"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

‘Burunların selameti’ ve Orhan Baba

Orhan Gencebay’ı deodorant markasının reklam filminde gördüğüm andan beri tatlı tatlı fanteziliyorum:Orhan Bey reklam filminde giydiği o takım elbiseyle bu sıcakta metrobüse binse üç-dört durak sonra terden pişer, mahvolur.

 

O deodorant markası bile onu kurtarmayabilir...

Şimdi dönelim herkesin diline düşen o reklam filmine.

TERS KÖŞE

Valla reklam ajansları ve markalar bu tarz ters köşe işlere bayılıyor.

Çünkü bu tip işler kısa sürede dile düşüyor.

Nitekim öyle de oldu.

YAKIŞMAMIŞ

Orhan Gencebay’ın o güzelim klasiğinin (“Batsın Bu Dünya”) giriş kısmını bir reklam filmi uğruna “Burunların selameti için” diyerek alabora etmesi onca yıllık karizmasına yakışmış mı yakışmamış mı?

Kişisel kanaat:

Yakışmamış!

KAMU YARARI

Ama olaya “kamu yararı” olarak bakar, karizmayı filan geri plana atarsak,
esprili ve pek yerinde bir iş olmuş.

KÜÇÜMSÜYOR MU

Hayli kamu spotu gibi duran reklam, yol yordam öğreterek aslında hedef kitlesini de küçümsüyor gibi.

Önce yıkanın, sonra deodorant sıkın deniliyor ya.

Kısacası terin üstüne sıkmayın, daha da kötü olur vurgusu yapılıyor.

NEREDEN NEREYE

Meral Özbek’in “Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski” adında bir inceleme kitabı vardır.

O kitapta Orhan Gencebay arabeskinin “anlam haritası” çok güzel anlatılır.

 Gencebay’ın
şarkı sözlerinin toplumsal adaletsizlikleri dile getiren hümanist Anadolu halk kültürünün bir tamamlayıcısı olduğu belirtilir.

Önce kırsaldan kente göç eden sınıflarda karşılık/anlam bulduğu,
ANAP dönemiyle
ise yeni tüketici sınıfın da “utanmadan dinlediği” bir yeni zevke dönüştüğü ifade edilir.

Özellikle “Batsın Bu Dünya”nın.

Tabii bu 80’lerdeydi!

Şimdi yıl 2018 ve Orhan Gencebay da artık ununu elemiş, eleğini asmış, azıcık da kendi kendinin karikatürü olmuş bir “öğretici baba” rolünde.

Haliyle Orhan Gencebay arabeskinin zamanında sosyologlar tarafından incelenmiş “anlam haritası” da çoktan uçup gitmiş vaziyette.

DİDEM SOYDAN OYNASAYDI?

Bu ter meselesi her yaz, hatta kışın bile tartışılır.

Bakınız, geçtiğimiz kış Didem Soydan da metrodaki kötü kokudan dert yanmış, “Keşke deodorant kullanımı zorunlu hale gelse” demişti.

Böyle dediği için bazı takipçileri tarafından “elitist” olmakla suçlanmıştı.

Soydan da bu eleştirilere çat çat yanıtını vermişti.

Şimdi düşünün: Orhan Gencebay yerine Didem Soydan’ın bu
reklam filmi için seçildiğini...

Kim bilir neler olurdu?

Çağatay Ulusoy’un durumu

Çağatay Ulusoy’a verilen hapis cezasıyla beraber herkesin aklına ilk gelen şu soru oldu: “Başrolünde oynadığı Netflix projesi The Protector ne olacak?

Oysa bir şey olduğu yok.

Dizinin çekimleri sürüyor.

Hatta duyduğum o ki, 10 bölümlük dizinin ilk sezonu tamamlanmak üzere.

Ayrıca Çağatay’ın öyle hemen hapse girme durumu da yokmuş.

1.5 yıla yayılan bir itiraz süreci varmış.

Kısacası hiçbir şey kesin değilmiş.

 Mizahtaki acımasızlık dozu

Çağatay Ulusoy’a verilen hapis cezasından sonra Twitter’da yine acımasız mizah tweet’leri havada uçuştu. En fenası şuydu:

“Hayaller Netflix, hayatlar Metris.”

Mizahtaki acımasızlığın dozu bazen kaçıyor mu ne?

X