"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Cem ve Ozan aslında ‘sosyal çift’

Cem Yılmaz ve Ozan Güven gazetecilerin önüne espri olsun diye elele çıkmışlar ya.

Çok güldüm, bence şahaneydiler. 
Cem ve Ozan gerçekten çok yakın iki arkadaş.
Sosyalleşmeyi seviyorlar. 
Yeri geldiği zaman kahvaltıya da beraber gidiyorlar akşam yemeğine de, partiye de...
Yakın arkadaşların ya da kankaların, artık ne derseniz deyin adına, beraber sosyalleşmesi aslında kolay bir şey değildir. 
Uyumlu olmak, birbirini sıkmamak gerekir. 
Cem ve Ozan bunu başarıyor. 
Bu yüzden aynı zamanda bir social couple, yani ‘sosyal çift’ler...
Eminim aynı anda sevgilileri olsa bile beraber sosyalleşmeyi özlüyorlardır! 
“Sosyal çift” olma duygusu başka bir şey çünkü. 
O kaprissiz, kendiliğinden uyumu ve tabii eğlenceyi illa ki özlersin...

 

 

‘Jean çifti’nin yeni reklamı

Serenay Sarıkaya ve Kerem Bürsin’in yeni Mavi reklamını izledikten sonra şunları düşündüm: 
* Bu ‘rüya’ çift gerçek hayatlarında da çok eğleniyor, belli. 
* İlişki sırasında yaşanan sitemler, dramalar onların limanına pek uğramıyor gibi. 
* Reklamın ana fikri, uçağı kaçırmak filan da gayet iyi işlenmiş.
* Ama insan ister istemez Çağatay Ulusoy’un Colin’s reklamıyla karşılaştırıyor “jean çifti”nin yeni reklamını. 
Ve diyalogsuz, iyi müzikli o reklam, “yaşam öpücüğü” fikriyle bana kalırsa hala 1-0 önde.

 

 

Bravo Tolgahan

Erkek oyunculara sorulan favori sorulardan biri şudur: “Eşcinsel rolü oynar mısınız?”
Genelde bizim erkek oyuncular bu soru karşısında eser gürler, çok keskin şeyler söyler. 
Tolgahan Sayışman’a da aynı soruyu sormuşlar ama o tam aksine gayet mantıklı bir yanıt vermiş: 
“Rol ayrımı yapmam, içime sinerse ve hikayeye katkısı olacaksa oynarım”. 
Demek ki esip gürlemeye gerek yokmuş. 
Tolgahan gibi sakin yanıt vermek de mümkünmüş.

 

 

Yeni mekan haberleri

* Mayıs başında Nişantaşı Topağacı tarafında Moro diye bir mekan açılıyor. 
Mekanın menüsü tapas ağırlıklı olacakmış ve söylenen o ki, “Nişantaşı’nın Lucca’sı olma” hevesindelermiş. 
Her mekanın da böyle bir arzusu oluyor hayatta.
Ama bu tip arzuları o mekana giden insanlar belirliyor aslında. Bunu unutmamalı. 
Neyse, bakalım Moro nasıl olacak?
* Nammos Bodrum’a gelemedi ama Mykonos’un meşhur Interni’si temmuz başında Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda açılıyor. 
Nasıl olacağını gerçekten merak ediyorum. 
Dahası, Interni’nin Türkiye çıkarması sadece Bodrum’la sınırlı kalmayacakmış. 
Kışın İstanbul’da da mekan açmayı düşünüyorlarmış. 
* Kanyon’da, DOT Tiyatro’nun olduğu katta bir yeni mekan açıldı: Suvla...
Terası da var. Rezidansa bakıyor ama olsun, ferah. Menüde atıştırmalıklar ve iyi şarap seçenekleri var. Kanyon için bohem bir alternatif. Denenesi...

 

 

O fotoğraf

An itibariyle Londra’dayım ve tam da bu yazıyı yazdığım gün (perşembe) Kraliçe’nin 90. yaş günü. 
The Times’ın kapağında o var. 
Ama gazetenin içindeki fotoğraf daha da etkileyici: 
Kraliçe’nin torunlarıyla beraber çektirdiği bir fotoğraf...
Fotoğrafta dikkatimi bir şey çekti. 
Çocuklar sanki çocuk gibi değil. 
Fazlasıyla büyümüş de küçülmüş gibiler. 
Bir monarşi ciddiyeti/ağırlığı yüzlerinde. 
O yüzden çok hüzünlü bir fotoğraf.
NOT: Londra’ya girişte başıma gelenleri de ayrıca yazacağım, bekleyiniz. Ah Kraliçe ah!

Cem ve Ozan aslında ‘sosyal çift’

X