"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Dünyayı erkekler çekilmez hale getiriyor

“Çakallarla Dans” serisinin Köfte Necmi’si, imamlar kötü gösteriliyor diye Meclis’e taşınan “Kertenkele” dizisinin sahte imamı Timur Acar’la buluştuk. Bu röportajda kendisinin depremle birlikte başlayan oyunculuk kariyerinin geldiği noktayı, bıyığıyla olan vazgeçilmez bağını, nasıl bir sevgili olduğunu ve yeni yıl beklentilerini bulacaksınız.

Meğerse yıllardır aynı gün doğum günü kutlarmışız da haberimiz yokmuş. 22 Aralık doğumlusun, kutlu olsun öncelikle. Bu günde doğanların en büyük sorunsalı Yay mı, Oğlak mı sorusudur.
- Ben de yıllarca bu soruyu sordum bilenlere... 22.12.1979, sabaha karşı 04:00, Münih. Bu koordinatlarda ve saatte Yay oluyormuşum. Yıllarca Oğlak olarak bildim ama kendimi (gülüyor).
? Nasıl bir doğum? Anlatmıştır annen...
- Anam çok çekmiş. Ailemin üçüncü çocuğuyum. Münih’telermiş o zaman. Annem hep söyler, doğum başladığında babam arkadaşlarıyla eğlencedeymiş.
? Ah bu erkekler! Adını kim koymuş peki, annen mi baban mı?
- Benim bir Özlem ablam var, aile dostumuz. O gün Münih’e Timur Selçuk gelmiş. Onlar da çok severlermiş, konserine gitmişler. Çıkışta da hastaneye gelmişler. Demişler ki ne olur Turgut amca oğlunun adı Timur olsun.
? Ailen niye Almanya’da o sıralar?
- Orada çalışıyorlardı. 20 yıl kadar kaldılar.
? Aslen nerelisiniz?
- Sakarya... Daha da aslen, dedelerim Osmanlı Rus Harbi’nde Gürcistan’dan göçüp oraya yerleşmiş.
? Sen ne kadar kaldın Almanya’da?
- Beş yıl kadar. Geldiğimde hiç Türkçe konuşamıyormuşum ama 2-3 hafta içinde Almanca’yı unutmuşum. Ailemin en hayıflandığı konu da bu.
? Almanya’dan direkt Sakarya’ya gittiniz herhalde.
- Evet. Derken abim üniversiteyi kazanıyor, İstanbul’a geçiyoruz.

TİYATROYLA TANIŞMAM DEPREM SAYESİNDE OLDU

? Nasıl bir öğrenciydin?
- Haylaz, top peşinde koşan bir öğrenciydim. Çalışmayı pek sevmezdim ama sosyal olarak çok faaldim. Tiyatroyla tanışmam ise lise yıllarından sonra, depremle birlikte oldu.
? Allah Allah! O nasıl bir bağlantıdır öyle? Tiyatroyla depremin ne alakası var?
- Depremde binası yıkılan bir tiyatro bizim kasabaya geldi... Karasu ilçesi. Sakarya nehrinin denize döküldüğü yer... Salim Atar hocam “Ben burada tiyatro yapmak istiyorum” dedi. Biz de yardımcı olmak istedik. Ama gidip tiyatroda oynamak aklımdan hiç geçmiyordu. Zamanla kendime “Senin yapacağın olay budur” dedim ve başladım. Her zaman da söylerim; deprem bazı insanların hayatlarını çok kötü şekilde etkiledi ama beni de işimle tanıştırdı.
? O günlerde örnek aldığın oyuncular var mıydı?
- Şener Şen... Beni çok etkilemiştir. Hâlâ da öyle.
? İstanbul’da mı okudun peki?
- Yok, ben İzmir 9 Eylül Üniversitesi’ni kazandım. İzmir’i çok seviyordum. Çok keyifli geçti öğrenciliğim.
? Yurt? Ev?
- Ev.
? Kalabalık mıydı ev?
- Hem de nasıl... Sarp Apak, Onur Buldu, Öner Erkan falan...
? Nasıl yani? Sarp senden küçük değil mi?
- Öyle ama ben üç yıl geç girdim üniversiteye.
? İlk profesyonellik? Para kazandığın iş?
- Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu’ndan kazandım ilk paramı... 2006 yılında bir hocam Kıbrıs’a yerleşti. Benim de okulda sadece tezim kalmıştı. “Gelir misin?” dedi, gittim. İlk işim o oldu.
? Ne yaptın o ilk parayla?
- Güzel bir telefon almıştım. Akıllı olanlardan.

İLK BÜYÜK ROLÜMÜ BIYIĞIM SAYESİNDE ALDIM

? Kariyerinde dönüm noktası olarak gördüğün iş nedir?
- “Avrupa Yakası”...
? Nasıl buluştun o ekiple?
- Okul bitti, İstanbul’a geldim, Oyun Atölyesi’nde tiyatroya başladım. Orada tiyatro yaptığım dönemde bir akşam arkadaşlarla otururken Erdem Baş’a telefon geldi. Karşımda benim üst sınıftan Mehmet diye bir arkadaş... O da iri yarı, bıyıklı. Telefon “Avrupa Yakası” yönetmen yardımcısından. “Bir bölüm oynayacak tiyatro kökenli bir arkadaş arıyoruz. Biraz uzun boylu olacak, bıyıklı olacak” diyor. Erdem de karşısında Mehmet olduğu için direkt ona bakıyor. Mehmet arkadaşımız Sivas’ta Devlet Tiyatrosu’nda çalışıyordu o zaman, “Ben gidemem, provam var” dedi. Ve biz göz göze geldik. Şans işte. Rol benim oldu. Gülse Birsel beğenince karakterin devamlılığı da oldu.
? Bıyık nedeniyle almışsın galiba o rolü?
- Evet, öyle oldu.
? Bıyıkla doğdun sanki, ben seni hiç bıyıksız hatırlamıyorum.
- Ben de hatırlayamıyorum. 1979’dan beri bıyığım varmış gibi geliyor (gülüyor). 2006’da Shakespeare’in “Hırçın Kız” oyunu için bırakmıştım.
? Sürekli bıyıklı olmak nasıl bir şey?
- Mesela ayran kana kana içilecek bir şeydir ya. Bende o yok mesela. Sürekli bir peçeteyle temizleme durumu oluyor.
? “Avrupa Yakası” sonrası nasıl gelişti hayat?
- Zor geçti.
? Niye?
- Ondan sonra artık ekrandasın, hayatın değişiyor. Sen aynı şekilde yaşamaya devam etmek istiyorsun.
? Neyi yaşayamıyorsun aynı şekilde?
- Yaşıyorsun yine ama illa ki dikkat etme durumları oluyor. Çok tuhaf şeylerle karşılaşıyorsun. Samimi olmakla ileri gitmek arasındaki dengeyi kuramıyor insanlar.
? Şöhretle ilgili seni sıkan şeyler var mı? Veya çok mutlu eden?
- Aslında çok mutlu eden yok. Bir sürü yanlış anlamadan ibaret şöhret. Artıları evet var. İnsanların bu kadar ilgi göstermesi tabii ki güzel bir şey. Ama bazen o ilgi de sıkabiliyor, ruh haliniz onu kaldırmayabiliyor.

Dünyayı erkekler çekilmez hale getiriyor

ŞU AN YALNIZLIK GAYET İYİ GİDİYOR

Seni en çok ne rahatsız etti 2014’te?
- Riyakarlık...
? Nasıl bir yaşlılık hayal ediyorsun?
- Çanakkale’de, Assos koylarından birinde, tepede bir ev. Seviyorum orayı. Gidiyorum her yaz. O koylardan birinde bir taş ev istiyorum.
? Peki çoluklu çocuklu bir yaşlılık mı yoksa yalnız mı?
- Bu gidişle yalnız galiba (gülüyor). Bilmiyorum hayat ne getirir ama şu an yalnızlık iyi gidiyor.
? Ama artık yaş da geliyor, anne baba baskısı başlamıştır “torun gelsin artık” diye.
- Ben abimden, ablamdan bekliyorum. Onlara baskı olmayacak da bana mı olacak!

“KERTENKELE”NİN MECLİS’E TAŞINMASI ÇOK KOMİK

“Kertenkele” dizisi tutan dizilerden biri oldu. Neye bağlıyorsun bu başarıyı?
- Samimiyet. Senaryoyu okuduğum anda bu iş tutacak dedim. Hiçbir kaygım yoktu.
? Biraz rolünden bahsetsene.
- Arsen Lüpen tadında bir hırsız. Kardeşi ile yetiştirme yurduna bırakılmış ve bir gün bir aile kardeşini evlatlık almış. Artık tek amacı kardeşini bulmak. Düz duvara bile tırmanabiliyor, o yüzden adı Kertenkele. Ayrıca gece hayatının hızlı çapkını. Çaldığı şeyleri de kullanıp geri bırakıyor.
? Robin Hood gibi birazcık.
- Aynen. Bir yerden sonra yakayı ele veriyor ve kodese tıkılıyor. Ama tabii oradan da revire attırıyor kendini intihar girişiminde bulunarak. Revirde bir hoca ile karşılaşıyor, hoca buna inanıyor. “Oğlum ben bir duş alacağım” diyor, bırakıyor kostümlerini orada. Giderken de göz kırpıyor. Oradan sonra da hikaye başlıyor, bizimki sarık cübbe giyip oradan çıkıyor.
? Nasıl hocalık? Ona çalıştın mı?
- Gidip deli gibi imam gözlemedim tabii. Birçok hoca arkadaşım var. Bilmediğim bir şey değildi. Onlarla beraber büyüdüğüm için zaten yeterince fikrim vardı. Karakteri yaratırken kimseyi rencide etmemek düşüncesiyle yola çıktım. Hassas bir nokta çünkü. Şiraze dediğimiz şey kaydı mı allak bullak olabilir her şey.
? Şiraze kaymasa da ortalık allak bullak oldu aslında. Sizin hoca “Hocaları kötü gösteriyor” denilerek Meclis’e bile taşındı!
- Eski müftü olan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK’ten diziyi kaldırmasını istedi. O şimdi öyle bir açıklama yapınca ben de dedim ki “Komedi dizilerinde, filmlerinde oynuyorum ama bu gerçekten hepsinden komik...” Neyse ki halk bizi anladı ve sevdi.

MODA SİNEMASI’NI KÜLTÜR MERKEZİ HALİNE GETİRDİK

Tiyatroya geleceğim... 12 ortakmışsınız... Nasıl oluyor da kavga çıkmıyor, ortaklık bunca yıldır sürüyor?
- Kimse inanamıyor zaten. 7 yıldır birlikteyiz, aynı kurumda başladık.
? Hiç mi kavga etmiyorsunuz?
- Ediyoruz tabii canım. Biz çok tartışırız. Belki de ondan hâlâ bir aradayız. Moda Sineması’nı kültür merkezi haline getirdik. Ama sadece tiyatro salonu değil konserler de oluyor, ayrıca sinema salonumuz var, içinde söyleşiler yapılıyor. Çok güzel gidiyor.
? Ne oynuyorsunuz bu yıl?
- Bu yıl “Hamlet’i oynuyoruz.
? Ego var mı?
- Olmaz mı?
? Nasıl dengeliyorsun? Bu aralar tavan yapması lazım.
- Ben gerçekten o kadar yoğun bir süreçten geçiyorum ki egoyu da bastırdım gitti yani (gülüyor)...
? Nerede ortaya çıkıyor senin egon? Ya da kime karşı en çok?
- Çalışma esnasında. Birisi haddini bilmeden bir şey söylediği zaman...
? Sinirli misin sen?
- Sinirliyim. Bir anda parlarım.
? Hiç göstermiyorsun.
- Evet ve bu bana zarar veriyor aslında. Biraz törpülemem lazım.
? Var mı kendinde öfkeyi geçirme yöntemin?
- Kapıyı kapatıyorum artık birazcık dur diyorum.
? Yılbaşı geliyor. Yeni yıldan beklentilerin neler?
- Daha az çalışma günü (gülüyor). Birazcık dinlence... Ve artık gerçekten barış, huzur...

Dünyayı erkekler çekilmez hale getiriyor


PARAYI ÇOK GÜZEL YİYORUM

Para peki?
- Para lazım, onsuz olmuyor.
? Cimri misindir?
- Yok değilim.
? Gülerek söyledin?
- Değilim ama biraz cimri olsaydım diye düşünmedim değil.
? Neden?
- Çok güzel yiyorum galiba (gülüyor)...
? Annen demiyor mu “Birazını kenara koy” diye?
- Diyor tabii canım.
? En çok neye harcıyorsun?
- Arabaya, gezmeye tozmaya.
? Testosteron ne demek? Yıllarca oyununu oynadın? Oyundan size kalan nedir?
- Erkeklik hormonudur. Dört yıl oynadığımız oyundur. “Erkek olma hali çok fena bir şeymiş” dediğimiz oyundur (gülüyor)... Oyun sonrası çok tuhaf deneyimlerimiz oldu. Kodlanmış hareketlerimizi fark ettik.
? Ne kodlanmış olabilir erkekte?
- Dünyaya şöyle bir bak; savaşları çıkaranlar erkekler, dünyayı çekilmez hale getirenler erkekler, hep erkekler yani. Ve hepsini ona yükleyemesek de, sebep testosteron. Rezil edebiliyor gerçekten biz erkekleri.
? Sence kadın erkek arasındaki en büyük fark ne?
- Erkeklerin kavgaları vardır ama affetti mi de affederler. Ama kadınlar fenadır. Kadın unutmaz.

İYİ AMA BAZEN BUNALIMLI BİR SEVGİLİYİM

? O oyundan sonra ilişkilerinde daha dikkatli hareket etmeye başladın mı yoksa “Hormondandır, tabii ki yapacağım” deyip geçiyor musun?
- Yok ya biraz daha çekidüzen verdim. Yaşla da alakalı bir şey tabii... 35 olduk, yolun yarısı.
? Timur Acar iyi bir sevgili mi?
- Zor soru. İyi ama bazen bunalımlı bir sevgili.
? Duygusallık var mıdır?
- Var.
? Mumlar falan?
- Mumlar değil de yemek yapmayı severim. Kendi kendime de yaparım. Pilavım iyidir falan dermişim (gülüyor)...
? Bildiğim kadarıyla sen şarkı da söylüyorsun...
- Söylüyorum biraz. Müzikle ilgilenmeyi seviyorum. Maymun iştahlıyım enstrüman konusunda ama... Daldan dala atlarım.
? Çalıyor musun?
- Çalmaya çalışıyorum diyeyim, gitar falan. Hobi olarak tabii. En son kanun aldım, deli gibi onunla uğraşıyorum.
? Çok zor değil mi?
- İlk iki ayı çok iyi sonraki 20 yılı çok uğraştırır diyorlar (gülüyor).

BENDE DE BİRAZ ÇAKALLIK VAR

? Ne kadar çakalız?
- Biraz çakallık var.
? Ne geliyor çakallık denince aklına?
- Trafikte emniyet şeridinden gitmek.
? Hiç yaptın mı çakallık? En pişman olduğun çakallığın?
- Bir toplantıya geç kalmıştım. Emniyete girmek zorunda kaldık, gittik, sunum yapıldı, biz sahneye çıktık, yanımdaki arkadaş “Trafik kurallarına uyalım” gibi bir şey dedi. Arkadan birisi kalktı ve “Siz yaklaşık üç saat önce emniyet şeridindeydiniz” dedi!
? Ön sıralara geçip kaynak yapar mısın?
- Yapmaz mıyım? Özellikle yemek sırasında. Hemen çirkinleşirim.

Dünyayı erkekler çekilmez hale getiriyor

EN İYİ KADIN, AĞZI DİLİ OLMAYAN KADINDIR!

? Serinin son filminde senaryoya bir de aşk hikayesi eklendi. Aşk hikayesinin bizi en sinir eden cümlesi de “En iyi kadın, ağzı dili olmayan kadındır”. Ne diyorsun?
- Bazen katılıyorum ama be... Geçen yanımdan geçti öyle birisi, çocuğa acıdım ya. Tramvay geçti aramızdan kadının sesi öbür taraftan hâlâ geliyordu. Çok acımasız bir söz tabii ama o da erkekler arasındaki bir geyik yani.
? Başka ne var?
- “Kadından korkmayan adam değildir” diye bir laf da var.
? Korkar mısın?
- Yok ya. Ama Karadeniz’de bir geyiktir yani bu. Kadın Karadeniz’de ön plandadır, bütün işi yapan odur. Karadeniz kadını derler ya hani. O yüzden korkarlar yani.
? Futbol da çok ön planda filmde. Senin aran nasıl?
- Oynuyordum, çok seviyordum, fena da değildim hani. 3-4 sene önce bir maç yaparken sağ ayak bileğimi sakatladım. Ondan sonra tamam artık yeter dedim.
? Sakaryaspor’u tutuyormuşsun. İstanbul takımlarından sempati duyduğun var mı?
- Ben Fenerbahçeliyim ama Sakarya memleketimdir. Maçlarına da gitmeye çalışırım. Yerel bir takımın havası çok farklı. Şimdi bakıyoruz, büyük takımların statları bomboş ama oradaki maçlar dolu.
? Burada gidiyor musun?
- Kombinem var ama gitmek istemiyorum. Biraz futboldan soğudum açıkçası. Basketbol daha güzel.

OYUNCU OLMASAM ÇOK ZORLANIRDIM

? Nasıl dinleniyorsun? Boş zamanlarında neler yapıyorsun?
- Boş zamanımda kaçıyorum genelde. Dağ tepe bayır seven bir adamım.
? Tek başına mı?
- Yoo, motorum var. Arkadaşlarım var motorcu. Onlarla genelde. Kayak yapmayı severim. Olursa imkanım hemen giderim, çünkü o beyaz olayı dinlendiriyor beni.
? Motordan korkmuyor musun?
- Korkmaz mıyım korkuyorum tabii ki. Ama önemli olan korkarak binebilmek... Her an tetikte olacaksın.
? Oyuncu olmasaydın ne olurdun?
- Zor olurdum (gülüyor)... Çok zorlanırdım ben galiba. Çok ticari bir yanım yok. Ama oyuncu olmasaydım herhalde yine araçlar üzerine bir şey yapardım.
? Otomobil, motor...
- Aynen öyle.

X