"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Aleyna Tilki’nin tavşan kafalı erkekleri

Aleyna Tilki yüzü olduğu jean markasının son reklam filminde enteresan şeyler yapıyor.

Aleyna Tilki’nin tavşan kafalı erkekleri
 
Denizin ortasından çıkıp tavşan maskesi takmış erkekler ordusunu peşine takarak şehre geliyor.
Bu tavşan maskeli adamları görünce elbette aklıma kült film Donnie Darko geldi.
Jake Gyllenhaal’un ergenlik dönemlerinde oynadığı filmde kahramanımız Donnie sürekli tavşan kostümü giymiş birinin hayalini görüyordu.
Hatta tavşan kostümlü zat-ı muhterem Donnie’ye, 28 gün sonra dünyanın sonunun geleceğini filan söylüyordu.
Aleyna o filmi görmüş müdür yoksa sadece Alice’in tavşanından hareketle mi bu tavşan adam ordusunu peşine takmıştır; bilinmez... İlginç olan diğer bir husus da Aleyna’nın reklam filmindeki öfkeli, şiddetli hali...
Her ne kadar öfkesini güvenlik kamerasından, etrafta uçuşan ‘drone’dan çıkarsa da bir yerli reklam için alışılmadık derecede sert bu sahneler.
Aleyna’nın kameralara savurup durduğu beyzbol sopasını sürekli gözümüze sokması da öyle...
Doğrusu, jean markasının kendini anlattığı bir reklamdan öte Aleyna’nın kendini anlattığı bir klip olmuş bu.
Çünkü bir noktadan sonra markanın havada uçuşan cesaret sloganlarını filan unutup “Bu kız ne demek istiyor acaba?” diye tatlı tatlı alt metin arıyorsun derin kuyularda...

Beyonce hırsı diye bir şey var

Beyonce’nin konserle karışık belgeseli Homecoming’i izledikten sonra oluşan hissiyat: Şu hayatta Beyonce hırsı diye bir şey var!
İkizlerini doğurduktan hemen sonra Coachella performansı için çalışmaya başlayan Beyonce 100 gün süren provalar sırasında kendini öyle bir zorluyor ki, şahane bir itirafta bulunuyor:
“Bir daha kendimi hayatta bu kadar zorlamam”.

Aleyna Tilki’nin tavşan kafalı erkekleri

Öyle sıkı bir çalışma ki, provalar arasında karavanına gidip bebeklerini emziriyor mesela.
İzlerken o hırsı hem takdir ediyor hem de “Bu kadarına gerek var mı?” oluyorsun.
Tamam, kendini aşmak, kendini gerçekleştirmek kavramları bir ara çok modaydı.
Hâlâ da bunun etkisiyle yayınlanmış kişisel gelişim kitaplarından geçilmiyor.
Ama artık o kavramlar da tersine dönmeye başladı: Kendini rahat bırak devrine geçiş yaptık.
Çünkü herkesi belli bir kiloya inmeye, dibine kadar sağlıklı yaşamaya, kendinden başka biri yaratmaya zorlayan reçetelerden biraz gına geldi.

Havalimanında yerde yatanlar

İstanbul Havalimanı Dış Hatlar tarafında kendiliğinden oluşan bir hadise var:
Şıkır şıkır duty free alanlarının arasına serpiştirilmiş halıların üzerine yatıp uyuyanlar...
Çantasını yastık yapıp yerde kıvrılarak uyuyanların fazlalığını görünce önce “Acaba alanda yeterli dinlenme alanı mı yok?” diyorsun.
Ama gezdikçe görüyorsun ki, aslında var.
Fazla fazla.
Anlaşılan o ki, koltuk yerine yerde yatmak daha konforlu ve rahat geliyor yolculara.
Garip ve açıkçası havalimanına yakışmayan bir durum.

Aleyna Tilki’nin tavşan kafalı erkekleri

Evrenin oluşumunu tamamladı, dokunmayın

En son bir defilede poposunu açmak suretiyle magazin aleminin şimdiki sıkıcı tekdüzeliğine bir 90’lar diklenmesi/hareketliliği ve de tatlı su anarşizmi getiren Hatice eylemlerini sürdürüyor.
Bakınız en son ters köprü hareketini paylaşmış Instagram’ında.
Ters köprü hareketi bir şey değil de, altına yazdığı şey çok eğlenceli:
“Ben evrenin tüm oluşumunu tamamladım, az laf çok iş. Sizin konuştuklarınız benim yapıp bitirdiklerim.”
Diğer söylediklerini hadi es geçtim, ama evrenin oluşumuyla ters köprü hareketi arasındaki bağlantıyı kurabilen beri gelsin...

Aleyna Tilki’nin tavşan kafalı erkekleri

Yeni dedikodular

Hiç dedikoduyla, ünlülerle filan ilgisi olmayan bir tanıdık geçtiğimiz günlerde telefonundan yarı çıplak bir kadın fotoğrafı gösterdi, “Bu gerçekten o ünlü kadın mı sence?” diye.
“Yok” dedim şaşırarak, “Pek benzemiyor. İyi de bu fotoğraf nereden geldi sana?”
Kayıtsız bir şekilde, “WhatsApp grubuna düştü” dedi.
Sonra iş, “O gay mi, peki şu çok konuşulan yatak odası dedikodusu doğru mu?” muhabbetine kadar kaydı.
Çok tipik aslında: Seks dedikodusu bir şekilde herkesi bir yerinden yakalıyor.
En ciddi görünen insan bile seks dedikodusuna bayılıyor.
Ama bazı seks dedikoduları var ki, artık “kült” mertebesinde.
Çoktan gerçek olarak kabul edilmiş bile.
Tabii ki buraya yazamıyorum, ama bir gün o ünlü şarkıcıyla karşılaşırsam açık açık soracağım, “Çok duydum hakkınızdaki şu dedikoduyu, ama ben hiçbir zaman inanmadım. Sizin de kulağınıza gelmiştir muhakkak. Duyduğunuzda ne hissettiniz?” diye.
Ve hayır, ne yazık ki yanıtını da yazamayacağım.

Bir anda mekanı işgal etmişler

Hâlâ gece hayatında böyle şeyler oluyor mu dediğim bir olay duydum.
Aktarayım:
Olay popüler bir gece kulübünde gerçekleşmiş.
İçeride olan müşterilerden birinin belinde silahı varmış.
Bu durumdan doğal olarak rahatsız olan bir müşteri de güvenliğe gidip şikayet etmiş.
Eli silahlı kişi bu şikayet sonrası dışarı çıkartılmış.
Sonra ne olmuş?
Ertesi gece bu kişinin 40’a yakın adamı gece kulübüne gelmiş.
Hayır, olay çıkarmamışlar.
“Doğum günü kutlayacağız” demişler.
Bir tür işgal etmişler mekanı yani.
Sonunda mekancılar polis çağırmış.
İki grup arasında kısa süreli bir gerginlik yaşanmış ama olay sakin bir şekilde sonlanmış.
Bir çatışma olmadan...

Gözümden kaçmayanlar

◊ Sertab Erener’in Sade adlı şarkısının demosuna babasının çektiği 35mm’lik çocukluk görüntülerini yerleştirmesi.
Eski Türkiye’nin naifliğini özleyenler için gayet güzel bir video olmuş.
◊ Bu yazıyı yazarken uçaktayım ama havalanabilmiş değilim. Çünkü uçacağımız piste varmak 35 dakika sürdü!
Yetmedi, bir de havadaki uçağın inmesini bekledik.
Yeni havalimanını herkes beğeniyor ama bu uzun taksi süreleri dile düşen bir durum oldu. Çaresi de yok maalesef.
Her şeye olduğu gibi buna da alışacağız.

X