"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Bu kez Wang’in partisine ışınlanalım

New York Moda Haftası’nın en parıltılı partilerinden birini dün yazmıştım.

Moda fotoğrafçılığının en ünlü iki ismi Mert Alaş ve Marcus Piggott’nun ilk retrospektif kitaplarının tanıtım partisi...
Bugün bir başka partiye daha ışınlıyorum sizi.
Ünlü tasarımcı Alexander Wang’in partisine...
Wang’in partisi ters köşe bir yerdeydi. Brooklyn’deki Bushwick’te.
Bushwick, Brooklyn’in en trend noktalarından Williamsburg gibi yükselişteymiş.
Söylenen o ki, Williamsburg’te artan kiralar nedeniyle buraya yıllar önce gelip yerleşmiş bohemlerin bazıları Bushwick’e kaçmaya başlamış.
Bu durumu Williamsburg’te oturan bir arkadaşım eğlenceli bir şekilde şöyle özetliyordu:
“Bir dövme daha yaptırmak mı yoksa yükselen kirayı ödemeye devam etmek mi? Dövmeyi tercih edenler bil ki Bushwick’e kaçtı!”

Bu kez Wang’in partisine ışınlanalım

DURMADAN HİP HOP
Gelelim parti detaylarına...
Wang’in partisi Bushwick’te büyük bir deponun içinde gerçekleşti.
Çılgın bir kalabalık vardı, ama parti kitlesindeki ünlü şahsiyet sayısı Mert ve Marcus’un partisine göre daha zayıftı.
Partide durmadan ama durmadan hip hop çalınıp söylendi.
Hatta canlı performanslar oldu. Meğer bu Wang’in sevdiği bir müzik türüymüş, ondan dolayı maruz kalmışız.
Peki Wang’in partisinde fazla kalmayanlar soluğu nerede aldı?
Bushwick’in en popüler kulübü olan House of Yes’te.

Yaşam tarzı dedikoduları

New York’ta duyduğum en acayip şey şuydu:
Kurbağa zehriyle detoks yaptırma olayı!
Yaptıran bir kişi anlattı. Onun anlattığını aktarayım, ben hâlâ şaşkınım çünkü.
Zehri vücuda verdiğin anda kusmaya başlıyormuşsun.
Bittiği anda ise tüm iç organların temizleniyor, şahane hissediyormuşsun.
“Bu kadar çileye gerek var mı?” dedim bu acayip detoks olayını duyunca.

Doğru mu yanlış mı?

Yine bir New York detayı...
Hintli taksi şoförü o kadar hızlı gidiyordu ki, en sonunda bir kırmızı ışıkta duramadı ve geçip gitti. Tabii bu ihlalden sonra trafik polisi tarafından durdurulduk.
Polis gelip şoförden evraklarını istedi ve o esnada şoför hatasını kabul edip bin kere özür diledi.
Polis şöyle bir ona baktı bir de arkada oturan bana ve arkadaşıma.
Camımızı açmamızı istedi. Açar açmaz şöyle dedi:
“Eğer onun hızlı gitmesinden şikayetçi değilseniz işlem yapmayacağım. Çünkü sizin güvenliğiniz önemli.”
Bir an kalakaldık ve çok geçmeden şoförün üzgün bakışlarını fark edip “Yok değiliz” dedik. Polis de bıraktı şoförü, yolumuza devam ettik.
Doğru olanı mı yapmıştık yoksa yanlış olanı mı?
Polisin topu bize atması gerçekten ilginçti.

X