"Oğuz Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oğuz Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oğuz Çelikkol

NATO 70 yaşında

Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) 1949 yılında kurulmuş, 70 yıldan bu yana varlığını sürdüren bir güvenlik kuruluşudur. Kuzey Atlantik ve Avrupa’da yer alan ülkeler güvenliklerini bu örgüte bağlamışlardır.

 

NATO hemen 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 1949 yılında 12 ülke (ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Danimarka ve İzlanda) tarafından oluşturulmuştur. NATO bu ülkeler tarafından 1949 yılında imzalanan Vaşington Anlaşması’yla kurulmuştur.  Bir üye ülkeye yapılacak saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılacağını belirten ve saldırıya uğrayan ülke veya ülkelere yardımı öngören 5. maddesi ise Vaşington Anlaşması’nın temelini oluşturmaktadır.

2. Dünya Savaşı’nın esas galipleri ABD ve Sovyetler Birliği’dir. Bu iki ülke Dünya’yı saran ve Avrupa ile Uzak Doğu ülkelerinde büyük yıkıma ve insan kaybına yol açan bir savaşın sonunda uluslararası sistemde güç merkezleri olarak ortaya çıkmışlardır. 2. Dünya Savaşı’ndan önce çok kutuplu (çok merkezli) olan uluslararası sistem de savaştan sonra değişmiş ve Vaşington ile Moskova merkezli, iki kutuplu bir görünüm almıştır.

2. Dünya Savaşı sırasında (Nazi Almanya’sına karşı) müttefik olan ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler savaşın bitimiyle birlikte hemen değişmiş, iki ülke arasında ciddi bir rekabet, nüfuz mücadelesi ve çekişme başlamıştır. Vaşington ve Moskova arasındaki bu mücadeleye “Soğuk Savaş” adı verilmiştir.

Vaşington ile Moskova arasında 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra başlayan ve 1990 yılına kadar devam eden mücadele, yerel olarak bazı bölgelerde sıcak çatışmalara ve lokal savaşlara dönüşmekle beraber, “soğuk” olarak kalmış ve Dünya 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında yaşananlara benzer bir “felaketle” karşı karşıya kalmamıştır.

Vaşington ile Moskova arasında yaşanan mücadelenin bir özelliği ideolojik temeli olmuştur. “Soğuk Savaş” demokrasi ile yönetilen serbest piyasa ekonomisine sahip ABD (ve müttefikleri) ile tek parti tarafından yönetilen komünist ekonomiye sahip Sovyetler Birliği arasında yaşanmış, mücadele sadece iki başkent (Vaşington ve Moskova) arasında değil tamamen farklı iki  (Batı ve Doğu) ideoloji arasında meydana gelmiştir.    

Vaşington ile Moskova arasındaki mücadelenin yerel (sıcak) savaşlara dönüştüğü yerler arasında ilk akla gelenler Kore, Vietnam ve Afganistan’dır. Savaştan sonra Yunanistan ve Çin gibi ülkelerde de (milliyetçi ve komünist güçler arasında) iç savaşlar patlak vermiştir. ABD-Sovyetler Birliği mücadelesinin en çekişmeli yaşandığı kıta Avrupa olmuş, 2. Dünya Savaşı sırasında 4’lü (Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere ve Fransa) işgale uğrayan Almanya ve başkenti Berlin adeta Soğuk Savaş’ın bir sembolü haline dönüşmüştür. Doğu ve Batı Berlin arasındaki duvarın Avrupa’yı ikiye bölen “Demir Perde” içindeki sembolik rolünün “Soğuk Savaş’a” da damgasını vurduğunu söylemek mümkündür.

İşte NATO, 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin, Dünya Barışını korumak için kurulan Birleşmiş Milletlere rağmen, hızla bozulduğu bir dönemde 1949 yılında kurulmuş, varlığını bugüne kadar( 70 yıl) sürdürebilmiştir. NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları 4 ve 5 Nisan tarihlerinde Vaşington’da toplanarak, İttifakı kuran Vaşington Anlaşması’nın 4 Nisan 1949 yılında imzalanmasının 70. yılını anmakta ve kutlamaktadır.

NATO ittifakının bugün 29 üyesi bulunmaktadır. Bu sayı “Kuzey” Makedonya’nın bu yıl ittifaka tam üye olarak alınmasıyla 30’a çıkacaktır. 70 yıllık geçmişi içinde NATO 7 kere genişlemiştir. 1952 yılında Türkiye ve Yunanistan, 1955 yılında Batı Almanya ve 1982 yılında İspanya NATO üyesi olmuşlardır.

Ancak NATO’nun esas genişlemesi 1999 ve 2004 yıllarında gerçekleşmiş, bu tarihlerde eski Doğu Avrupa ülkeleri İttifak’a üye kabul edilmişlerdir. 1999 yılında Çekya, Macaristan ve Polonya, 2004 yılında ise Bulgaristan, Romanya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovakya ve Slovenya NATO üyeliğine alınmıştır. NATO’nun diğer iki genişlemesi 2009 ve 2017 yıllarında gerçekleşmiş; 2009 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017 yılında ise Karadağ NATO üyesi olmuşlardır. Bu yıl Kuzey Makedonya’nın alınmasıyla NATO’nun üye sayısı 30 olacaktır.

Geçmişe bakıldığında NATO için önemli bazı dönüm noktaları göze çarpmaktadır. Bunlardan biri 1955 yılında Batı Almanya’nın NATO üyeliğine alınmasıdır. Sovyetler Birliği Batı (bölünmüş) Almanya’nın NATO’ya alınmasına sert tepki göstermiş, Varşova Paktı’nı kurmuş, 2. Dünya Savaşı sırasında işgal ettiği ülkeleri (Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan) bu Pakt’a sokmuş, böylece “Soğuk Savaş” iki İttifak arasında (NATO ve Varşova Paktı) arasında yaşanmaya başlamıştır.

NATO için büyük bir dönüm noktası 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Varşova Paktı’nın çökmesidir. Böylece NATO Varşova Paktı’na karşı savaşı kazanmış, Moskova’nın büyük bir çalkantı içine girmesi, komünist sistemin çökmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ABD Dünya’daki (tek) egemen güç haline gelmiş, en azından bir süre Dünya tek kutuplu (Vaşington) bir sistem görünümü kazanmıştır.

NATO için 2001 yılında 11 Eylül terörist saldırılarından sonra ABD’nin Vaşington Anlaşmasının 5. maddesi çerçevesinde İttifak’a yaptığı başvuru önemli bir gelişme teşkil etmiş, ABD’nin Vaşington Anlaşmasının 5. maddesini işletmesi NATO’nun Afganistan misyonunu başlatmış, NATO’nun görev tanımı ve çerçevesi fiili olarak değişme sürecine girmiştir.

Esasen Sovyetler Birliği’nin dağılması, Varşova Paktı’nın sona ermesi, (Batı ve Doğu) Almanya’nın birleşmesi, eski Varşova Paktı üyeleri ile eski Sovyetler Birliği üyesi 3 Baltık ülkesinin (Letonya, Estonya ve Litvanya’nın) NATO üyesi olmasından sonra NATO’nun varlık sebebi konusunda da düşünce ve tartışmalar büyüme eğilimi göstermeye başlamış, NATO’nun amacı konusunda farklı yaklaşımlar da ortaya çıkmıştır. NATO’nun kimlik arayışı bazılarına göre bugün de devam etmekte, ABD Başkanı Trump NATO’yu “modası geçmiş”, süresi dolmuş, eski bir örgüt olarak nitelendirebilmektedir.

Uluslararası sistemdeki değişim bugün de sürmektedir. 1990’larda kısa bir süre ABD tek küresel hakim güç, Vaşington tek güç merkezi, kutup olarak kalmış görünse de, şimdi durum oldukça farklıdır. Her şeyden önce Putin’in iktidara gelmesinden sonra Rusya tekrar küresel bir güç merkezi olarak ortaya çıkmıştır. Putin’in ABD’nin tek küresel güç merkezi olmasına karşı çıktığı, Dünya’yı çok merkezli bir uluslararası sistem olarak gördüğü esasen bilinmektedir.

Bazılarına göre bugün Dünya’da Çin de küresel siyasi, askeri ve ekonomik bir güçtür. Pekin’in küresel bir güç merkezi olarak Dünya’daki statüsü her geçen gün büyümektedir. Almanya ve Fransa ekseninde Avrupa Birliği ve Japonya ekonomik birer küresel güç merkezi haline dönüşmüşlerdir. Hatta Başkan Trump, küresel birer güç merkezi olarak büyüyen Brüksel (AB), Pekin ve Tokyo’yu Dünya’daki ABD rolü ve etkisi bakımından (askeri bir güç merkezi olduğuna şüphe olmayan) Moskova’dan bile daha önemli birer rakip, hatta hasım olarak gördüğünü ortaya koyan açıklamalar yapmaya devam etmektedir.

NATO’nun Doğu Avrupa’da başlangıçta sınırlarına doğru genişlemesine pek fazla ses çıkartmayan Rusya’nın “kırmızı çizgiyi” Gürcistan’da, Moldova’da ve Ukrayna’da koyduğu, Putin Yönetimi’ndeki Rusya’nın 2 eski Sovyetler Birliği üyesi ülkenin daha NATO’ya üye yanılmasına aktif bir şekilde karşı çıktığı izlenmektedir. Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’daki ayrılıkçı hareketleri desteklemesi, Kırım’ı ilhakı sadece Tiflis ve Kiev’e değil Brüksel’e karşı yapılmış bir “uyarı” niteliğindedir.

Geçmişe baktığımızda NATO’nun iç sorunlar da yaşadığı görülmektedir. ABD ile görüş ayrılıkları yaşayan Cumhurbaşkanı De Gaul yönetimindeki Fransa 1966 yılında NATO’nun askeri kanadından ayrılmış, Fransa NATO’ya 2009 yılında tekrar tam olarak dönmüştür. Fransa’nın NATO askeri kanadına üye olmadığı dönemde NATO’nun merkezi Paris’ten Belçika’nın başkenti Brüksel’e taşınmıştır.

Yunanistan da Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalesini gerekçe olarak göstererek 1974 yılında NATO’nun askeri kanadından ayrılmıştır. Yunanistan, Türkiye’deki 1980 askeri darbesinin adından, Ankara’da askeri bir yönetim bulunduğu bir dönemde, 1981 yılında (hiçbir karşılık almadan) Türkiye’nin vetosunu kaldırması üzerine NATO askeri kanadına tekrar dönmüştür.

Soğuk Savaş’ın esas galibinin kim olduğu konuşulan ve tartışılan konulardan biridir. Almanya 1991 yılında birleşmiş, Almanya’nın başkenti Bonn’dan Berlin’e taşınmıştır. Başkan Trump sıklıkla geçmişte ve bugün NATO’nun mali yükünü ABD’nin taşıdığını, ancak NATO’nun başarısının sonuçta ABD’ye fazla bir şey getirmediğini vurgulamaya çalışmaktadır. ABD’de NATO’nun yükünün büyük kısmını gereksiz yere ABD’nin taşıdığına, Avrupa’nın kendi savunması için gerekli finansal yükü üstlenmediğine inanların sayısı oldukça fazladır.

Avrupa’da bugün sadece NATO genişlemesi yaşanmamaktadır. Almanya-Fransa eksenli Avrupa Birliği de üye sayısını arttırmakta, sınırlarını Rusya yönünde ve Balkanlar’da genişletmektedir. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un geçen yıl Fransa Parlamentosu’nda yaptığı ve NATO ile AB’nin Balkanlar’da hızlı hareket etmesi gerektiğini vurgulayan, Rusya ile Türkiye’yi Balkanlar’da rakip ve hatta hasım olarak gördüğünü belirten konuşmasının hem Moskova hem de Ankara’da yankı yaptığı kesindir. Fransa’nın Rusya’yı rakip olarak görmesini anlamak mümkün olsa da,  NATO üyesi (ve AB üyeliğine aday) diğer bir ülkeyi “rakip” kategorisine niye soktuğu cevaplandırılması gereken ciddi bir sual olarak ortaya çıkmaktadır.

“Kuzey” Makedonya’nın bu yıl NATO üyesi olması ve bu ülkeyi AB’ye bağlamak üzere hazırlanan anlaşmalar Cumhurbaşkanı Macron’un “hızlı hareket” çağrısının uygulamaya konulduğuna işaret etmektedir. Almanya ve Fransa’nın ağır baskıları üzerine (ekonomik kriz yaşayan) Yunanistan, Makedonya “isim sorununu” halletmek zorunda bırakılmış, böylece Makedonya’nın Brüksel’e bağlanması yolu açılmıştır. Brüksel için Balkanlar’da sırada eski Yugoslavya’dan geride kalan “sorunlu” ülkeler (Bosna ve Kosova) ile (Rusya ile kültürel ve tarihi ilişkileri olan) Sırbistan kalmaktadır.

Türkiye 67 yıldır NATO üyesidir. NATO’ya ilk genişlemede 1952 yılında, Yunanistan’la birlikte, üye olmuştur. O dönemde bile Türkiye’nin NATO üyeliğine bazı Avrupa ülkelerinden itirazlar geldiği, ancak bu itirazların Vaşington tarafından dinlenmediği bilinmektedir. NATO üyeliği dün de bugün de Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin temelini oluşturmuş, hem Türkiye hem de Batı için önemli olmuş ve önemini korumaktadır.

Almanya ve Fransa’nın dış politika öncelikleri ve tercihlerine göre, Yunanistan başta olmak üzere, diğer Balkan ve Doğu ülkelerinin sırayla Avrupa Birliği üyeliğine (bazen hem siyasi hem de ekonomik olarak hazır bile olmadan) alındıkları bir dönemde, NATO üyeliğinin Türkiye’yi Batı’ya bağlayan önemli bir zemini oluşturmaya devam ettiği ortadadır.

Almanya ve Fransa eksenindeki AB’nin Türkiye’ye karşı çok uzun bir zamandan beri devam eden ayrımcı politikalarının ve çifte standartlarının Ankara’da zaman zaman tepki ve zaman zaman üzüntü yarattığı açıktır. Ankara, eski Varşova Paktı üyelerinin, hatta bölünmüş bir Kıbrıs Adası’nın (Güney Kıbrıs’ın) AB üyeliğine alınmasını, Brüksel’in Kıbrıs sorununun masa başında uzlaşma ile federal bir devlet içinde çözümünü de imkansız hale getirmesini izlemiştir.

Halen Türkiye-AB ilişkilerinde, Avrupa’da yükselen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamafobya nedeniyle, Brüksel’in Türkiye’ye yönelik ayrımcı ve çifte standartlı politikalarının arttığı ve Türkiye’nin AB üyeliği önüne (açık ve kapalı) aşılamaz kültürel engellerin konulduğu, gümrük birliğinin genişletilmesi gibi iki tarafın da çıkarına olacak adımların bile atılmasının (neredeyse) imkansızlaştırıldığı bir dönemden geçilmektedir. Ancak AB ve AB ülkeleri arasındaki ilişkiler de farklı bir sürece girmiş olup, Avrupa’nın görünümü de değişmektedir.

NATO ittifakının 70. kuruluş yıldönümü Kuzey Atlantik’te ilişkilerin değişim içinde olduğu, ABD ile Avrupalı üyeler arasında sorunların büyüdüğü bir dönemde kutlanmakta, ancak NATO’ya olan ihtiyaç herkes için devam etmektedir.    

 

 

 

                         

                        

 

X