"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Cinayet hikayesi giderek fantastikleşiyordu

Filiz Aker’in yeğenlerinin sıraya girip teyzelerinin huyu suyu hakkında açıklama yapmaları fantastikti.

Aker’in 20 yıllık arkadaşı Sevilay Öztürk’ün Ayşe Arman’a anlattıkları ise daha fantastik.
Öztürk’ün anlattıklarından bir kez daha anladım ki; Aker’i aslında en yakınları dahil olmak üzere kimse tam olarak tanımıyor!
Sadece Aker’in yaşam tarzı konusunda ipucu veriyorlar, o kadar.
20 yıllık arkadaş da bunu yapmış.
Aker’in gizemli sevgililerinin adını dahi bilmiyor.
Biri için “Arap asıllı” diyor, diğeri için “İngiliz”.
Dahası Aker’in bahsettiği iki sır perdesi yabancı arkadaşı Edi ve Jozi’nin de nihayetinde hayali karakterler olabileceğinden bahsediyor.
Yani 20 yıllık arkadaşının birçok şeyi uydurduğunun altını çiziyor.
İyi ama bu da tuhaf değil mi?
İnsan onca sene bir sürü şey paylaştığı, intihara teşebbüs ettikten sonra hastaneye götürdüğü, beraber yiyip içtiği, seyahatlere çıktığı arkadaşını hiç mi tam anlamıyla tanıyamaz ya da tanımak istemez?
Madem Aker’in hayali karakter yarattığına inanıyordu, Sevilay Hanım neden buna seyirci kalmış ki?
Öyle acayip bir hikayeyle karşı karşıyayız ki, sanki Filiz Aker senaryolara konu olsun diye yaşamış ve finali de özellikle kurgulamış gibi:
Cinayet, intihar ve yakın akrabanın, arkadaşın onun arkasından hayatını deşifre eden ama aslında tam anlamıyla hiçbir ipucu içermeyen demeç topaçları...
Kılavuz istemeden görünen tek köy şu:
Aker’in hayatının son demleri Woody Allen’ın meşhur “Blue Jasmine” filminde Cate Blanchett’ın canlandırdığı karakterin yaşadıklarına çok benziyor.
O filmde zengin kocasıyla Manhattan’da lüks bir hayat yaşayan Jeanette (Jasmine), eşinin beklenmedik iflasıyla sınıf ve statü kaybına uğruyor ve soluğu gayet orta halli bir hayat yaşayan kardeşinin yanında alıyordu.
Sonra ortaya çıkıyordu ki, eşinin kirli işlerini de polise bildiren zaten kendisi...
Aker’in hikayesindeki son düşüş de bir tür yerli Jasmine hikayesi.
Ama hâlâ Vatan Şaşmaz’ı neden hikayesine kurban ettiği sır.
Arkasında bıraktığı diğer tüm sırlar da cabası...

 

Keşke ‘ikincisi’ olsa Aleyna

Günün bir başka fantastik hikayesi ise Aleyna Tilki’den.
Meğer Aleyna’nın Instagram hesabında kullandığı bazı fotoğraflar başka yabancı hesaplardan çalıntıymış.
Aleyna bu fotoğraflardaki kişileri de haliyle “kendisiymiş gibi” yansıtmış.
Bu da tuhaf değil mi?
Neden kendine çok benzeyen bir insanın fotoğrafını bulup onu Instagram’ına koymakla uğraşır, buna gerek duyarsın?
“Hayranlarım benden fotoğraf bekliyor, ama şu an kendimi çekecek halim yok, başka hesaplardan alayım gitsin” tembelliği mi yoksa “Bir sosyal deney yapıp insanların gerçeklik algısıyla oynayayım, bakalım çakacaklar mı?” tarzı bir üst perde anlayış mı?
İddialı cümleleriyle tanınan Aleyna’ya ikincisi yakışır aslında.
Yani, umarım öyledir!

Son fantastik vaziyet

An itibarıyla yurtdışındayım ve tam da bu yazıyı yazarken bilgi taraması yapıyorum.
Zırt diye Wikipedia açıldı önümde.
Bir an kendimi memlekette sanıp şaşırdım, “Kapalı değil miydi, nasıl açıldı bu?” diye.
Sonra duruma aydım:
Kilometrelerce uzakta olduğuma...
Ve normal olmayan bir şeyi nasıl da normalleştirdiğimize...
Bu da günün son fantastik haliydi nitekim.

 

 

 

 

X