"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Cehennem, Amerika’dan önce Türkiye’de

Siz sabah gazetenizi açıp bu satırları okurken, ben yılın en önemli filmlerinden biri olan “Inferno”yu (Cehennem) sabahki basın gösteriminde izliyor olacağım.

Hem de dünyadaki eleştirmenlerden bile önce.
Hatta siz de bu cuma itibarı ile filmi Amerika’dan iki hafta önce izleyeceksiniz.
Çünkü pek alışık olmadığımız bir şey gerçekleşiyor ve bu yılın en merak edilen, en önemli filmlerinden biri olan “Inferno” Türkiye’de Amerika’dan iki hafta önce vizyona giriyor.
Bunda hikayenin bir kısmının İstanbul’da geçiyor olmasının etkisi var herhalde!
Ron Howard imzalı film, Dan Brown’un aynı adlı kitabından uyarlama.
Başrolde, “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar”da olduğu gibi yine Tom Hanks var.
Siz bence şimdiden haftasonu plan programınızı “Inferno”ya göre yapın.
Not: 2009 yılında, bir akşamüstü Swissotel’de Ertuğrul Özkök’le birlikte Dan Brown ile buluşmuş ve uzun uzun sohbet etmiştik.
Özkök, bu sohbeti konu alan köşe yazısında “Dan Brown’la yaptığımız konuşmadan aldığım izlenim şu; İstanbul’u yeni romanları için izlemeye almış” diye yazmıştı.
Inferno’da Dan Brown’un gözünden anlatılan İstanbul’un Ron Howard kamerasından beyazperdeye nasıl yansıdığını merak ediyorum.
Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, Sultanahmet fonunda İstanbul ve Türkiye bakalım nasıl bir imaj çizecek...

 

Robert De Niro, olmadı!

Başkanlık seçimleri yaklaşırken Donald Trump’a karşı ağzını açıp gözünü yuman Robert De Niro’nun, “köpek”, “domuz” kelimelerini hakaret olarak kullanmasını kendisine hiç yakıştıramadım.
Olmadı sevgili Robert de Niro.
Irkçılığa karşı duyarlıyım derken gittin türcülük yaptın.
Eleştirdiğin Trump’tan ne farkın kaldı!

 

Modern köleliğe hayır

Akasya AVM’deyiz.
Bizim Tayga, Balık burcudur kendileri, fazla duygusaldır.
Gözleri dolu dolu, “aferin çocuğa” dedi.
“Kime?” dedim.
Filipinli bir bakıcıyla AVM alışverişine çıkan ailenin 14-15 yaşlarındaki oğlundan söz ediyormuş.
Filipinli kızcağız zaten ufak tefek, eline poşetleri öyle bir doldurmuşlar ki, neredeyse aralarında kaybolmuş, zar zor yürüyor.
Önde giden karı kocanın umurunda bile değil.
Oğulları ise dayanamıyor, reis ve eşi modundaki anne babasına şöyle sesleniyor: “Neden bütün yükü ona taşıtıyoruz ki, poşetlerin bir kısmını ben alacağım...”
Yüreği taşlaşmış yetişkinlerde bulamadığımız insanlığı bazen gençlerin kalbinde, vicdanında bulmak güzel oluyor gerçekten de.
İyi hissettiriyor.
Çünkü bazılarına kalsa modern köleliği dibine kadar, hunharca, acımasızca yaşatmaya devam edecekler.

 

 

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI