"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Aldatıcı bir soru: Bu yaz Bodrum mu Alaçatı mı

Yaz gelsin...

Aldatıcı bir soru:  Bu yaz Bodrum mu Alaçatı mı

Son bir aydır herkesin sosyal medyasına, diline vuran cümle buydu.

Birkaç gündür hava biraz ısındı ya, şimdi de “Yaz geldi”ye döndü iş.

Herkes her şeyden o kadar bunalmış ki, galiba yazın kendisi bir tür kurtarıcı olarak görülüyor...

Peki yazı erken getirenler hafta sonu neredeydi?

Bodrum mu Alaçatı mı yoksa başka bir yer mi?

Aslında herkes kendi topluluğu nereye gidiyorsa oraya gidiyor artık.

Hafta sonu da öyle oldu.

İstanbul’un tanınmış mimarları, tasarımcıları ve onların eşleri dostları Bodrum’daki Nikki Beach’te toplandı, eğlendi.

Moda editörleri, fotoğrafçılar ve onların tanıdığı/sevdiği bazı oyuncular ELLE Dergisi organizasyonuyla Kemer’deki Maxx Royal’deydi...

Yeme içme sevdalıları Tasting sebebiyle Alaçatı’da bir aradaydı...

Bohem burjuva diye tanımlanabilecek, farklı mesleklerden bir grup insan ise Marmaris’teki Bonjuk Bay’in çatısı altında toplandı. Açılış partisi sebebiyle.

Tüm bu toplanmalardan benim en çok ilgimi çeken grup Bonjuk Bay tutkunları.

Kolombiya’daki bir otel sahibinden bile, “Bu yaz Bonjuk Bay’e gelmek istiyorum” lafını duydu bu kulaklar, düşünün.

Conde Nast Traveller son sayısında Bodrum hakkında şahane yazılar yazsa da, Alaçatı’da sürekli yeni plajlar/işletmeler açılsa da, galiba bu yazın esas gizli yükseleni (önceki yaza da bakınca) Bonjuk olacak.

Çünkü Bonjuk Bay hâlâ merak uyandırıyor.

Oradakiler, Bodrum ya da Alaçatı’ya gidenlere göre daha az “görünürler”.

Her anlarına Instagram’dan şahitlik edemiyoruz.

Bir yandan da hepsi aynı meslek grubundan değil.

Orada tanışıp birbiriyle arkadaş olanlar hayli fazla. Yabancı turisti de...

Denizini, plajını, çalan müziğini filan bir kenara bırakıyorum.

Önemli olan hadise şu:

Bonjuk’un kendiliğinden, gayet sadık bir topluluk yaratmış olması.

Mesela bir tanıdığım resmen oradan çıkmıyor.

İşinden izin alıp sürekli soluğu orada alıyor.   

Bu şahane bağlılığın bir nedeni de Bonjuk’un bir manifestosunun dahi olması.

Hep bildiğimiz, pek tatlı, ama vıdı vıdı şeyler:

Sev, paylaş, yarat, sağlıklı beslen filan. Lakin yine de etkili bir manifesto...

Alaçatı’daki bir mekanın aklına manifesto yayınlamak gelmiyor en azından.

Aradaki fark bu... 

O yüzden başlıktaki Bodrum mu Alaçatı mı sorusu çoktan demode.

Artık kafalar kendi topluluğunu yaratmış, kendi kuralını koymuş gizli cennetlerde... 

Şunu da söyleyeyim...

Bodrum ve Alaçatı’nın sorunu biraz bu galiba.
Önemli olan Tulum’un bohem tavırlı halini, dekorasyonunu almak ya da Mykonos’un eğlenceli cool tarafını aynen kopyalamak değil.
Özgün bir ruh ve kimlik yaratabilmek...
Neyse, bu konuda da lafımı ettim, rahatladım.

15.00: Değişim saati!

Epeydir şehirde takip ettiğim bir saat dilimi var: 15.00...

Neden?

Çünkü o saat taksicilerin değişim saati.

O saate yakın taksi çevirmeye çalış, hayatta bulamıyorsun.

Hiçbiri almıyor, sen de kös kös bekliyorsun.

Uber aktif yaşantısına devam ederken bu 15.00’i unutmuştum.

Şimdi tekrar hayatıma girdi.

Ve artık o saatten önce çıkıyorum gideceğim yere.

Geçtiğimiz gün şans eseri iyi bir şey de oldu.

Beni alan taksi şoförü bir noktadan sonra araçtan indi, diğer şoför bindi.

Çünkü saati tam 15.00’ti.

Ama tabii bu değişimi -o anda o kadar sosyal medyaya dalmışım ki- inerken fark ettim!

Diziye yeni katılan oyuncuya bakar gibi yeni şoför arkadaşa, “Aa siz yenisiniz” filan diyerek, gayet saçmalayarak... 

X