"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Adı Cihangir’deki kafede yaşayan İngiliz

Bir dönem Cihangir’in en popüler mekanlarından biriydi White Mill.


Geniş bahçesi, geç saatlere kadar süren bar eğlencesi, ünlü oyuncuların uğrak yeri olması White Mill’i çok konuşulan bir yer haline getirmişti.
Üç yıl önce White Mill Cihangir’den çıktı ve bir süre sonra Akaretler’e transfer oldu. Uzun süredir boş olan eski White Mill’in yerine ise bu kez mülk sahibi Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin bir mekan açtı: Emily’s Garden.
Birkaç gün önce kapılarını açan mekan aslında hâlâ White Mill’in hayaletinin izlerini taşıyor.
Bahçede çok büyük değişiklik yok mesela. Ufak dokunuşlar var.
İçeride ise barın yeri değişmiş, mekan genişlemiş, daha iyi olmuş.
“İkinci dereceden tarihi eser binanın yanında olduğumuzdan çok fazla değişiklik yapamıyoruz” diyor Oğulcan Engin.
“Bu hali de güzel” diyorum; bahçenin nefis ağaçlarına ve o ağaçların altından çıkan Emily’nin yavru kedilerine bakarken...
Evet, Emily mekana ismini veren kedinin ismi.
Ama aslında bu ismin Oğulcan Engin için başka bir anlamı da var.
Yıllar önce Milano’da okurken tanıştığı İngiliz kız arkadaşının ismiymiş Emily. “Yaşatılması gereken bir isimdi” diyor Oğulcan.
Ondan bahsedince hâlâ gözleri parlayarak...
Bu arada mekanın fiyatları piyasadaki muadillerine göre hayli makul, hatta ucuz.
Kokteyller 44 ile 54 lira arası.
Ki çoğu mekanda artık 65-90 lira arası.
Ana yemekler ise 50 ile 70 lira bandında...
Elbette mekana sadece Cihangirliler değil, başka semtlerden ‘turistler’ de gelecektir.
Sırf bu yüzden Emily’s Garden’ın hayli şenlikli olacağına şüphe yok.

Demet Akalın sevinsin mi üzülsün mü

Rap dünyası Demet Akalın’ı seviyor mu yoksa onu ve temsil ettiği dünyayı eleştiriyor mu?
Son örnek: Demet Akalın, Norm Ender’in 2017’de çıkan “Aura” adlı albümünde yer alan “Kezban” şarkısında da isminin geçtiğini görüp Twitter’da heyecanlanmış.
Oysa şarkı Demet Akalın ve onun temsil ettiği dünyada yaşayanları eleştiriyor.
Ben Fero’nun, radyolarda durmadan Demet Akalın çalmasına tatlı tatlı değinmesinden çok başka şekilde.
İşte şarkının sözlerinden bir kuple:
“Elde bir telefon pembe kaplı ve onu da kendi gibi süslemesi
Zırt pırt yazışıp triplere girip sonra sana bakıp üflemesi
Postişli falan kankalarıyla o aşk dizilerine özenmesi
Aynalı pozlarıyla sahteliği aforizmalarla gidermesi”.
Şarkı bu tarz sözlerle devam ediyor.
Peki şimdi Demet Akalın üzülsün mü sevinsin mi?
Öyle ya da böyle, bir kimliğin/bir yaşam tarzının adı oldu Demet Akalın.
Bir sembol yani.
O zaman heyecanında haklı.
Marka olduğu için sevinebilir.

Uzun bir aradan sonra...

Röportajlarında “aslında hiçbir şey söylemeyen” ünlülerden, onların derinliksiz, aşırı kendine dönük hallerinden çok sıkılmıştım.
Ta ki Some Men dergisindeki Mehmet Günsür röportajında şu satırları okuyana dek.
Üzerine düşünülesi şeyler söylemiş Günsür, bin tebrik:
“İnsan bilinci kendi yarattığı bütün sistemlerden daha hızlı evrim geçiriyor.
O yüzden yarattığımız birçok yöntem eskide kaldı.
Dünya şu an bunun sıkışmışlığını yaşıyor.
Türkiye’de de aynı his var.
İnsanlar artık farkında olmasalar bile insana, hayvana, canlıya, tabiata daha değer verir haldeler. Bu bakışa gayri ihtiyari ihtiyaçları var.
Yaşadıkları her şey çok derinlerinde bir yerlerine dokunuyor.
Ve artık bunun farkına varmaya başladılar”.

X