
Kolçak’ın ilk albümü Beni Affet çıktığında yıl 1991’di.
Ve o dönem ilk gençliklerini yaşayanların marşı olmuştu şu şarkıların hepsi ya da en azından birkaçı:
Müptelayım Sana, Sensiz Olmam, Beni Affet, Bana Ellerini Ver, Yanımda Kal, Zorundayım...
Sosyal medyasız, bugüne göre daha saf, daha duygusal günlerin ürünü olan bu şarkılardan sonra ikibinlere zıplandığında Kolçak’ın üretimini de sesini de atarlı giderli gürültünün içinde daha az duyar olduk.
Oysa Kolçak, ülkenin en etkileyici erkek vokallerinden biriydi.
Hatta ses bakımından bir benzetme yapılacak olursak, bizim George Michael’ımız.
İyi ki geçen yıl son proje albümü “Çeyrek Asır”ı yayınladı Harun Kolçak.
Daha söyleyecek çok şarkısı vardı, ama ne yazık ki erken gitti.

 

 

X