"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Anlaşarak mı, dövüşerek mi?

Bir süredir Sarıyer Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili olaylar durulmuyordu.İhbarların sayısı artınca, Sarıyer Barınağı’nın iyileştirilmesi, geçmişte yaşananların tekrarlanmaması için önce HAÇİKO Derneği olarak barınakta gözlemler yaptık, sonrasında da Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve ekibiyle buluştuk.

Bir süredir Sarıyer Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili olaylar durulmuyordu.
İhbarların sayısı artınca, Sarıyer Barınağı’nın iyileştirilmesi, geçmişte yaşananların tekrarlanmaması için önce HAÇİKO Derneği olarak barınakta gözlemler yaptık, sonrasında da Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve ekibiyle buluştuk.
Barınağın kötü durumda olduğunu, acilen yıkılması, yenilenmesi ve ekibin kuvvetlendirilmesi gerektiğini söyledik.
Ne mi oldu?
Şimdi bizden kötüsü yok.
Yok, belediye değil, bazı hayvanseverler bize cephe aldı.
Üstelik ne hakaretler, ne tehditler.
Aynı hayvanseverler, geçen cumartesi barınaktaki olumsuzlukları protesto etmek için eylem yapmış, o arada bir veteriner hekimi de dövmüşlerdi.
Biz niye bu protestoya katılmamışız da, başkanın makamına görüşmeye gitmişiz...
Sadece reklam yapıyormuşuz...
Bizim hayvanseverliğimiz nerede kalmış...
Biri bizi kastederek şöyle yazmış: “Bu insanları gebertmek istiyorum.”
Malum, bu aralar şiddet, tehdit, zorbalık moda!
Arkadaşlar, bakın sakin olmaya çalışıp, ortak paydanın hayvanlar olduğunu varsayarak “arkadaşlar” diyorum, ben ve derneğimiz HAÇİKO mümkün olduğunca dövüşerek değil uzlaşarak hayvan haklarını savunmaktan yanayız.
Sizin çabalarınızın değerini tabii ki biliyoruz, aksini söylemek mümkün mü?
Ama gerçek şu ki, bu mücadelemizde devlet ve belediyelerin yardımı olmak zorunda.
Yoksa bu yükün altından kalkılmasına imkan ihtimal yok.
Bu, dünyanın her yerinde böyle.
Şimdi lafı fazla uzatmayıp, size görüşmemizin sonuçlarını sunuyorum.
1- Sarıyer Belediyesi, Orman Bakanlığı’na başvurdu, arazi alabilirse, son teknolojiyle donatılmış, modern bir barınak yapılacak.
2- Devletten arazi alınmazsa mevcut barınağın kötü şartları iyileştirilecek. Bunun için bizim yönlendirdiğimiz bir ekip bu hafta barınağı ziyarete gidiyor. Verdikleri rapora göre inşaata hemen başlanacak.
3- Veteriner hekimler konusundaki şikayetler göz önüne alındı. Sık sık kontrolleri yapılacak olan iki yeni veteriner daha işe alınacak.
Belediyeye neden gittiniz diyenler, hakaret dolu cümleler kuranlar, tehdit edenler bunları okuyunca en azından hayvanlar adına sevinmişlerdir umarım.
İyi niyeti elden bırakmadan buna inanmak istiyorum.
Diyorum ya, mümkünse kavga ederek değil, uzlaşarak...

Erkek seviyorsa kadın gelecektir

Angelina Jolie ve Brad Pitt’in çocukları ile Vogue dergisine verdiği fotoğraflara baktım.
Bir kadın, bir erkek, dördü evlatlık, altı çocuk.
Kimileri proje diyor.
Kimileri bitmeyen aşk, sevgi, alışkanlık.
Ben kimsenin bir proje ilişkisine ömrünü vereceğine inanmıyorum.
Ortak hedefler, hobiler ve sevgi olursa ilişkiler sürer gider.
Sevgi, aşk yoksa iki insan kaç günü birlikte geçirebilir ki?
Arkadaşım Sude Bilge Demir hatırlattı, Brad Pitt, eşinin bunalımda olduğu, 14 kilo verip 40 kiloya kadar düştüğü dönemde şöyle bir açıklama yapmıştı:
“Karım hasta... Kendisine gelen tüm filmleri reddediyordu, kendisiyle dalga geçiyordu. Bizim ilişkimiz de bitmek üzereydi. Bir şey yapmaya karar verdim. Onun yanında uykuya dalmaya, ona sarılmaya, çiçeklerle uyandırmaya, onu öpmeye, güzel sözler söylemeye, sadece onun için yaşamaya başladım. İnanamayacaksınız ama yüzünde çiçekler açtı, kilo almaya başladı. Artık sinirlenmiyordu ve beni hiç olmadığı kadar seviyordu. Ve sonra bir şey fark ettim. Kadın, erkeğin yansımasıdır. Eğer erkek kadını deliler gibi seviyorsa, kadın gelecektir.”
Bu ikiliye hâlâ proje diyebilir misiniz!
Bunu okuyunca Brad Pitt’e olan sevgisi, hayranlığı daha da artıyor insanın.
Bu aile resmine bakarken, kötü günde böyle sınanan ve kazanan bu ilişki önünde yapılacak tek şey saygıyla eğilmek olur.


Hasta mısınız!

Siz bu yazıyı okurken ben New York’tayım.
Tayga’nın yanında.
Bizim ufaklık büyüdü, buralara Columbia Üniversitesi’ne okumaya geldi, ders aralarında bana da rehberlik yapıyor.
Ama birlikte gezerken de sürekli soruyor; anne ateşim mi var, bugün biraz soluk muyum, boğazım ağrıyor galiba, vitamin mi alsam...
“Kızım ne oluyor, sen böyle değildin” dedim.
Ama burada biraz televizyona bakınca olayı çözdüm.
Dakika başı bir hastalık tarifi, bir uyarı, bir kamu spotu, bir ilaç, bir vitamin reklamı.
Biraz izle, Ali Sunal’ın yeni filmi “Hayat Öpücüğü”nde canlandırdığı Metin karakteri gibi hastalık hastası olursun.
Amerikalılar, büyüyen ve büyük paralar harcatan, dolayısıyla kazandıran ilaç sektörünün de etkisiyle hastalıklar konusunda aşırı hassasiyette zirve yapmış.
Tayga geçen gün midesi ağrıyor diye okulun revirine gitmiş.
Sorular sorular sorular, bin tane soru sormuş doktor.
Bir ara “Mutsuz musun?” diye de eklemiş.
Bizimki de, karnı ağrıyor tabii, “Evet” demiş.
Bir sonraki soru “İntihara meyilli misin?” olmuş.
Tayga gülmüş tabii.
Karnının ağrısı bir anlık da olsa geçmiş.
Bir süre sonra Türkiye’yi de şu andakinden daha fazla etkisi altına alacağını düşündüğüm ilaç sektörü yönlendirmeli sağlıklı yaşam takıntısının etkilerini hastalık hastası olmadan atlatırız umarım.


Amerika’dan...

Bir hafta daha kalacağım Amerika’da.
New York sonrası, Dallas ve Los Angeles’a geçeceğiz.
Yazılara da New York’ta Uber kullanmak, Empire State Building’in değişen renkleri, dünyanın en interaktif oyunu Sleep No More gibi konularla devam edeceğim.
Oralara gitmişken “onu da yap, bunu da izle” önerisi olanlar omurgedik@gmail.com adresine yazsınlar.
Buralardan bildirmeye devam ederken, sizlerin yönlendirmeleri iyi gelecek.

X