"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Çok acı çektim boşa gitmesin

Türkiye’nin en nev-i şahsına münhasır karakterlerinden biri Bennu Gerede. Hiçbir kalıba sığmıyor. Tam anlamıyla “Bennu gibi” yaşıyor. Bir dönem Survivor’a katılması da bu yüzden, aniden dört oğlunu alıp iki yıl Bali’de yaşaması da... Bugünlerde ise geçen ay yayınladığı “Ben, Ben Nü” kitabıyla konuşuluyor. Hem de ne konuşulmak! Kitapta tüm ilişkilerini şeffaf bir şekilde anlatıyor oluşuna şapka çıkarılıyor, “Ne kadar cesur” deniliyor. Oysa tüm bunlar onun için cesaret değil, aksine normal olan...

İlk kitabın çok ilgi gördü, cesaretin hayranlık uyandırdı. Hayatını anlatmaya birden bire karar vermedin herhalde? Nasıl gelişti bu süreç?

- Aslında yazmayı çok severim ve yıllardır yazıyorum. Hatta “Orgazm Meleğim” diye bir romana başlamıştım. Yine hayatımla ilgiliydi. “Ben, Ben Nü”den daha fazla cinsellik ve yaşadığım aşkları anlatıyordu.  

Orgazm Meleği mi? Film adı gibi...

- Evet ismi süper! Bir sevgilim vardı. Daha doğrusu takılıyorduk, resmiyet yoktu. Ona bu lakabı taktım! O kitaptan vazgeçmedim ama, duruyor. Belki tekrar başlarım.

“Ben, Ben Nü” kitabını yazman da kolay olmamış sanırım...

- Evet yıllar sürdü. Kendime göre bir sürü çalışma yaptım. Şifacılar, şamanlar, workshop’lar... İçimdeki güce tekrar kavuştum ve artık susmamaya karar verdim. Bu kitap kadınlara bir hediye. Tabii erkeklere de! Bir ümit, bir ışık, bir yol gösterebileceğine inanıyorum. Çaresiz kadınlarımız yalnız olmadıklarını bilsin istedim. Bir sürü acı çekmişim, boşa gitmesi doğru olmazdı.

Bizim cesaret dediğimiz şeyler aslında senin için normal, değil mi?

- Evet, çok doğru söyledin Onurcum! Çoğu insan maalesef şeffaf değil. Gerçek yüzlerini göstermiyor. Ben kimseye hesap vermek zorunda hissetmiyorum. Ayrıca kimseden de korkmuyorum artık. Dolayısıyla kaybedecek hiçbir şey yok. Bugüne kadar kimseye muhtaç olmadım. Ne yaptıysam kendi tırnaklarımla kazıdım. Ama maalesef bu topraklarda çok oyun dönüyor. Yalan dolan, entrika... İnsanlarımız mutsuzluktan besleniyor. Kimse iyiliğinizi istemiyor. Kıskancız, gıybetçiyiz ve negatifiz.

Sen bu şeffaf halinle negatifliğe karşı kendini nasıl koruyorsun?

- Kalkanım var! Kendim olmayacaksam bu dünyada yaşamanın ne anlamı var? Kimden kaçayım ya da korkayım? Asıl dürüst olmayanlar kendilerinden korkmalı. Demek ki kendilerini sevmiyorlar. İşin en acı kısmı, kendini sevmeyen nasıl sevgi verebilir? Dolayısıyla beni kötü enerjiler etkilemiyor, direkt bedenimin içinden geçip evrende yok oluyor!

Çok acı çektim boşa gitmesin
Fotoğraflar: Murat Şaka

ÇÜNKÜ BİZ BİR KABİLEYİZ!

Kitabına oğulların nasıl tepki verdi? “Anne şu kısmı atlasaydın?” dedikleri oldu mu mesela? 

- Aslında hata yaptım. Çok heyecanlanıp çocuklarıma ilk birkaç sayfayı okudum. İlk tepkileri “Vay, bu kitap çok satacak mummy!” oldu.

Çok iyiymiş, ya sonra?  

- Birkaç gün sonra biraz tepki göstermeye başladılar. Sonuçta erkek çocuk. Kitapta çok erotik sahne var. Onların düşündükleri, arkadaşları okursa tepkilerinin ne olacağıydı... Sadece birkaç sayfadan bir insanın önyargılı davranması doğru olmadığı için kitabı verdim okumaları için. Bu kez “Çok sağlam olmuş” dediler, “Her koşulda senin arkandayız”.

Gurur duydun mu onların bu tavrıyla?

- Tabii ki! Çünkü biz bir kabileyiz (gülüyor).

Peki tam tersi olsaydı: Oğullarından biri, “Anne bu kitabı yayınlarsan beni kaybedersin” deseydi?

- Öyle bir şey asla söylemezler. Çünkü bu tehdide giriyor ve biz birbirimizi asla tehdit etmeyiz... Çünkü hepimiz sanatçıyız. Sanatıma hakaret etmiş olurlardı.

Çok acı çektim boşa gitmesin

KİMSEYE İFTİRA ATMIYORUM

Kitapta isimlerini değiştirerek yazdığın erkekler var. Onların içinden tepki gösteren oldu mu? 

- Tepki gösterirlerse kendilerini ele vermiş olurlar, değil mi? Zaten “yaşam öyküsünden esinlenilerek yazılmış bir kurgu romandır” yazıyor kitabın ilk satırlarında. Kimse polemiğe girmek istemez. Ayrıca kimseye iftira atmıyorum. Daha önce belirttiğim gibi, suçlu olan benim! Kabullenip birçok şeye göz yumduğum için...

Onca şey yaşadıktan sonra hayatın sırrını ya da nasıl yaşanması gerektiğini çözebildin mi? 

- Hayatın sırrı yok ki! Benim felsefem şu: Madem şu an olduğumuz dünyaya bu bedenle bir kere geliniyor, olabildiğimiz kadar merhametli, empatik, sevgi dolu ve verici olalım. Anı değerlendirip yaşamayı öğrenelim. Çünkü ne geçmiş var ne de gelecek. Sadece aklımızda bir düşünce ya da hatıra olarak mevcut hepsi.  

BALİ’YE GİTTİK, ÇÜNKÜ...

Bali’ye gidip çocuklarınla iki yıl yaşadın. Neler öğrendin orada?  

- İnsanların ne kadar azla yetinebildiğini birebir yaşadık. Ne kadar huzurlu ve mutlu olduklarına da şahit olduk. Maddiyatın önemli olmadığı büyülü bir ada Bali.

Neden Bali?

- Aslında gönlümde yatan Amerika’ydı. Çocuklarıma da yıllarca gideceğiz diye söz vermiştim. Doğal olarak bana olan inançlarını artık yitirmeye başlamışlardı. Onlara hayal kırıklığı yaşatmak istemedim ve bir gün Dilan dedi ki “Bali’ye taşınalım”. Onun tavsiyesiyle hemen araştırmalara başladım. İki hafta içinde de bavullarımızı toplayıp Bali’ye yerleştik! 

KADINLAR FELAKET OLABİLİYOR

Kitabın harika mesajlarla dolu. Özellikle erkeklerin, “Sevişmeyi seven kadınlara yaftalar yapıştırmasını” haksız buluyor ve eleştiriyorsun. Ama aynı kötülüğü kadınlar da kadınlara yapmıyor mu? 

- Kadınlarımız felaket olabiliyor! Maalesef çok doyumsuz ve kıskancız. Birbirimizin iyiliğini istemiyoruz. Hep eleştiriyoruz. Çünkü tatminli, huzurlu ve özgür kadınları kaldıramıyoruz.

Başından geçen şiddet olaylarına geleceğim. Kitapta diyorsun ki, “Bir anda karşı tarafı silip atamıyorsun ve bunun hep bir seferlik olacağını düşünüyorsun”. Şimdi geriye dönüp baktığında o günlere karşı hissiyatın ne?

- Sanki o ben değilmişim gibi, benim adıma başkası bütün o korkunç olayları yaşamış gibi! Çok acayip bir his. Çok sene geçtiği ve üstümde muhtelif çalışmalar, terapiler, şifalar yapıldığı için asla bir daha o aşk diye adlandırdığım hayata geri dönmem! Ama dediğim gibi, herhalde öğrenecek bir ders vardı.

Gerçekten o terapiler işe yaradı mı? Onlar olmasaydı yine şiddet içerikli ilişkiler yaşar mıydın?

- Kesin yaşardım. Çünkü egom kurban rolünden besleniyordu! Arkasına sığınıyor, saklanıyordum.

O Bennu neden dönüp dolaşıp arıza erkekleri bulmuş sence? 

- Muhtemelen çocukluğumdan kalan yaralardan dolayı. Bilinçaltımız kodlanıyor ya. Mesela mükemmel bir babaya sahiptim ama yaşadığı büyük travmalardan dolayı biraz fazla içiyordu.

Neler yaşamış?

- Bir arkadaşını kurtarayım derken abisinin elinde el bombası patlamış... Bu yüzden kolay bir çocukluk geçirmedim. Korku içinde büyüdüm. Birkaç yıldır da PSYCH-K kolaylaştırıcısı oldum. Bu yöntem sayesinde kodlanmış düşünceleri değiştirebiliyorsun.

Nedir bu PSYCH-K?

- Bilinçaltında tıkanmış ne varsa hızlı ve verimli bir şekilde değiştirebiliyorsun. Bilgisayar hard diskini düşünün. Onu nasıl formatlıyorsak aynı şeyi bilinçaltımızdaki düşünceler için yapıyoruz. Bir seans yaklaşık bir saat sürüyor. Bu konuyla bir sürü farklı workshop’a katıldım. Hatta Amerika’da çok farklı bir kadından özel ders aldım. Onun yöntemi beni uçurdu! Hem fiziksel manipülasyon yapıyor hem de konuşuyor. Dibe vurdum, ama beni aydınlığa da çıkardı! Şimdi profesyonel olarak PSYCH-K seansları yapıyorum. Hatta ekimde şiddete maruz kalan insanlara özel workshop yapacağız.

Çok acı çektim boşa gitmesin

OĞLUM KAI BENİ O ADAM KONUSUNDA UYARDI

Şu an âşık mısın?

- Çok seviyeli, saygılı, hoş bir an yaşıyorum kendisiyle. 

Oğulların, “Anne bu adam sana göre değil” dese dinler misin?

- En doğrusunu 11 yaşındaki oğlum Kai biliyor. Sadece bir kere beni uyardı ve haklı çıktı. Onu dinledim.

Tam olarak ne dedi Kai?

- Bence Kai bir şaman (gülüyor). Bana dedi ki, “O iyi bir insan ama iyi olmayan şeyler hissediyorum onunla ilgili”. Haklıydı! Çünkü kendisini tanıdıkça gördüm ki gerçekten arızaydı! Mitoman, manik depresif ve inanılmaz yorucuydu. Anneliğime tapıyordu ve çocuklarımı kıskanıyordu! “Keşke benim annem olsaydın” gibi şeyler diyordu. Çünkü annesinden hiç sevgi görmemişti. Anlayacağın bu sefer erken kurtuldum (gülüyor). Neyse ki artık gözümde perde yok. Aşkın da gözlerimi bir daha kör yapacağını hiç düşünmüyorum. 

BELKİ BEŞİNCİ BOYUTA GEÇİŞ YAPIYORUM 

Yalnız kalamayan bir kadın mısın? Hep bir sevgilin mi olmalı?

- Hayatımın bir sürü döneminde çok yalnız kaldım. Ve açıkçası çok iyi geldi. Erkekler bir ilişkiden çıkıp hemen başka bir kadın bulur ya. Ben tam aksi, yalnızlığımı çok severim.  

Şu an nasıl bir dönemindesin?

- Sanki çok yakında hayatımda büyük bir değişim olacakmış gibi! Belki beşinci “dimension”a (boyut) geçiş yapıyorum!

Aman dur, hemen gitme! Neden peki? Çok mu yükseldin?

- (Kahkaha atıyor) Çok yükselmedim ama algılarım açıldı! Merhametim arttı, duyarlılığım da. Bir sürü hissiyat daha yoğunlaştı.

FARKLI IRKLARDAN ÇOCUK YAPMA HAYALİM VARDI

◊ Dört erkek çocuk... Onlara en çok neyi öğrettin? 
- Doğru bulduğum değerleri sundum onlara. Bu yaşıma kadar yaşadığım hayat serüvenimden tecrübeleri paylaştım. Düşünüp tartmadan aksiyon alındığında başlarına gelecek olaylardan sık sık bahsettim ama seçimi onlara bıraktım. Asıl onlar bana çok şey öğretti. Koşulsuz sevgiyi, merhameti, empatiyi, sabrı, içimizdeki aşk ve sevginin ne kadar yüce olduğunu.

◊ Tüm hamileliklerin planlı mıydı?

- İkizler doğduktan birkaç ay sonra yeniden hamile kalmak planlı olamaz! Ama ben Miro’yu da çok istedim ve şükrediyorum ona her gün. Hep çok çocuk istemişimdir. Hatta farklı ırkın adamlarından birer çocuk yapayım diye bir hayalim vardı!

◊ Oğullarınla arkadaş gibi oluşunun sırrı ne? Hiç annelik taslamıyor musun yani, “Şunu yapmayın, buraya gitmeyin” gibi...

- Bir de onlara sor! Ben çok disiplinli ve gestapo bir anne olabiliyorum. Ama 18 yaşına bastıkları an her şey değişti. Eskiden belli saatlerde eve gelmeleri gerekiyordu yoksa kıyamet kopardı. Bunun gibi bir sürü sınır çizmiştim. Mesela hafta içi asla PlayStation oynanmaz evde. Hafta sonları da sınırlı saatlerde. Halen de öyle. Açıkçası annelik ve dostluk arasındaki o ince çizgiyi iyi oturttuğumu düşünüyorum. Bana danışırlar, paylaşırlar, ara ara çıkar eğleniriz. Onlara hep çok sevgi gösterdim. Açık davrandım ve konuştum. Ölümden sekse kadar her şeyi... Maalesef bana kimse öğretmemişti bunları. En önemlisi de asla yalan söylemiyoruz birbirimize. Çünkü benden korkmuyorlar.

◊ Erkek çocuğunu “paşa” gibi yetiştiren, aşırı şımartan annelere tavsiyen var mı?

- Of, ne diyebilirim ki onlara! Onların tercihi... Şımarık insana benim tahammülüm yok!

MARJİNAL DENMESİNİ SAÇMA BULUYORUM

◊ Sana yıllarca “marjinal” dendi. Bu etiketten nefret ettin mi?
- Çok saçma buluyorum! En komiği de “sosyetik fotoğrafçı” demeleri. Artık o ne demekse! Sosyeteyle alakam yok! Marjinal kelimesi de çirkin bir kelime. Eksantrik deselerdi daha hoş olurdu.

◊ Bir çocuk daha yapar mısın?

- Açıkçası bebek çok özlüyorum, ama tekrar o uykusuz geceleri ve ağlamaları çekebileceğimi düşünmüyorum. Zaten çok fazla öksüz evlat var dünyada. Bir çocuk daha dünyaya getirmek saçma geliyor bana. Eğer bir gün ekonomik durumum müsaade ederse evlat edinmek isterim.

SERENAY BENCE AKSAN İŞİNİ ÇÖZER

Kitabın film olursa seni oynaması için Serenay Sarıkaya’yı önermişsin. Sence senin aksanlı konuşmanı yapabilir mi Serenay?

- Çok alemsin! Aksan olayını hiç düşünmedim. “Ben, Ben Nü” için film görüşmeleri sürüyor. Serenay çok iyi oyuncu ve kesin aksan işini çözer.

Çoğu insan bilmiyor. Amerika’da okuduğun için aslında aksanlı konuşuyorsun...

- Evet, New York’a ben altı aylıkken taşındık, lise yıllarım da orada geçti.

Dolayısıyla farklı kültürlerin içinde büyüdün... Çelişki yaşadın mı?

- Evet. Babam Birleşmiş Milletler’de maaşlı çalışıyordu. İyi bir semtte oturuyorduk ama arkadaşlarımla aramda hem kültür farkı vardı hem de maddi fark. BM babama bir sürü avantaj sağladı. Doğal olarak hiçbir zaman “onlar” gibi hissetmedim. Ayrıca, “anne” dediğim Şefika Hanım da bizimle yaşıyordu. Pazen çiçekli bir elbise ve yelek giyer, başını da bağlardı. Oturduğumuz semtteki insanların evlerinde ise üniformalı hizmetliler vardı. Anladın mı yaşadığım çelişkiyi?

DÖRT OĞLU ANNELERİ İÇİN NE SÖYLEDİ?

MİRO: Her anlamıyla mükemmel!
DAREN: Efsane bir anne ve kadın.
DİLAN: Işık kaynağım ve çok iyi bir insan.
KAİ: Çok iyi bir insan. Ödevlerim için bazen sinirleniyorum, çünkü zorla yaptırıyor. Ama onu çok seviyorum.

DÖNERCİ DEĞİL VÖNERCİ AÇIYORUM!

◊ Yeni projelerin neler? 
- Şu anki projem Alaçatı’da, Hacımemiş Palas’ın içinde bir “Vönerci” açmak. “Vönerci nedir?” diye sorarsan, sağlıklı döner. Yani hayvansal gıda içermeyen. Bir de Amerika için bir projem var. Ondan daha bahsedemem!

 

 

 

 

 

 

 

 

X