"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Bir insanın gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum

Bu bir şarkı röportajı! Nereden geldin, kimlerdensin şeklindeki laf salatasını bir kenara bıraktık Göksel’le. Sadece yeni albümündeki 11 şarkıyı konuştuk. O şarkıları yazarken ne hissettiğine odaklandık. Zaten ötesi boş. Çünkü Göksel’in o kırılgan sesi bugünlerde her yerde çınlıyor. Çünkü “Sen Orada Yoksun” adlı albümü dijital platformlarda şu sıra en çok ilgi gören çalışma. O zaman hazır mısınız şarkılarının izinden Göksel’in ruh haritasında kaybolmaya?

SEN ORADA YOKSUN
(“Siyah beyaz bir adamdı, hayalimdeki resim”)

Bu şarkıyı yazdığım anı çok iyi hatırlıyorum. Çünkü bu şarkıda çok sevdiğim bir filme, Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmine bir gönderme var.
2013 yazıydı. Datça’daki Türk Filmleri Festivali’nde sahneye çıkmıştım.
Elimde Cüneyt Arkın ve Belgin Doruk otobiyografileriyle İstanbul’a dönmüştüm.
Eve geldiğimde gitarımı aldım. Önümde de Cüneyt Arkın’ın kitaptaki fotoğrafı...
Birden şarkının o ilk dizeleri döküldü. Tabii ki yaşadıklarımın birikimiydi. Ama Metin Erksan’ın o filmde bahsettiği şeyle benim genelde yaşadığım aynı şey...
Bir insanın varlığından, gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum. Ki çoğunlukla hayali, gerçeğinden daha iyi oluyor.
Bu benim sorunlu tarafım olabilir. Hâlâ yalnız olduğuma göre sorun bende gibi (gülüyor).

GİTTİĞİNDE
(“Bulanık sularda takıldım ağlarına”)

Hani vardır ya, aşkta nefesinin kesildiği zamanlar...
Daha fazla yapamayacaksındır. Elinden bir şey gelmiyordur.
Bu şarkı onu anlatıyor.
“Gitmesen olmaz mı?” dizesini de içinden söylersin aslında.
Dışından değil.

Bir insanın gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum

ISIRGAN
(“Dudakları ısırgan otu yine de öpsün öpsün istiyorum”)

Biraz canımı yakıyorsun, ama bundan hoşnutum demek istiyorum.
Nasıl aklıma geldi acaba? Bilmem ki (gülüyor).
Bir yandan da bu şarkıda kendimle dalga geçiyorum.
“Düşmüyor dilimden hicran hep şarkılarım” diyorum ya...
Gerçekten de hep öyle!

KELEPÇE
(“Başka bir vücut isteme, başka bir şefkat arama”)

Aslında çok zor bir şey istiyoruz karşımızdakinden. Her şeyiyle bizim olmasını talep edi-
yoruz. Bu da gerçek sevgi değil.
Bunu bildiğin halde yapamıyorsun. Benim de çok sahiplendiğim anlar oldu. Sahipleniyorum, sahiplenilmekten de hoşlanıyorum.
Ama bu zorla olmamalı.
Şurada da çelişiyorum: Bir insandan bir ömür boyu senin olmasını istemek bencillik.
Mecbur olduğu için benim yanımda olan birini istemiyorum. Gerçekten benim yanımda olacaksa olsun.
Söz verdiği için durmasın...

AÇIK YARA
(“Açık yara zor kapanırmış, giden kolay unutulmazmış”)

Bir güç savaşı var bu şarkıda. İki taraf da özlüyor, istiyor, ama bir şey yapmıyor.
Benim orada en sevdiğim söz şu: “Benim olduğunu biliyorsun, boşuna direniyorsun” (gülüyor).
Aslında şarkılarımda genel olarak kişilerin çok önemi yok.
O duyguyu, o yükselmeyi seviyorum.
Zaten insanların büyük bir kısmı hayallerinde daha büyük aşklar yaşıyor.

BİN PARÇA
(“Göğsümde onun kızıl gülleri”)

Antalya Tekirova’da gizli bir yerim var. Her yaz giderim. Bu şarkının bir kısmını orada yazdım. Kendimi orada dünyadan uzak, tamamen kopuk ve çocuk gibi hissediyorum.
Orada bu kadar beste yapmış olmam tesadüf değil bence.
Şarkıya gelince bir pişmanlık, kendinle yüzleşme şarkısı bu.

AŞK KAHROLSUN
(“Kalbimi vermem, avuçlarında harcarsın”)

2013’ün Temmuz’unda,
tam da gecenin üçünde biri telefonla aramıştı. Şimdi niye aramıştı, unuttum. Sonra uyuyamadım ve bu şarkıyı yazdım.
Sonunun ne olacağını biliyorum ve bir kez daha yaralanmak istemiyorum diye hissedersin ya bir ilişkiye/aşka başlamadan evvel. Onun hissiyatı bu şarkı.
O güvensizlik daha önce yaşadığın deneyimler yüzünden.
Üç aşağı beş yukarı ne olacağını biliyorsun.
Yine de o çocuksu tarafımı bırakmış değilim. Sırf deneyimle hareket etmiyorum.
Kendimi biraz daha koruyabiliyorum. Bazı insanlar daha çok kalkanlarını çekmiş durumda. Asıl yalnızlık o.
Hiçbir şey hissetmemektense aşk acısı çekmeyi tercih ederim.

Bir insanın gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum

BELKİ ADIN
(“Orada hemen bırakmalıydım, kollarımda ölüyken”)
Çok seviyorum bu şarkıyı.
Bir aşkın bitişi çok hüzünlü aslında, o duyguya veda etmek de. Onu anlatıyor...

KOLAY MI
(“Adın yazmıyor artık tabelalarda”)

En eğlenceli şarkılardan biri. Ama burada da aynı çelişki var.
Bir taraftan oh gidiyorum diyorum, bir yandan da kolay mı yalnızlığım. Hep çelişkideyim gördüğün gibi (gülüyor).

Bir insanın gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum

BU SABAH
(“İçimde kıvrılmış duruyorsun”)

Çok seviyorum o dizeyi, “içimde kıvrılmış duruyorsun”u.
İlla birisi olması gerekmiyor, bir duygu da olabilir.
Bir de ben abartıyorum her şeyi. Şarkı yazdığım zaman zaten duygularımın en abartılı olduğu anlar. Bazen senaryo da yazabiliyorum. Aklım olumlu şeylere değil de olumsuz şeylere gidebiliyor. Aslında öyle olmadığı halde kendimi terk edilmiş, daha az seviliyor gibi hissedebiliyorum. Bilmiyorum işte, öyle.

DENİZE BIRAKSAM
(“Havada umut ruhum firar”)

Yazın Midilli’ye tatile gitmiştik Mabel’le (Matiz).
Yanımızda gitar da vardı. O kadar zevkliydi ki. Her anımıza bir şarkı yazdık. Bir sabah kahvaltı sonrası balkona oturduk ve denize baka baka bu şarkı ortaya çıktı. 10 dakikada. Zaten sonra arkadaşlarımız aldı bizi. Adayı dolaştırmaya götürdüler.
Tüm tatil boyunca bu şarkıyı dinledik durduk. Çok gerçekti.

Bir insanın gerçeğinden ziyade hayalini seviyorum

TEK ARANJÖR BÜTÜNLÜK YARATIYOR
Bütün şarkılarımın tek bir aranjörün elinden çıkması bütünlük yaratıyor. Bir de grup hissi veriyor.
Ozan Çolakoğlu’yla müzikal anlamda birbirimizi tamamladığımızı düşünüyorum.

AŞK O KADAR KOLAY OLMAMALI
Hayatı biriyle paylaşmak tabii ki güzel, ama istemediğim şey kollanmak. Çünkü başımın çaresine bakabiliyorum.
Etrafımda çok fazla yalnız kadın ve erkek var. İlişkiler bakımından çok karıştık... Şu an her şey o kadar kolay ve çabuk ki... Sosyal medya nedeniyle biraz da... Bence aşk o kadar kolay olmamalı...

HEPSİ YAŞANMIŞ
Bu albümdeki her duygu yaşanmışlık.
Bu kadar acıklı aşk şarkıları yazıp duruyorum, ama inan hepsini yaşadığıma o kadar memnunum ki...

LEYLA BİR DURUMUM VAR

Çok dalgınım. Bir leyla durumum var.
Birkaç arkadaşım, “Bu zamana kadar nasıl hayatta kaldın?” bile diyor. Kafam çok dolu, sürekli bir şey düşünüyorum. Bu yüzden günlük hayattaki basit şeylerle ilgili dalgınlık yapabiliyorum.

X