"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

‘O kadın’ı bulursam bir seneye evlenirim

O, “Benim İçin Üzülme” dizisinde canlandırdığı karakter öldüğünde, ardından “Ahmet ölmedi” diye pankart açılan adam. Şimdi ise “Deliha” filminde Deliha’nın deli gibi aşık olduğu yakışıklıyı oynuyor. Yeni jönler arasında adı sıkça geçen, genç kızların gözdesi Barış Arduç “Hatırlayabildiğim bir ilk aşkım bile yok, bugüne dek hiç aşık olmadım” diyor.

Öncelikle hayırlı olsun. Bir BKM projesi olan “Deliha”da başroldesin. Nasıl kesişti yollarınız?
- Oynadığım dizinin sezon finali aşamasında, “Yazın sinema filmi yapayım” düşüncem vardı. Komedi istiyordum. BKM’yle bir görüşmem oldu, sonrasında beraber çalışmaya başladık.

“Deliha” karakterinin yaratıcısı Gupse Özay’ı önceden tanıyor muydun?

- Gupse’yle tanışmıyordum ama “Yalan Dünya”dan önce yaptığı birkaç işi biliyor, mizah anlayışını seviyordum.

Kaç doğumlusun?

- 9 Ekim 1987 doğumluyum.

Terazi. Memnun musun terazi olmaktan?

- Ben memnunum da insanlar memnun değil galiba. (Gülüyor)

Neden?

- Sürekli “Terazi mi!” tepkisi alıyorsun ya...

Genelde o tepki akrebe, ikizlere verilir ama...
- Zaten genelde kadınların verdiği tepkiler. Terazilerin de gamsız olduğunu söylüyorlar.

Öyle misin peki?
- Yoo.

İsviçre’de doğmuşsun. Peki seni buralara hangi rüzgar attı?

- Dedem orada işçiymiş zamanında. Annem babamla oraya gidiyor, biz de üç erkek kardeş orada doğuyoruz.

LANETLİ MİYİM DİYE DÜŞÜNDÜĞÜM OLDU

‘O kadın’ı bulursam bir seneye evlenirim
Fotoğraflar: Murat ŞAKA

Annen baban ne yapıyordu orada?

- Biri işçi, biri emlakçı. Sonra birlikte emlak işi yapıyorlar. İlkokul döneminde Türkiye’ye geldim, onlar da bir sene sonra kesin dönüş yaptı.

Neden sen onlardan önce geldin?

- Onu anlamış değilim. Okula Türkiye’de başlamamı istediler, tamam... Ama neden onlar yoktu? Hâlâ bunun tartışmasını yapıyorum ailemle. “Ne kadar acımasızsınız” diyorum. Onlar da sanırım bunun pişmanlığını yaşıyor.

Tek başına mı gelmiştin

- Yok, abimle beraber.

Peki kimin yanında kaldınız?

- Halamın yanında. Eşi vefat etmişti, onun da okul çağında iki kızı vardı...
O günleri hatırladığında neler hissediyorsun?
- Acı.

Neden?

- Bazen çaresiz hissettiğim oluyordu. Sonuçta anne-babaya en çok ihtiyaç duyduğun zamanlar. İlkokul 1 ve 2. sınıfta Adapazarı-Sakarya’daydım. Sonra bizimkiler geldi. Gölcük’te dairemiz vardı, oraya yerleştik. İlkokul 3-4 ve 5’i orada okudum. Son sınıfın yazında 1999 depremi oldu.

Sen Gölcük’te miydin o gün?

- Biz yaz olduğu için Sapanca’daydık. Gölcük’teki mahallemiz dümdüzdü, bir tek bizim apartman ayaktaydı. O manzarayı görünce ciddi bir travma yaşadım. Vefat eden arkadaşlarım da varmış, daha kötü olmayayım diye bunu bana üç-beş ay sonra söylediler. Bu arada tabii Gölcük artık yaşanmaz bir halde... Ne yapacağız, nereye yerleşeceğiz diye düşündük, Bolu’ya taşındık. Biliyorsun 12 Kasım’da da Düzce depremi oldu.

Senden korkulur. Gittiğin yer sallanıyor!

- İstanbul’a gittiğimde bunun geyiği çok döndü “Aman abi buraya da getirme” falan diye. Ama Düzce depreminde gerçekten çok kötüydüm. “Ne oluyor, lanetli miyim” dedim.

HATIRLAYABİLDİĞİM BİR İLK AŞKIM YOK

‘O kadın’ı bulursam bir seneye evlenirim

İstanbul macerası nasıl başladı?
- Tam ergenlik çağında İstanbul’da bir liseye geldim. Çok zorlandığım zamanlar oldu. Çocukların arkadaşına kardeşinden daha çok bağlandığı bir dönemde, başka bir şehre taşınıp orada okula başlamak zor. Hele İstanbul gibi bir yerse... Bolu’da gidip gezeceğin yerler, yapacağın aktiviteler belli. İstanbul’da ise sanki lise değil de üniversite hayatı gibi yaşıyorsun birçok şeyi. Köyden indim şehre durumu olmuyor değil.

İlk aşk neredeydi?

- Hatırlayabildiğim bir ilk aşk yok. Bolu’da okulun basketbol takımındaydım, o da ekstra popülerlik kazandırıyor size. Başımda kavak yelleri esiyordu herhalde...

Sporla bu kadar iç içeyken aklında oyunculuk var mıydı?

- Sinema filmi izlerken oynama dürtüsü hep içimde vardı. Kendimi bildim bileli sporla haşır neşirim ama hiçbir dalda profesyonel olamadım, çünkü hepsine meraklıydım. Voleybol, futbol, basketbol oynadım, fitness yaptım, yüzdüm. Belli bir branşa odaklanmadığım için de profesyonel olamadım. Konservatuvara mı gitsem, spor akademisi mi okusam diye düşünürken spor ağır bastı. Kazandım da... Kazanmak için 6-7 ay dedemin Şile’deki köy evine kapandım.

Neden izole ettin kendini?
- Çünkü İstanbul’da olsam odaklanamayacağımı biliyorum. Testler, kroslar falan... Çok iyi hazırlandım. Kazandım ama beş-altı ay sonra bırakmak zorunda kaldım.

Kazanmak için o kadar uğraştıktan sonra!

- Evet. Mecburen... Bir hocamızla tatsız bir olay yaşadım. Kavga etmeyi hiç istemezdim ama eskiden daha kontrolsüzdüm.

Hâlâ gelemedik oyunculuk yıllarına...

- Okul yarım kalınca bir daha sınava girmek, konservatuvarı kazanmak, dört sene okumak zor geldi. O tutkum sönmek üzereyken Ayla Algan’la tanıştım, Ekol Drama’da oyunculuk eğitimi almaya başladım. Ayla Hoca sağ olsun, sevdi beni, güvendi, destekledi, “Oğlum senden çok büyük oyuncu olacak, sakın peşini bırakma” dedi. O benim için çok büyük bir motivasyon oldu. Üç aylık kurstan sonra diğer kursiyerlere yardım ve partnerlik için kalmamı rica etti. Ondan sonra TRT’de “Küçük Hanımefendi” diye bir diziye başladım. Çok kötüyüm ama, öyle böyle değil. İzleyemedim bir süre kendimi.

Niye peki? O kadar mı kötüydün?

- Herkes fazla doldurmuş “iyisin” diye. Ben oynuyorum diye bayağı rahatım ama yayın günü gelip izlediğimde “Bu ne” dedim.

Ne yaptın peki?

- Evdeydim, direkt dışarı attım kendimi. Bütün gece kafam dağılsın diye gezdim. Sonra sabah “Saçmalama daha ilk işin, dur bakalım” dedim kendime. İlk anda da Al Pacino olmanı kimse beklemiyor zaten senden.

ARTIK AŞIK OLMAK İSTİYORUM

Az önce ilk aşkını hatırlamadığını söyledin. Peki bugüne kadar kaç kez aşık oldun?
- Hiç olmadım ya.

İnanmıyorum sana. Aşkın Tuna yazdığı kitapta “Aşk bir kere yaşanır ve parçalar insanı” diyor. Sen daha onu yaşamadın yani.

- Yok. Ama o kadar olacaksa zaten yaşamayalım da...

Peki neden aşık olmadım diyorsun? İlişkiler yaşıyorsun ama sende derin izler mi bırakmıyor? Yoksa işe güce mi çok daldın?

- Hayatım boyunca hep göçebe gibi gezdiğim için, sürekli gittiğim şehirlere adapte olmakla ve kendimle uğraştım.

Bencil misin peki?

- Değilimdir. Yaşadığım olaylar, adaptasyon süreci ve o hengame, aşık olmamı engelledi sanırım.

En uzun ilişkin?

- Herhalde beş-altı ay. İki yıllık bir ilişkim oldu ama onda da iki yıl içinde üç ay görüştük. Çok görüşsek biterdi muhtemelen. Belki de sürekli şehir değiştirmekten insanlardan sıkılır hale gelmişimdir.

Zor bir sevgili modelisin o zaman...

- Olabilir. Ama aşık olmayı ben de istiyorum artık.

Peki bir kadında ne ararsın? Sadakat, güzellik, neşe...

- Sadakat kesinlikle. Benim için aman çok güzel olacak gibi bir kural yok. Beraber otururken sıkılmayacağım, yanından kalkmak istemeyeceğim biri olsun istiyorum. O kadını bulursam bir sene içinde evlendiğimi duyabilirsin. Çocuğum olsun istiyorum. Ömür akıp gidiyor yani.

Sen sadık mısındır?

- Deli gibi hem de... Aksi halde kendimle çelişirim.

Deliha, erkek gibi bir kadın... O tip kadınlara nasıl bakıyorsun?

- Ben pek sevmiyorum. Kadın çok naif, var olduğuna şükrettiğim bir varlık. Dolayısıyla kadının o naifliğini koruması gerektiğini düşünüyorum. Öylesi bana daha cazip geliyor.

Bu arada filmde bir fal sahnesi var... Gerçek hayatta fal baktırır mısın?

- Öyle bir adetim yoktur ama “Hadi falına bakayım” diye gelen birine de “Bakma” demem.

Çıktı mı baktırdığın fallar?
- Şu ana kadar hayır.

‘O kadın’ı bulursam bir seneye evlenirim

ÖNCEKİ HAYATIMDA KESİN YIRTICI BİR HAYVANDIM

“Deliha”da “Önceki hayatında neydin?” diye bir soru var. Ben de sana sorayım...
- Yırtıcı bir hayvanımdır kesin. Çünkü deli gibi et yiyorum. Belgesel izlerken bile bir yabani dürtüm var, acıkıyorum! Gece gündüz et yiyebilirim.

Yalnız mı yaşıyorsun?
- Annemle yaşıyorum ama yakında kendi evime çıkacağım. İstanbul’a annem, abim, ben birlikte geldik. Birbirimize çok düşkünüz. O yüzden kopma durumu biraz ertelendi. Ama artık kendi ayaklarımın üzerinde durmam ve kendi hayatımı kurmam lazım.

“AHMET ÖLMEDİ” DİYE PANKART AÇTILAR

“Benim İçin Üzülme” dizisinde canlandırdığın karakterin varlığı kadar yokluğu da çok konuşuldu, olay oldu.
- “Benim İçin Üzülme”de Ahmet’i oynamıştım. Öldüğünde Trabzon’da 10 metre pankart açtılar “Ahmet ölmedi” diye. Böyle bir an daha hatırlamıyorum hayatımda.

Kaç bölüm oynamıştın orada?

- Toplamda 10 bölüm falan oynadım ama ilk bölümde öldüm, devamı hep flashback’lerle gitti.

X