Bir aceminin ‘kite’ günlüğü

Son iki gündür en çok duyduğum cümle bu:Rüzgar var mı?

Haberin Devamı

 
Çünkü gündeminin birinci maddesi rüzgar olanların diyarındayım, Akyaka’da.
Ve gerçekten işin içine girince, yani kiteboard yapanları sahilden izlemekle kalmayıp öğrenmek için ders almaya başlayınca rüzgarla ilişkin başka türlü oluyormuş, onu fark ettim.
Mesela önceki gün kite eğitiminin ikinci günündeydim.
Kite eğitmenim Berna Öztürk’le beraber denize çıktık.
Berna ben kendimi hazır hissettiğimde kite’ı alıp belime bağladı.
Daha önceden öğrettiği hareketleri benim yapmamı istedi.
Tam o hareketleri yapıyorum, artık kaptırmışım, gökyüzündeki kite’a bakmaktan hafiften boynum da tutulmuş, aniden rüzgarın değiştiğini hissettim.
Gücü azalmış ya da başka türlü esmeye başlamış gibiydi.
Berna’ya söyledim. “Evet” dedi, “Rüzgarın gücü azaldı biraz. Yağmur bulutları geliyor ya, yönü de değişiyor.”
Rüzgarı anlamaya başlamak meğer bu işin sırlarından biriymiş...
Bu arada anlatmadan olmaz: O sırada oluşan nefis görüntü inanılmazdı.
Yağmur bulutları karşımızdaki Sakar Tepesi’ni simsiyah yapmış.
Ama arka tarafımızda hâlâ güneş.
Ve denizin ortasında uçan rengarenk kite’lar.
Doğrusu nefis bir andı, eridim bittim.

KENDİNİ BIRAK, KASMA!

Ah o koca kite!
İlk başta tırsıyorsun. Ben bu koca şeyi nasıl yöneteceğim diye.
Çünkü o seni yönetmeye başlarsa gümledin, sersem gibi oluyorsun, yere düşüyorsun.
Kite’ı senin yönetmen lazım tamam da, işte orada da kaygılar devreye giriyor.
Şöyle mi olur böyle mi olur filan diye.
O noktada rüzgarla ilişki kurmak ve kendini bırakmak önemli.
Zaten benim bu işten en çok anladığım bu oldu.
Kendini bırakmak!
Kasmamak!
Ne olacak diye düşünmemek.
Sadece o anda olmak.
Başka bir şeyi aklına getirmemek.
Aslında anı yaşamak dedikleri de böyle bir şey değil mi?
Sadece o ana konsantre olmak, ötesini boşvermek.
Geçmişti, gelecekti, şuydu buydu takmamak...

ASIL OLAY

Peki öğrendim mi?
Daha board’un üstüne çıkmış değilim. Ki asıl olay orada başlıyor.
Çünkü tüm eğitmenlerin anlattığına göre board’un üstüne çıkmaya çalışma dersi en önemli şeylerden biriymiş.
Ama nedense board değil, bana da kite’ı yönetmek asıl meseleymiş gibi geliyor.
Yanılıyor da olabilirim, ne de olsa daha acemiyim.

Haberin Devamı

Bir aceminin ‘kite’ günlüğü


CİDDİYE ALMAMIŞTIM

Boynum ağrıdı dedim ya, ilk baştaki derslerde hep olurmuş.
Deneyimli arkadaşlar söylemişti de ciddiye almamıştım.
Çünkü sürekli yukarıya bakıyorsun, kite’ına.

FARKLI BİR DÜNYA

Haberin Devamı

Bir de şu çok zevkliymiş:
Kite dersin bitince, ki en az iki-üç saat sürüyor, plajdakilerle kite muhabbeti yapmak.
Çünkü o an başka hiçbir gündemin olmuyor.
Sanki bir oyunun içindesin ve oyunu oynayan tüm arkadaşlarınla beraber farklı bir dünya kurmuş gibisin.
Oyun dışında başka bir şey konuşmak da bu yüzden anlamsız geliyor.
Sosyal medyaya hiç bakmıyorsun mesela, aklına gelmiyor.
Hatta telefonun neredeydi unutuyorsun.
Varsa yoksa kite üzerine konuşmalar.
“Ders nasıl geçti? Body drag yaptın mı?” gibi gibi...

DAHA BİTMEDİ

Neyse, benim şimdi kaçmam gerekiyor.
Kite beni bekler.
Ama Akyaka yazıları sürecek, daha bitmedi.
Akyaka’nın bohem hayatı üzerine analizler, gözlemler...
Şimdi gidip rüzgar var mı bir bakayım...

Yazarın Tüm Yazıları