"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Felç olunca terk edildim

Bu hafta her yerde o konuşuldu. Televizyonlar müthiş dans şovunu gösterdi, gazeteler Bengü, Berksan ve Uğurkan Erez’le olan diyaloglarına, fotoğraflarına yer verdi. Dereceli bir yüzücü, çakı gibi bir baletken geçirdiği kaza sonucu felç kalan ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Memet Sefa Öztürk’ün hikâyesini paylaşmak istedim sizinle. Ve hâlâ yaşama nasıl bağlı olduğunu, çalışmak için nasıl can attığını... Kimi zaman ağlayarak okuyacaksınız ama lütfen ona acımayın, en son istediği şey acınmak. En çok istediği ise engelli bir birey olarak oyunculukta kariyer yapmak.

Engelsiz Yaşam Vakfı Ödül Töreni’nde öyle bir performans sergiledin ki; herkesi kendine hayran bıraktın. Dans sonrası önce Bengü geldi yanına, neler konuştunuz?
- Bengü de bir kaza geçirmiş, ondan bahsetti. Neler hissettiğimi anladığını söyledi. Arkadaş olduk, çok tatlı bir kız.

Uğurkan Erez de sahneden sana seslendi.

- Evet, defile yapacak, ben de defilesinde dans edeceğim.

Biraz senden bahsedelim. Adın Memet, niye “h”si yok?
- Nazım Hikmet’in oğlu Memet Fuat ve İnce Memed’de de ‘h’ yok. Annemle babamın ilham kaynakları onlar olduğu için adım Memet.

Anlatsana çocukluk hikâyeni...

- Kırmızı tahta bir atım vardı, üzeri kumaş kaplı, içi süngerli. İlk onu hatırlıyorum. Bütün gün onunla oynardım...

Hareketli bir çocuk muydun?

- Çok. Hiperaktiflik derecesinde. İlkokul hocalarım benim zekamı hep küçümsediler, “Okuyamaz, alın bunu, sanayide meslek öğrensin” diyenler bile vardı.

Annenle baban ne iş yapıyor?

- Annem öğretmen. Babam, Ankara’dan işçi emeklisi.

Öğretmen çocuğu olmak bir yüktür aslında. Hep örnek olmak, doğruyu yapmak zorundasındır çünkü. Sen de hissettin mi bunu?

- Ben zaten onun sorumluluğunda bir çocuktum. Evet, ilkokulda çok parlak bir öğrenci değildim ama ortaokulda bir anda parlayıverdim.

Ne oldu peki?

- Bir şey olmadı. Zaten öyleymişim. Hareketlilik, zekadan kaynaklanıyormuş. Zeka yerine oturdu ve doğru yönde çalışmaya başladı.

UCUZ YIRTINCA HAYATI SORGULAMIYORSUN

Felç geçirdiğin kazadan önce de bir trafik kazası yapmışsın. O ilk kazayı hatırlıyor musun?

- Evet... Eskişehir’deydim. 2001 ya da 2002’ydi. Arabayla üç takla attım ve sağlam çıktım. Bir şey olmadı. O yıl kulağımı çekti Allah...

Hayatı sorguladın mı kazadan sonra?

- İlk kazada hiçbir şeyi sorgulamamıştım. İkincide, bedelini bu kadar ağır ödeyince başladım sorular sormaya. Ucuz yırtınca sorgulamıyorsun.

Neleri sorguladın mesela?

- Bir kere, bir insan bir şeyin fazlasında diretmemeli.

Sen diretiyor muydun?

- Tabii canım. O gece mezuniyet töreni bitecekti, biz arkadaşlarla hep birlikte başka bir mekânda eğlenmeye devam edecektik. Onun için eve para almaya gittiğimde kaza geçirdim. Ama gece saat 12.00’de binip taksiye Hasanpaşa’daki evime gitsem, şu anda bu halde olmayacaktım.

Eğlenmeye devam etme isteğinde abartılacak bir şey yok aslında...

- Evet ama ben hep böyleydim. Hep maksimumda yaşarım. Bir lokma alacaksam, hep en büyük lokmayı alırım.

Hâlâ öyle misin, yoksa biraz törpüledin mi?

- Hâlâ öyleyim ama şimdi daha akıllıca davranıyorum.

Neden peki bu tırmalama, ucuna kadar gitme isteği?

- Çünkü hazları doya doya yaşamak istiyorum. Bu benim tutkulu biri olmamdan da kaynaklanıyor olabilir.

Felç olunca terk edildim

BALET OLMAK İSTEYİNCE BABAM “PARA GÖNDERMEM” DEDİ


İstanbul’daki hayatın, okulu kazanmanla mı başladı?

- Evet, 1999’da Devlet Konservatuvarı’nı kazanmamla...

Peki neden bale?

- O yıllarda Türkiye çapında dereceleri olan bir yüzücüydüm. Ama yüzme çok sıkmıştı beni. Ne yapmak istediğimi biliyordum; baleye devam edecektim.

Kaç yaşında başladın baleye?

- 14 yaşında, İzmit’te küçük bir bale kursunda başladım. 19 yaşında da yüzmeyi bırakıp konservatuvara girdim.

Nasıl tepki verdi ailen? Bu kararını desteklediler mi?

- Annem sonuna kadar destek oldu. Ama babam “Keyfin bilir, ben sana para göndermem” dedi.

Ne yaptın?

- Amcam “Oğlum sen git istediğin bölümü oku. Ben sana ayda 100 dolar gönderirim” demişti. Ona güvenip İstanbul’a geldim. Göndermedi gerçi ama... (Gülüyor)

Nasıl geçindin?

- Annem destek oldu. Sonra Kadıköy’de bir şarap evinde çalıştım, ardından nargile kafede işe girdim, mekânlarda bodyguard’lık yaptım. Sonra Barlar Sokağı’nda bir abimiz bıçaklanarak öldürülünce, o işi bıraktım.

Kaza öncesinde nasıl bir hayatın vardı? Okulun en popüler öğrencilerindenmişsin...
- Evet, Memet Sefa dedin mi herkes tanırdı. Makara bir heriftim ama ruhen ve bedenen de çok güçlü gösteren biriydim. “Ayı Memet” derlerdi okuldayken hatta.

KENDİMİ TERMİNATÖR ZANNEDİYORDUM


Dans gösterinde “Kendimi Terminatör zannediyordum” dedin. Neydi vurgulamak istediğin?

- Zamanında yaptığım hatalardan biri... “Bana bir şey olmaz” diye düşünmek... Niye? Niye olmasın? Araba kaza yapıyor, hurdaya dönüyor, ki o çelik yani. Sen etten kemikten bir şeysin, “Bana bir şey olmaz” diyorsun. İşte o kadar emin olursan kendinden, ağzın burnun dağılır, böyle oturursun. Schumacher de kaza yapıyor. Üstelik o pistte kullanıyor, ona rağmen kaza yapıyor. Sen ondan daha mı üstün sürüş tekniğine sahipsin ya da yollar pistten daha mı uygun? Nedir bu özgüven? Gereksiz bir özgüvene düştüm...

Kazanın yaşandığı geceye dönelim. Motosiklete biniyor muydun daha önce?

- Biniyordum tabii canım. 16 yıldır kullanıyordum.

Kaza yaptığın motosiklet, senin miydi?

- Arkadaşımındı ama ara ara kullandığım, bildiğim bir motosikletti.

Motosiklette birisinin arkasında oturduğun yazıyor bazı haberlerde...

- Doğru değil, tek başımaydım. Virajı dönüyordum ve kaza yaptım.

İKİ DUBLE RAKI İÇMİŞTİM AMA AYIKTIM


Alkollü müydün?

- İki duble rakı içmiştim.

Alkollüymüşsün yani...

- Ama gayet iyiydim. Hocalarımla mezuniyet konuşması yapacak kadar yerindeydi kafam. Ayıktım yani. Ben öyle alkol eşiği düşük bir adam olmadım hiç. Yüksektir alkol eşiğim.

Gaza mı bastın, hızlı mı gittin, kaydın mı, biri mi önüne çıktı, ne oldu? Hatırlıyor musun o anı?

- Hayır, hatırlamıyorum. Kafama kaskı taktığımı, bir de çok süratli kalktığımı hatırlıyorum. Ondan sonrası yok. Kızıltoprak sahil yolundan Hasanpaşa’ya geçecektim. Tek yöne aradan girdim. Daracık, sarmaşık duvarları olan bir yol orası. Orada yaptım kazayı.

Felç olunca terk edildim

ENGELLİ BİR BABA OLMAK İSTEMİYORUM

Sevgilin var mıydı kaza öncesinde?
- Vardı. 5 yıllık bir ilişkimiz vardı. Birlikte yaşıyorduk hatta. Kazadan 15 gün sonra “Ben gidiyorum” dedi ve gitti.

Kırgın mısın ona?

- Yoo... Bilmiyorum... İlk başlarda çok şey söylüyordum ama şimdi “Belki kabul edemedi, çok zorlandı. Belki ne yapacağını bilemedi” diyorum. Onun yerinde olmam gerekiyor onu anlamam için. Ne yaşadığını bilmiyorum ki... Belki Bağdat Caddesi’nde gezerken mıncıkladığı o balet adamın bu halini kabul edemedi. Cinsellik bitti. Yani şimdi de bir cinsel hayatım var tabii ama diğer erkekler gibi değil.

Şu anda biri var mı hayatında?

- Var. Çok yeni. Üç-dört gün oldu hatta. Net konuşup bozmak da istemiyorum. Kısmet.

Evlenmeyi düşünür müsün?

- Hem düşünüyorum hem düşünemiyorum.

Neden?

- Engelli bir baba olmak istemiyorum çünkü. Küçüklükten beri kafamdaki baba modeli, benim babamın aynısıydı. O baba modeline uymuyorum şu anda.

Karanlığın içinde bir rüya gördüm

Kazadan sonra ne oldu? Uzun süre komada kalmışsın. “Tünelin ucunda bir ışık gördüm” diyorlar ya, öyle şeyler oluyor mu gerçekten?
- 11 gün komada kaldım. İnanmıyordum ben öyle şeylere ama ben de yaşadım. Dedim ya kaskımı ve montumu giydim, gaza bastım. Sonra bir karanlığın içinde bir rüya başladı. Çok net hatırlıyorum. Karanlığın içinde gördüğüm o rüyada insan bağırış, çağırışları vardı.

Kâbus gibi biraz...

- Evet, kâbus gibi ama karanlığın içindesin, seslerden başka bir şey yok. Ve etrafımda dönen bir insan elektriği, bir çember var. Enerji hissediyorum etrafımda ama görsel olarak hiçbir şey yok. 11 gün sonra uyanmışım işte, o zaman hemen ameliyat almışlar beni.


Yürüyemeyeceğimi annem söyledi

Kendine geldikten sonra sana kim söyledi yürüyemeyeceğini?
- Annem söyledi. Bir eğitimci diliyle anlattı bana her şeyi. Ağlayıp sızlamadı. Zaten öyle yapsaydı kendimi toparlayamazdım. Ben “Bacaklarımı hissetmiyorum, niye?” dedim. “Kaza geçirdin, belin kırıldı, omurilik felci oldun. Artık yürüyemeyeceksin” dedi. “Nasıl yani, dans edemeyecek miyim?” diye sordum. “Ben sana yürüyemeyeceksin diyorum, sen dans etmekten bahsediyorsun!” dedi.

Kazadan bu yana kaç yıl oldu?

- Sekiz yıl oldu.

Psikolojik destek aldın mı?

- Hayır. Almak istemedim. Hastanedeki psikoloğa uyuz oldum. “Bu mu bana yardım edecek? Ben kendime daha iyi yardım ederim” dedim.

Neden öyle düşündün?
- Her gün gelip bana “Ee, bugün nasılsınız?” diye soruyordu. Her gün her gün aynı soru sorulur mu? Terapi yapacaksan yap. Her gün soruyorsun, ne dememi bekliyorsun? Felç olmuşum, nasıl olabilirim?


HURDAYA ÇIKMAKTANSA İŞE YARAMALIYIM

Ne zaman kendini daha iyi hissetmeye başladın ya da başladın mı?
- Ben başardığımı gördüğüm zaman iyi hissetmeye başlıyorum. Evet, felç olmak beni üzüyor ama hurdaya çıkmış bir malzeme olarak kenarda kalmak beni daha çok üzüyor. Yani ben bir şeyler yapmak, işe yaramak istiyorum.

Çalışmak istiyorsun yani? Eski bir balet olarak nedir kendini göstermek istediğin alan?

- Kendi alanımda çalışmak ve buna paralel olarak oyunculuk yapmak istiyorum. Oyunculuk eğitimim de var. İzmir Şehir Tiyatroları’nda görev almıştım. Sahneyi çok iyi biliyorum, duygu akışını çok iyi biliyorum. Bale yapmak da bir oyunculuktur aslında. Hem de daha zoru. Orada kelimeler yok, her şeyi beden diliyle anlatmaya çalışıyorsun.

“İçimdeki Deniz” diye bir film vardı, Javier Bardem, felç olduktan sonra 30 yılını yatakta geçirmek zorunda kalan bir adamı oynuyordu. İzledin mi o filmi?

- Evet, izledim.

Neler hissettin peki izlerken?

- O adamın durumu benden daha ağırdı, yatalaktı çünkü. Bir de ölmek istiyordu o adam...

Sen hiç ölmek istedin mi?

- İstedim. Ama yapamadım.

Denedin mi?

- Hayır.

Ne tuttu seni?

- Düşünmek rahatsız etti beni. Ben kaybeden olmaktan hep nefret ettim. Kimse bana acımasın, ben vazgeçmem. Çünkü yapacak gücüm var, biliyorum. Niye ölümü düşüneyim? Neden dönüp gideyim ki?


ENGELLİLER
İÇİN YAPILAN
RAMPALAR BİLE GÖSTERMELİK

Türkiye’de en çok nelerde zorlanıyorsun bir engelli olarak?
- Her şey göstermelik yapılıyor. Rampalar bile. Sen o rampayı bir engelli tek başına geçebilsin diye oraya koymuşsun ama öyle bir yapmışsın ki, engellinin arkadan birisi itmeden oradan çıkmasına imkân yok...

HAYALİM OYUNCULUK

Tüm yaşadıklarına rağmen mücadeleyi bırakmaman çok güzel. Son olarak hayallerini bizimle paylaşmak ister misin?
- Engelli bir birey olarak, oyunculuk üzerine kariyer yapmak istiyorum. Sakat kalmak, kenarda oturmakla aynı anlamda olmamalı. Çalışmak, var olmaya devam etmek en büyük dileğim.


X