"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

Gökçe, müzik dünyasının en içi dışı bir, en deli, en tatlı, en başarılı, en yetenekli ve çalışkan şarkıcılarından biri. “Tuttu Fırlattı” ile fırtınalar gibi estikten sonra hiç boş durmadı, ardı ardına hit şarkılarla geldi. Şu sıralar “Reva” adlı şarkısı ve klibiyle gündemde olan Gökçe’yle sohbete çocukluğundan başladık, ani bir kararla dünya evine girmesini de konuşmadan görüşmeyi bitirmedik.

* İnsanlar isimleriyle yaşarmış. Gökçe ne demek?
- Gökçe, kutsal, görkemli, gösterişli demek. Bir de Gök Tanrıçası anlamına geliyor, erkeklere yanlışlıkla takıyorlar Gökçe adını.

* Sana niye Gökçe ismini koymuşlar acaba, var mı bir hikayesi?
- Annem Hülya Koçyiğit’in “Gökçe Çiçek” filmini izlemiş. O zaman hamileymiş bana, ondan etkilenmiş. Allah’tan adımı o seçmiş, babam Elçin koyacakmış yoksa.

* Neden, sevmez misin Elçin ismini?
- Bilmem, tanıdığım Elçin diye bir kız vardı, biraz gıcıktı. İyi ki de Elçin olmadım diyorum. Aklımda sanki Elçin’ler gıcıkmış gibi kaldı.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* Peki, madem anneden, çocukluktan başladık; nasıl bir çocukluk geçirdin?
- İstanbul’da doğdum. Çok güzel bir çocukluk geçirdim. Çok yaramazdım. Gerçi hâlâ öyleyim. Ama öyle böyle bir yaramazlık değil. İlkokuldan atmak istiyorlardı beni. Babam okulda kalayım diye o müzisyen haliyle kırık camları onarıyordu, badana yaptırıyordu.

* Okuldan atmak isteyecekleri kadar ne yapmış olabilirsin ki?
- Bilmiyorum, sürekli aykırı davranıyordum ve şiddet gösteriyordum insanlara (gülüyor). Arada dövüyordum başka çocukları. Kolum kırıldığında, alçımla vurmaya başlamıştım. Geçerken mesela kaldırıp kafalarına indiriyordum.

* Tek çocuk musun?
- Evet, ama hiç tek gibi büyümedim. Kuzenlerimle büyüdüm, kalabalıktık. Onlar sayesinde kardeş eksikliğini hissetmedim. Kuzenimle o kadar benziyoruz ki bizi kardeş sanıyorlar.

* Yaramazlıkların ortaokul ve lisede de devam etti mi?
- Dövme olayım bitti ama korkusuzca şımarıktım. Acayip bir enerji patlamasının verdiği şımarıklık bu. Güleyim, eğleneyim, başkalarını da güldüreyim, hep beraber eğlenelim, biraz uçuk şeyler yapalım derdindeydim devamlı.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ KAÇMA HUYUM VAR
* Biraz erkek Fatmalık var mıydı?
- Evet, vardı. Bir de kaçma huyum vardı benim.

* O nasıl bir şey?
- Bebekken başlamış. 4 yaşında ilk Kilyos’ta kaçmışım, korkunç bir şey. Düşünebiliyor musun, Kilyos’ta ben yokum. Annem “Sola bakardık, sağa döndüğümüzde kaçmış olurdun” diyor.

* Hâlâ devam ediyor mu kaçma huyun?
- Evet. Biraz sıkıldığımda hemen kaçmak istiyorum. Mesela bagetimi unutmuşum, bana göre kötü bir bagetle çalıyorum, ağlarım resmen... Gözüm merdivenlerde, o an her şeyi bırakıp sahneden kaçmayı düşünürüm.

* Hiç bırakıp gittiğin konser oldu mu?
- Oldu bir kere. Bilgi Üniversitesi’nde.

* Ortasında mı bıraktın?
- Şöyle oldu; sesim çok kısıktı. Ama o kadar kısık ki, 6. şarkıda artık ağlamak üzereyim. Zaten müzisyenlere baka baka söylüyorum, acı çekiyorum. Dayanamadım, bırakıp koşmaya başladım. Bir çocuk top oynuyordu köşede, “Abla niye bıraktın, ne güzel söylüyordun” dedi. Ağlayarak bir de ona bağırdım. Bu arada benimle birlikte menajerim de koşuyor, düşün manzarayı...

* Müzisyen bir babanın kızısın, ondan nasıl etkilendin? Kızlar genelde babalarını örnek alır...
- Babam caz dinlerdi hep. Ben hiçbir zaman sevemedim. Onun dinlediği müziği örnek alamadım yani.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* Ne çalıyor baban?
- Gitar. Ama piyano da çalar. Davulla başlamış. Onunla birlikte Devekuşu Kabare’nin çok turnesine gittim. Hep o ortamın içindeydim, başka bir şey yapamazdım.

* Baban istiyor muydu senin müzisyen olmanı?

- Babam “Müzik okuma, müzisyen ol ama okuma, başka bir altın bileziğin olsun” derdi. Ben “Bir şeyin iyisi olursan kazanırsın” diye düşünüyordum ama babama bunu anlatamıyordum.

* İkinci bir altın bileziğin oldu mu peki?

- Sanat yönetmenliği okudum, kostüm dekor üzerine bir marka geliştirebilirim. Arada bir yapmayı düşünüyorum da ama biraz daha var ona.

DEĞİŞTİM ARTIK ROCK YAPMIYORUM
* Hem davul çalıyorsun hem şarkı söylüyorsun. Onları nasıl karşılaştırırsın?

- Bazen sırf davulcu olsaydım diyorum aslında. Çünkü davulcu kadın dünyada bile çok az. Davulcu kalsam çok başarılı olacaktım, bunu biliyorum. Hiç mütevazı olamayacağım o konuda.

* Nedir sahnenin sırrı?
- Evimde gibi çok rahat takılıyorum. Hiç rol yapmıyorum, kendim eğleniyorum her şeyden önce. Bir de bizim ekip çok yakın arkadaştır. Beraber geziyoruz, çok iyi anlaşıyoruz.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* Ne yaparsın sahneye çıkmadan önce? Var mı bir ritüelin?
- 1,5 saat öncesinde bir uyku bastırır, tamamen psikolojik. Gittiğim hiçbir yerde dışarı çıkmam. Hep otel odasında otururum. Mutlaka bir saat önce herkesin bir araya gelmesini isterim. Tek kaprisim o. Bütün müzisyenler bir araya geliriz. Muhabbet, kakara kikiri. Yoksa çıkmam konsere.

* Turne sırasında nasıl besleniyorsun?

- Sadece sade makarna veya et. Yemek salçalı, baharatlı ise, bir de reflün varsa kısıyor sesi.

* Yaptığın müziği nasıl tanımlarsın?

- Eklektik. Çünkü içinde çok şey var ama popa yakın.

* “Eğlenceli rock” demişsin?
- Onu ben demedim aslında. Gıcık da olmuştum o kelimeye. Bizim mix’leri yapan arkadaş var, o söylemişti, öyle kaldı. O dönem rock parçalarım vardı ama ben şu an rock yapmıyorum. Pop yapıyorum.

* Peki o geçiş niye oldu? Mecburiyetten mi yoksa senin isteğinle mi?

- Ben değiştim. Dünyaya ayak uyduranlardanım çünkü. Londra’da da, Amerika’da da artık rock müzik pek yok. O eskidendi.

* Balkan melodilerini de seviyorsun.

- Balkan, R&B, pop. Hatta Türk sanat müziği dinlemeyi çok severim.

* Müzik nereye gidiyor sence? Gidişattan pek çokları gibi sen de umutsuz musun?
- Müziğin doğduğu yerlerde bile müzik bitiyor. Londra’da barlar, canlı müzik mekanları kapanmaya başladı. İnsanlar kulüplere, elektronik müziğe ya da çok büyük konserlere kaydı zamanla.

LADY GAGA KONSERİNİN YARISINDA ÇIKTIM
* Sen en son hangi büyük konsere gittin?
- Lady Gaga’ya. Hatta Marmaris’ten onun için erken geldim. Sadece 2-3 şarkısını bilirim ama sahnesini merak ediyordum. Buna rağmen konserin yarısında çıktım.

* Neden?
- Playback yaptığı, çok az müzisyenle sahneye çıktığı ve sadece 3-4 şarkıyı canlı söylediği için sıkıldım. Danslarını da beğenmedim. Enerjisine hayran kaldım o ayrı. Ama genel anlamda yemekli kabareler gibiydi.

* Üretim aşaman nasıl geçiyor? Nelerden ilham alırsın?
- Canı isteyince geliyor, isteyince gidiyor. Oturup çalıştığım zamanlarda hep bunalıma girdim, bir şey yapamadım. O yüzden ısmarlama bir şey yapmamaya çalışıyorum. “Ne Yapardım Bilmem”i E-5’te arabayla teyzemlere giderken yaptım.

* Senin hayatının dönüm noktası nedir?
- Dönüm noktası Alen’le (Konakoğlu) tanışmam. Davulcuydum, sahneye çıkıyordum, şarkı söylüyordum. Albüm yapmayı kesinlikle istemiyordum. Alen “Ben düzenleme yapıyorum” deyince bestelerimi düzenletmeye karar verdim. Öyle çıktı, albüm oldu.

* Şarkı olarak dönüm noktan desem?
- “Tuttu Fırlattı” tabii ki. Ama o “Tuttu Fırlattı” beni mahvetti. O şarkıda çektiğim acının sonunda Nirvana’ya ulaştım desem yeridir.

* Neden acı çektin?
- “Tuttu Frutti” filminde dinlediğim şarkının iznini bir türlü alamadım. Klibim hazır kenarda bekliyor. Romanya’yı arıyorum, İngilizce konuşamıyorlar, suratıma kapatıyorlar. Şarkı kimin belli değil.

* Kiminmiş peki şarkı?
- Anonim, düğün şarkısı. Bir de onun üzerine benim için “Şarkıyı çaldı” falan dediler ya, düşünsene neler çektim. O sırada da 12 yaşındaki kedim hastaydı. İlk aşkımdı o, altı ay onunla veterinerde yaşadım. “Tuttu Fırlattı” çıktı, dönüyor o sırada, ben farkına bile varamadım. Çok acayip bir döneme denk geldi o albüm.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

SADECE GEREKİRSE KISKANIRIM
* Kıskanç mısın? “Saçının telini kıskanırım” diyen bir şarkı söylediğine göre kıskanıyorsundur biraz...

- Yok, kıskanmam.

* Hiç?
- Gerekirse kıskanırım. Mesela kız arkadaşlarımı asla kıskanmam, hatta onları güzelleştirmeye çalışırım, bundan çok zevk alırım. Sanat yönetmenliğinden gelme bir şey. Sevdiğim kişiyi de başkasına ilgisini hissedersem çok kıskanabilirim. Gitsin Red Light’ta filan takılsın. gezsin eğlensin arkadaşlarıyla, ben alışverişe giderim, hiç öyle şeyleri takmam kafama...

* Allah Allah. “Neredesin, ne yapıyorsun?” diye de sormaz mısın?
- Hiç. Çünkü ona inanıyorumdur. İsteyen yapacağını yapar zaten, benim telefonlarım onu engellemez diye düşünüyorum. Arayarak kendimi neden yıpratayım? Açarım filmimi, takılırım.

* Gökçe’cim sormazsam olmaz, bu evlilik nereden çıktı?

- Ben de bilmiyorum.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* Bana sorsalar “Gökçe evlenmez” derdim.
- Yok, ben de asla evlenmezdim. Hatta Bülent (eşi) de asla evlenmezdi. Bizi kukla gibi düşün. Birisi eliyle onu konuşturdu, teklif ettirdi, bana da “evet” dedirtti sanki. Tamamen kader kısmet.

* Nerede teklif etti?
- Marmaris’te, Amos’ta.

2 AY GÖRÜŞTÜK, SONRA EVLENME TEKLİFİ GELDİ
* Ne kadardır beraberdiniz?

- İki ay görüştük, sonra evlenme teklifi oldu.

* Gökçe tarzı olmuş.
- Oldu oldu. Zaten düğün de yapmadım. Gittik Amsterdam’a, oradan trenle Fransa’ya geçip evlenip tekrar Amsterdam’a döndük.

* Nasıl gidiyor peki?

- Ev arkadaşı gibi, güzel o yüzden. Öğrenciyiz sanki, eğleniyoruz.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* O Marmaris’te yaşıyor, sen İstanbul’da. Farklı şehirlerde olmanız zorluk yaratmıyor mu?

- Yok ben Marmarisli oldum artık, Marmaris’e indiğim zaman bir oh diyorum. 14 yaşından beri oradayım, annemler de yazları orada. Biz müzisyenler göçebeyizdir, her gün bir yerde. Alt tarafı Marmaris’e de gidip dönüyorum arada bir.

* Sahne insanlarının egosu yüksektir, sen de dediğim dedik misin?
- Kendi doğruma çok inanırım. Ama bir o kadar da uyumluyumdur. Uyumlu olmayı sonradan öğrendim. Baktım öyle daha mutluyum, hayat çok daha güzel...

* Bisikletlete binmeyi çok seviyormuşsun. Öyle mi?
- Evet. Hatta bisikletimin önüne Fadik’i de gezdirmek için sepet yaptırdım.

* Köpeğinin adını neden Fadik koydun?
- Rahmetli babaanneme benzettim çünkü. Bakışları çok benziyor. Onun adı Fatma’ydı. Şimdi şaşıranlar olacaktır ama ben bunu hakaret olarak görmüyorum. İlk defa köpeğim oldu, ona ölüyorum, resmen aşığım. Beş dakikalığına bile bir yere gitsem, bir saat ağlıyor.

* Getirseydin keşke buraya.
- Rahat edemiyorum çok yaramaz.

* O kadar yani?
- Çok yaramaz yani hiçbir yere gidemiyorum. Bir de kendini avcı zannediyor, sürekli kuşların, tavukların peşinde. Oturamıyorum, geçen Bebek Kahve’den resmen kovdular beni Fadik yüzünden.

BANA KALSA DAHA DA DELİ GİYİNİRİM
* Kıyafetler... Deli giyiniyorsun...

- Evet, çok seviyorum öyle giyinmeyi. Yani bana kalsa daha da deli giyineceğimde ama ona uygun sahne olmuyor.

* “Reva” şarkısına çektiğin klibi çok beğendim. Kliplerinin fikirleri nasıl çıkıyor?
- Çoğunu ben buluyorum. Atıyorum; Moulin Rouge kadınına mı özendim, onun kılığına bürünüyorum klipte.

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

* Şu anda yaşadığımız dünyada seni mutsuz eden şeyler neler?
- Türkiye’de dünyadaki birçok ülkenin 100 senede yaşamadığı şeyi üç sene içerisinde yaşadığımızı düşünüyorum. Herkesin sinirleri çok bozuk. Erkek kadın çok gerginiz. Ben erkeklerde de görüyorum en ufak şeye ağlıyorlar.

* Sen nasıl baş ediyorsun bu durumla?

- Doğaya kaçıyorum. Amos’da yaşıyoruz, yaban domuzları geliyor bizim bahçeye. Kapılar kapanıyor, kediler içeri alınıyor. Dağların arasında yaşıyoruz, küçük bir tepede.

* Kim gelmek istemez ki oraya...
- Tabii. Düşünsene ben oradan dönüyorum, “Yüzüne bir şey mi yaptırdın?” diyorlar. Çam ağaçlarının arasında yaşıyorsun, rehabilitasyon merkezi gibi. Marmaris’e de zaten 20 dakikada iniyoruz isteyince.

* En iyi günler geçti mi gelecek mi senin için?
- Geçti bence. Bahsettiğim zamanları da söyleyeyim. Yaş 14’le 23 aras... Bence o kadar güzel yaşayamam artık. Öyle bir ortamım olmuyor, akrabalık ilişkileri eskisi gibi değil, kimseyle görüşmüyorum. Ne kadar kalabalıkmışız bir zamanlar, ne kadar güzelmiş her şey. Her gün gülme krizlerine giriyormuşuz, olmuyor artık.

* Keşke yapsaydım dediğin şey ne?
- Lisede çıkarmak isterdim albümü. Keşke çok daha küçükken başlasaydım. Doymam gibi geliyor şu an. Bir de veteriner olmayı çok istiyordum.

* Son soru; güzellik başa bela mı? Güzelliğin avantajını kullandın mı?
- Müzikte güzelliğin hiçbir anlamı olmadığını öğrendim. İlk çıktığım zamanlarda da fiziğim düzgündü ama “Tuttu Fırlattı” ile önemli yerlere gelmeyi başardım. Ama zaten ben öyle çok da güzel değilim. Ne kızlar var! Marmaris’te oturuyorum, bazen önümden yaratık
gibi kızlar geçiyor (gülüyor).

Kocamla ev arkadaşı gibiyiz

ÇOCUĞUM OLSA DA EVLAT EDİNECEĞİM
* Gelecekle ilgili planların?

- Plan yapmıyorum ben pek. Kul kurar kader gülermiş. Bazı şeyler için çok çabalasan bile olmuyor, bazen de hiç çabalamasan da oluyor. O yüzden akışına bırakıyorum.

* Çocukları seviyorsun. Var mı çocuk düşünceniz?
- Çok seviyorum ama şimdilik yok böyle bir düşüncem.

* “Evlat edineceğim, çünkü annesiz birine anne olmak istiyorum” demişsin?
- Evet. Çocuğum olsa bile evlat edinmek istiyorum. Ben zaten dünyaya getirmemişim, zaten dünyaya gelmiş biri var ama anne babası yok, onu almak daha mantıklı geliyor bana.

BEYİN AĞIZLIYIM!
* Ozan Güven sana “deli” demiş?

- Çünkü her an her şeyi yapıp, her şeyi söyleyebilirim. Beyin ağızlıyımdır, beynimden geçeni hemen söylerim. Deli değil aslında çok açık, fazla dürüst demek daha doğru...

* Peki, bunun dezavantajlarını yaşadın mı?
- Hiç yaşamadım.

* Çok güldüğünü, çok neşeli biri olduğunu biliyorum. Peki çok da ağlar mısın?

- Hem de nasıl... Aşırı duygusalım. Bir kere ağlayan insana hiç tahammül edemiyorum, ben de ağlamaya başlıyorum. O yüzden haberleri çok zor seyrediyorum.

X