"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Erkek olmak zor

“İlişki Durumu Karışık” dizisiyle seyirci karşısına çıkan Berk Oktay’la denize açıldık. Mavi tur sırasında dizilerini, filmlerini, set aşklarını ve hayatı konuştuk...

* Berk, yeni dizin “İlişki Durumu Karışık” şimdiden hayırlı olsun, anlaşılan bu yaz tatil yok sana.

- Öyle görünüyor. Röportajı teknede yaptığımız iyi oldu. Bununla bir süre idare ederim artık.

* Ortadoğu’da en çok tanınan Türk oyunculardan birisin. Nasıl bir duygu böyle Ortadoğulara kadar uzanmak?

- Güzel tabii ama bu işlerin telif haklarıyla güçlendirilmesi lazım. Sen o kadar tanınıyorsun, geri dönüş yapımcıya oluyor. “Benim Hâlâ Umudum Var” 37 ülkeye satıldı mesela. İki sene oldu dizi biteli, hâlâ oradan para geliyor. Bütün oyuncuların, sözleşmelerine bu konuyla ilgili bir madde koydurması lazım.

* Bu konudan herkes şikayetçi zaten...

- Bunu şimdiye kadar bir tek Halit Ergenç kırdı galiba. “Muhteşem Yüzyıl”ın üçüncü sezonunda “Madem bu kadar ülkeye satılıyor, ben de bundan pay olacağım” dedi ve yapımcıya da kabul ettirdi. Dışarıya satılan dizilerinden yüzde alıyor.

* Yalnız da değil üstelik bu mücadelesinde. Onu başka oyuncular da izledi...

- Evet, bir de Aras Bulut İynemli var. “Maral” dizisi başlamadan önce yapımcıya “Dizi yurtdışına satılırsa pay istiyorum” dedi. Yüzde 1 de olsa, 0.5 de olsa pay istedi. Ve dizi daha Türkiye’de yayına girmeden Arap ülkelerine satıldı.

* Telif hakları konusunda dertler bitmez, biz gelelim yeni dizine. Niye bu diziyi kabul ettin? 26 tane yaz dizisi var. Bu karmaşanın içinde girme cesaretini nereden buldun?

- Hayatımda bir kere oynadığım dizi reytingler yüzünden yayından kalktı, o da geçen sene oynadığım “Aşktan Kaçılmaz”dı. 77 tane dizi kalkmış geçen seneden bu yana. Benimki de onlardan biri oldu. Ben kesin kararlıydım sonbahara kadar bir iş yapmamaya. Bir gün Fatih Aksoy arayıp “Bir Kore uyarlaması var” dedi. Okuduğum 17 senaryodan farklıydı. Romantik komedi ama bazı yerlerinde sitcom tadı var. Böylesine bir komedi işinin içinde daha önce olmamıştım.

* Sen nasıl bir karakteri oynuyorsun?

- Tükenmişlik sendromuna yakalanan bir oyuncuyu.

* Girdin mi hiç sen tükenmişlik sendromuna?

- Çok bunaldığım zamanlar oldu. Ama her işte her insan bunu yaşıyordur herhalde.

* “Bittim” dediğin zamanlar oldu mu?

- Çalışma saatlerinden ve zorluğundan dolayı “bittim” dediğim zamanlar oldu. Zihnen bitiyorsun, sadece vücut olarak değil. Haftanın yedi günü üst üste sabahlara kadar çalışıyorsun.

* Kaybettiğin enerji ya da motivasyonunu geri kazanmak için neler yaparsın?

- Benim için en iyi yöntem spor. Ama bu sektörde bizden iyi görünmemizi isteyip, kendimize vakit ayırmamıza imkan vermiyorlar. Ben artık 20 yaşında değilim, 34 olacağım bu sene. Geçen gün senaryo gereği bazı sahnelerde üstü çıplak oynamam gerekiyordu. Yönetmenimiz eski fotoğraflarıma bakıp “Berk be, böyle olsana yine” dedi. Ben de “Tabii yarın olup geleceğim! Günde sekiz saat uyursam ve antrenman için iki saat süre verirseniz zaten öyle olurum” dedim.

Erkek olmak zor

DÖRTLÜ BİR AŞKIN ORTASINDAYIM

* Adı “İlişki Durumu Karışık” ya, kaç kişi karışıyor ilişkiye dizide?

- Dörtlü bir aşkın ortasındayım. Oynadığım karakterin adı Can. Yeni tanıştığı Ayşegül’e aşık oluyor. Can’ın yakın iki arkadaşı var; Murat ve Elif... Elif’i Eda Ece oynuyor. Elif, Murat’a aşık. Can da çocukluğunda Elif’e aşık olmuş...

* Sence oyuncular, ilişki durumu karışık hayatlar mı yaşıyorlar?

- Aksine, normal hayatlar yaşanıyor. Ben mesela iyice izole yaşamayı tercih ediyorum.

* Niye?

- Kafa dinlemek için. İşteyken zaten bin tane insanla haşır neşir oluyorsun. Özel hayatında daha çok kendine vakit ayırmak istiyorsun.

* Nasıl ilişki durumun bu aralar?

- Gayet normal ve stabil.

* Sevgilin bu sektörden mi?

- Hayır, değil.

* Son zamanlarda hep set aşkları konuşuluyor. Sen nasıl bakıyorsun aynı dizilerde oynayanların sevgili olmasına?

- Eskiden sezonda beş tane iş oluyordu, üçünde başroller arasında ilişki yaşanıyordu. Çok fazla dikkat çekmiyordu. Şimdi 30-40 tane iş olunca, sette de birileri bir şeyler yaşamaya başlayınca iyice göze batmaya başladı set aşkları...
* Her setten bir aşk hikâyesi çıkıyor neredeyse...

- Genelde gençlik dizileri var, oynayanlar da genç insanlar. Bahar ayları, normal (gülüyor).

* “Onlar genç, benden geçti” mi diyorsun yani?

- Olgunluk evresi vardır ya insanın, ona giriş yaptım. Aynı şeyleri ben de yaşadım önceki yıllarda.

* Set aşkı yaşadın mı?


- Yaşadım tabii. Herkesten fazla o insanı görüyorsun sonuçta. Oyuncuların birbirinden etkilenmesi normal ama işle özel hayatı ayırabilme çizgisine gelmek, ki ben oraya geldim, kolay bir şey değil.

EGOLARIN HAVADA UÇUŞTUĞU BİR İŞ YAPIYORUZ

* İki oyuncunun aşkı zor mu?


- Bence çok zor. Zaten egoların havada uçuştuğu bir iş yapıyoruz. Özellikle kadınlar bu konuda daha fazla kaprisli ve egolu.

* Sen ne durumdasın egoyla ilgili?


- Ben her şeyi saldım. 10 senedir dizi çekiyorum. Hepimiz aynı işi yapıyoruz. Sette çay getirip götüren abi de aynı şeye hizmet ediyor, ben de aynı şeye hizmet ediyorum.

* Önceki röportajda şöyle bir şey demiştin; “Hiçbir zaman bir kadını hayatımın merkezine koymadım.” Hâlâ öyle mi düşünüyorsun?

- Daha doğrusu şöyle demiştim; hayatımın merkezine hiçbir kadını koymadım, hiçbir kadının da beni hayatının merkezine koymasını istemem. Sahiplenmek, değer vermek çok önemli bir şey. O, kalbinin başka bir tarafı ama dünyada sadece bir insan varmış, başka hiçbir şey yokmuş gibi yaşamak hem seni bencilleştiriyor hem karşı tarafı yok ediyor. Biraz özgür alan bırakılması lazım.

* Özgür alandan kastın ne?

- Herkesin kendine ait sosyal aktiviteleri olabilmeli. Mesela ben spor salonunda vakit geçirmeyi seviyorum, orada günde bir saat kalsam kafamı boşaltıyorum. Zaten tüm gün biriyle berabersem spor salonuna da beraber gitmek istemem. Arkadaşlarımla rahat rahat buluşabilmeliyim. Erkek, erkek arkadaşlarıyla dışarı çıkacak, sevgilisi ya da karısı trip atıyor, kavgayla bitiyor gecenin sonu. Ben böyle şeylerden hoşlanmıyorum.

* Sen tatile çıkabilir misin erkek arkadaşlarınla?

- Çıkabilirim tabii.

* Kıskanılmak hoşuna gider mi?

- Belli ölçülerde... İlişkinin ilk evrelerinde tabii farklı oluyor durumlar ama ilerledikçe, bir şeyler oturunca, güven olduğu müddetçe hiçbir şey için çiftlerin birbirinin üstüne gitmesine gerek yok.

* Ne kadardır bu süre?

- Bilmem, onun süresi kişiden kişiye değişir herhalde. Ben ilişkimde dört sene sonunda böyle bir şey yakalayabildim ama kimisi bir senede yakalar belki.

* “Ben iyi bir sevgili değilim” diyordun ama değişmiş gördüm seni. Dört yıllık beraberliğinin sonunda evlilik olur mu?

- Olur tabii, neden olmasın...

* Erkek kaç yaşından sonra değişiyor?


- Ben 30’umdan sonra değiştim. Söylerlerdi “30 sınır” diye de inanmazdım. Çok küçük yaştan beri çalışıyorum, 23 ile 30 yaşları arası gerçekten hızlı geçti. Ama 30’dan sonra dinginleşmeye başladım.

Erkek olmak zor

UTANA SIKILA SLİP GİYMİŞTİM

* Mayo şort mu, slip mi?

- Tanga dermişim. (Gülüyor) Mayo şort tabii. Eskiden Best Model yarışmasında slip giydirmişlerdi bana, utana sıkıla giymiştim.

* Bir duyguyu ortadan kaldırabilseydin hangisini seçerdin?

- Egoları sıfırlamak isterdim.

* En terbiyeli küfrün hangisi?


- “Hay ben senin vilayetini” diye bir şey diyorum, niye bilmiyorum.

* WhatsApp’ta son görülme zamanını kapatanlar var, sen de onlardan mısın?

- Ben WhatsApp’ı iki gün önce sildim. Mesajlaşmaktan hoşlanmıyorum. Müsait değilken biri mesaj atıyor, “Sonra cevap veririm” diyorsun ama sonra unutuyorsun. Olay oluyor. En temizi aramak bence.

* Kadın olmak mı, erkek olmak mı daha zor sence?

- Kadını sana, erkeği bana sormak lazım. Kadın olmak zor, kadınlar olduğu için de erkek olmak çok zor.

* Biz olmasak ne yapacaktınız?


- Sizin kafanız başka çalışıyor. Bir karikatür vardı, erkek beyni ve kadın beyni diye. Erkek beyni düz bir çizgi, kadın beyni oradan giriyor buradan çıkıyor. Olaylara bakış açılarımız çok farklı. Siz detay detay detay, biz dümdüz.

ÇOCUĞUM OLMASINI ÇOK İSTİYORUM

* İnsan ömrünü neye adamalı?

- Norveç’e gittiğimde gördüm, dünyanın refah seviyesi en yüksek ülkesi orası. Adamlara bakıyorsun, birden çok ev alamıyorlar. Çocuklarına bir şey bırakmak zorunda değiller. Zaten bırakmıyorlar, çünkü herkese kendi ayakları üzerinde durması öğretiliyor orada. Şimdi öyle bir adam neyi amaçlar? Çocuklarına sevgi verip hayatındaki insanla mutlu mesut yaşamayı amaçlar. Ülkemizde yaşayan insan için durum farklı. Afrika’da yaşayan insan için durum çok başka. Onun için net bir cevabım yok.

* Kendinle ilgili ne söylersin?

- Ben bir çocuğum olsun çok istiyorum. Ona düzgün bir gelecek sağlamak olur herhalde amacım.

SAYISAL’DA KAZANAN NUMARAYI RÜYAMDA GÖRDÜM

* Rüyalarını hatırlar mısın?

- Hatırlıyorum.

* Gördüğün en ilginç rüya?

- Sayısal Loto rakamlarını bilmem. Sayısal Loto’nun ilk çıktığı zamanlardı, çok ciddi altı rakam gördüm rüyamda. Ben rakamları kağıda yazdım ama oynamadım. Gerçekten de o rakamlar çıktı.

X