"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Meryl Streep ve elektro gitarı

Nasıl bir kadın bu?

Nasıl acayip bir oyuncu!
Meryl Streep, eminim pek çoğunuz gibi benim de tek başına bir filmi izleme nedenim.
Ve son filminde yine döktürmüş.
Filmin Türkçe adını hiç sevmedim ama, peşinen söyleyeyim.
“Ricki and the Flash”in senaryosuna kabaca bakılıp “Sıradışı Anne” olarak çevrilmesi hiç de zeki bir seçim olmamış.
O yüzden bu yazıda orijinal ismini kullanacağım.
“Ricki and the Flash”, Meryl Streep’in omuzlarında yükselen bir film.
Streep, müzik tutkusu nedeniyle kocasından ayrılmış, babayla kalan üç çocuğundan ayrı yaşayan, yaşını başını almış olsa da barlarda rock müzik yapmaya devam eden özgür ruhlu bir kadını canlandırıyor.
Linda, sahne adıyla Ricki, bildiğimiz annelerden değil; biraz deli, belki bazen sorumsuz ama kesinlikle şahsına münhasır, kendine has bir anne.
Koyu göz makyajı, tek tarafı örgülü kalanı dağınık saçları, çılgın kıyafetleri ile rock’çı kılığına bürünen Meryl Streep, sadece fiziksel değişimle kalmamış, bir rock müzisyeni gibi şarkı söylemeyi, hatta elektro gitar çalmayı da öğrenmiş.
Gitar dersi aldığı isim ise ünlü müzisyen Neil Young.
Young’ı, Donald Trump’ın, kendisinin “Freedom” şarkısını seçim kampanyasında kullanma teklifini reddeden müzisyen olarak da hatırlayabiliriz.
Meryl Streep’e film boyu kamera karşısında ve sahnede eşlik eden ünlü isim ise bir zamanlar “Jessie’s Girl”, “Celebrate Youth” gibi şarkılarıyla fırtınalar estiren Rick Springfield’den başkası değil.
“Ricki and the Flash”te tam bir müzik şovu var anlayacağınız.
Ricki ve grubu The Flash’i, rock tarihinin klasiklerini çalarken izlemek güzel.
Sırf gençler istiyor diye Lady Gaga’nın “Bad Romance”ini hafiften dalga geçerek çaldıkları sahne ise kesinlikle efsane.



İyi anne olmak nedir?

Çocuğunun her şeyiyle ilgilenen, kurallar koyan, uygulanmasını sağlayan, hiçbir veli toplantısını kaçırmayan, müthiş doğum günleri organize eden, çocuğunu baleden yüzmeye, futboldan piyanoya, oradan oraya, her yere götüren, düzgün bir çocuk yetiştirmek adına hayatını ona adayanlar mı iyi annedir?
Kendi hayatının getirdiklerini yaşayan, “sorumlu anne” etiketini almak için özgürlüğünden vazgeçmeyen, bazı özel anları kaçırsa, iyi bir organizatör olamasa da çocuğunu uykusunda koklayıp öpmeyi ihmal etmeyen, çocuğa özgüven aşılamayı her şeyden öne koyan, bu yönde örnek olan çılgın bir kadından iyi anne olmaz mı?
Olur, bal gibi de olur, hatta çok daha iyi ve çok daha eğlenceli olur böyle anneler.
İyi annelik, şov yapmakla, etrafa ‘mükemmel’ görünüp, tribüne oynamakla değil, içtenlikle olur.
“Ricki and the Flash”i izlerken her anne kendini sorgulayacaktır mutlaka.
Bir anne ya da baba olarak pişmanlıklarınız, kafanızda soru işaretleri varsa bu filmi özellikle izlemenizi tavsiye ediyorum.
Psikoloğa gitmiş kadar rahatlayacağınızı garanti ederim.



48 yaşında anne!

Esin Maraşlıoğlu’nun 48 yaşında anne olmasının şokunu hâlâ atlatamayan bir kitle var.
Hürriyet’te Esin ve ailesinin Bodrum’daki tatil haberlerinin altına yazılan yorumları okuyunca şaşırdım.
Birilerinin tabii ki hoşuna gitmiş bu geç annelik, “35’e geldim, geç kaldın diyenlere artık bir 10 yılım daha var diyeceğim” diye yazmışlar.
Otoriterlik taslayanlar ise “O yaşta anne olmak çok zor, milleti bu haberlerle boşuna heveslendirmeyin” gibi şeyler demişler.
İstisnalar kaideleri bozmaz ama her zaman da örnek teşkil eder.
Keşke bütün istisnalar Esin’inki kadar umut veren örnekler olsalar.

Meryl Streep ve elektro gitarı

X