"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Beren Saat’ten ucu açık bir sezon finali

Beren Saat’in Instagram’ında yayınladığı gizemli, karmaşık, geçmişteki aşka odaklı, insanların yorum yaza yaza bir hal olduğu ‘post’ları yer yer bir Netflix dizisi gibiydi.

En son yayınladığı Kenan Doğulu doğum günü ‘post’uyla da sezon finali yaptı Beren Saat. Ama gördüğüm o ki yine “ucu açık” bir final sezonuydu bu.

Bazı takipçileri, “Oh ne güzel boşanmıyorlar, kudurun magazin basını!” demiş mesajı okuyunca (olan da hep magazin basınına oluyor ya, ona kederleniyorum Afitap!)

Bazısı da, “Emin misiniz kız? Bu mesajın ardından boşanma gelir”...

Velhasılıkelam, Beren Saat’in özel hayat dizisini, Netflix’in bir diğer dizisi “What/If” kadar olmasa da denk geldikçe takip eden biri olarak şunları satırlamak isterim...

Beren Saat’ten ucu açık  bir sezon finali

5 MADDEDE O YAZI

  1.  Beren Saat çok güzel cümleler kuruyor, bayılıyorum.
  2. “Yaydığımız aşk enerjisiyle iklim değişikliğine sebep olduk” cümlesi hele, WhatsApp’ta sevgilisine yazacak derin bir şey bulamayan sevgililerin yakında diline düşer, sakız olur. Hatta Demet Akalın alır bu lafı “İklim Değişikliği” diye şarkı yapar. Yaz ortası plaj bombası olarak atıverir eller havaya diyarlarına...
  3. Beren Saat’in samimiyeti başka hiçbir ünlüde yok.

Bir başkası, mesela Gülben Ergen, yazar mı hiç bu kadar şeffaf cümleler:

“Sen bir noktada masumiyetini kaybettin (Kenan’a)”.

“Ben evlenmeye görece az hevesli taraftım zaten...”

4. Beren Saat bir de, “İnsanların bir aşkı başarmaktan anladığı nedir?” demiş. Çok şahane bir polemik konusu. Oysa bana göre aşk başarılmaz. Aşkın başarıyla bir ilgisi yoktur.

Fikrimi belirttim, çekileyim...

5. “Ucu açık bir sezon finali olmuş” dedim, ki bence öyle. “Artık içimde ne öfke ne pişmanlık, her damla gözyaşıma ziyadesiyle değdin” diyor Beren ve “Sen tabii ki yeni şarkılar yazacaksın.”

Ve her ne kadar yazısının sonu “İyi ki doğdun da sana aşık oldum” diye bitse de bu bir ayrılık mesajı!

Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığının, “oldurmaya” çalışmanın da zorlaştığının medeni ve severek ayrılalım diyen şık bir sinyali.

Ya da bana mı öyle geldi?

Dedim ya, Beren Saat “ucu açık” final seviyor.

Ben ikinci sezonu çok merak ettim şimdi...

Merhaba tüm yaş grupları!

Sosyal kelebek bünyelerin dışarı çıkınca kurduğu klişe cümlelerden biri şudur:

“Ya burası çok yaşlı.”

Çünkü cümleyi kuranın kendisi 20’lerindedir ve içerideki yaş ortalamasını fazla yüksek bulur.

Bunun aksi de var: “Burası fazla çoluk çocuk.”

Çünkü cümleyi kuranın kendisi 30 ya da 40’larındadır.

Mekandaki yaş ortalamasını fazla düşük bulmuştur.

Önceki gün İstanbul’un en iyi günbatımı manzarasına sahip teraslarından biri olan Monkey’de bu iki cümleyi de kuran yoktu.

Bir tarafta Bülent Eczacıbaşı ve Alman Lisesi’nden arkadaşları bir araya gelmişti.

Günbatımına karşı sohbet ediyorlardı.

Onların iki adım ilerisinde yabancıların da olduğu hayli genç bir grup kendi kendilerine eğleniyordu.

Demek ki iki grup da yaşa başa takılmadan kendi halinde takılabiliyormuş.

Erkekliğimizi unuttuk!

Ece Vahapoğlu dün Kelebek’ten Sinem Vural’a verdiği röportajda “Kadınlığımızı unuttuk” demiş.

Düşündüm de, erkekler neden böyle cümleler kurmaz?

Kurdular diyelim, pek de hoş karşılanmayacakları kesindir değil mi?

Çünkü kulağa bir tuhaf geliyor:

“Erkekliğimizi unuttuk, içinizdeki erkeği uyandırın” filan...

Madem öyle, neden “kadınlık” ve “erkeklik” bir meslekmiş gibi sınıflandırılıyor?

Cumartesi cumartesi takıldım işte...

 

 

 

 

X