"Oğuz Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oğuz Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oğuz Çelikkol

Lobiler ve ABD Dış Politikası

Lobilerin Amerikan iç ve dış politikasındaki ağırlıklı rolü biliniyor. Kısa bir süre önce Florida eyaletinde bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 17 kişinin hayatını kaybetmesi ve çok kişinin yaralanması dikkatleri yine konu üzerine döndürdü.

Silah lobisinin gücü ve Amerika’nın bir çok bölgesinde arka arkaya gelen silahlı saldırılarda çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine rağmen, Trump Yönetimi’nin veya ABD Kongresi’nin  niye hala harekete geçmediği ( veya geçemediği ) Amerika’da geniş şekilde tartışılıyor.

Amerika’daki bu tartışmaların odak noktasını silah satın alınması ve bulundurulması konusunda (en azından) bazı sınırlamalar getirilip getirilemeyeceği ve özelikle silah satın alanların akıl sağlığı ve geçmişi konusunda kontrollerin arttırılmasının (bir şekilde) sağlanması üzerinde yoğunlaştığı görülüyor.

Arka arkaya gelen silahlı saldırıların önemli bir bölümünün okullarda meydana gelmesi ve kurbanlarının genç öğrenciler olması ile silahlı saldırıların adeta bir katliama dönüşmesinin Amerikan kamuoyda “ şok “ tesiri yarattığı açık. 2 Ekim 2017 tarihinde bir kişinin Las Vegas kentinde bir konserde gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 59 kişinin hayatını kaybettiği ve 500’den fazla kişinin yaralandığı hatırlarda.

Silahlı kitlesel saldırıların sayısındaki artış ve bu saldırıların (kullanılan silahların niteliğiyle ilişkili olarak) kitle katliamlarına dönüşmesine rağmen Amerikan yürütme ve yasama organının harekete geçememesi, doğal olarak dikkatlerin bir kez daha Amerikan silah lobisinin gücü üzerine yoğunlaşmasına sebep oldu.

ABD’deki silah lobisinin odak noktasında 145 yıllık geçmişiyle güçlü bir kuruluş olan “ Ulusal Silah Birliği (NRA)”  var. NRA’nin Amerika’da Yönetim ve Kongre üzerinde çok ciddi bir etki sahibi olduğu açık. NRA gücünü hem mali imkanlarından hem de kendisini konuya adamış geniş tabanlı üyelerinden alıyor.

Bireysel silahlanma Amerika’da çok hassas bir konu. ABD Anayasası ve kanunları bireysel silahlanmayı koruyor. İstatistikler Amerikalıların % 40’nın  evlerinde en az bir silah bulundurduğunu gösteriyor. ABD sivillerin en çok silah sahibi olduğu ülkeler listesinde açık farkla ilk sırada yeralıyor.

Konunun farklı yönlerine karşılık,  Florida’daki okul saldırısından sonra yaptığı ilk açıklamada okullardaki silahlı katliamların önüne “öğretmenleri de silahlandırarak “ geçmeyi öneren ABD Başkanı Trump’ın, daha sonra “ kendi üslubuyla “ ifade ettiği husular ABD’de silah lobisinin gücünü bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Trump, “öğretmenleri de silahlandırma” önerisinin doğurduğu tepki üzerine, Kongre’yi  bireysel silahlanma yasalarında kapsamlı bir reform yapmaya teşvik ederken,  Kongre üyelerini ülkenin en büyük silah lobisi olan NRA’dan                  “ korkmamaya ” çağırdı. Başkan Trump’ın, “  bazılarının NRA’dan ödü kopuyor “, NRA’nın bazı Kongre üyeleri üzerinde “ büyük gücü var, benim üzerimdeki güçleri  ise az “ ifadelerini kullanması dikkat çekti.

Lobilerin Amerikan siyasetinde oynadıkları rol kaçınılmaz olarak ortaya. Bu büyük ölçüde Amerikan siyasi sisteminden kaynaklanıyor. Parti disiplinin olmaması, Kongre üyelerinin iyi işleyen lobi örgütlerinin mali desteğine duydukları ihtiyaç gibi  çeşitli hususlar burada rol oynuyor. Amerikan siyasi sistemini iyi bilen ve buna göre örgütlenen lobi kuruluşları Amerikan Başkanlık ve Kongre seçimlerinde etkili oluyor, ABD yürütme ve yasama organlarını büyük ölçüde etkileyebiliyor.

Konuya ABD dış politikası açısından baktığımızda karşımıza “etnik“ lobiler çıkıyor. Bunlar içinde en çok bilineni, konuşulanı ve en başarılı olanı muhakkak ki “güçlü“ Amerikan Yahudi  Lobisi. Yahudi Lobisi Amerikan sistemine göre federe ve federal düzeyde teşkilatlanan bir çok kuruluştan oluşuyor. Farklı görüşleri ve hayat tarzlarını temsil eden bu kuruluşlar, İsrail’in “güvenliği ve ihtiyaçları” söz konusu olunca birleşiyor ve birlikte hareket edebiliyorlar. Esasen “Büyük Amerikan Yahudi Kuruluşları Başkanları Konferansı“ adlı bir şemsiye örgütleri de var.

Yahudi Lobisi’nin tek amacı İsrail’in güvenliği ve ihtiyaçları değil. Uzun bir zamandan beri Yahudi Lobisi Amerikan toplumu içinde küçük bir azınlık oluşturan ( Amerikan nüfusu içinde %2- %2.5 civarında ) Yahudilerin hakları ve statüsü için de mücadele ediyor. Yahudilerin Amerika’da ayrımcılığa uğradıkları günler çok geçmişte değil. Yahudi lobisi bu konuda da çok başarılı. Geçmişte ABD’de Yahudilere karşı uygulanan ayrımcılıkta önemli bir rol oynayan Evangelist hıristiyan grupları bile bugün “ müttefik “ haline getirmiş durumda.

ABD’nin İsrail’e sağladığı siyasi, askeri ve ekonomik desteğin hangi şartlarda olursa olsun devamı ve ABD’nin Orta Doğu politikasında İsrail’in çıkar ve önceliklerinin ön plana çıkartılması yanında, Yahudi Lobisi’nin ABD’de sağladığı en büyük başarının Amerikan “kültür ve medeniyetin“ bir Hıristiyan-Yahudi sentezi olduğu hususunda Amerikan toplumunda yarattığı imaj olduğuna işaret ediliyor.

Amerikan dış politikasında diğer etnik lobiler de zaman zaman etkili oluyor. ABD’nin Küba ile ilişkilerinde  ABD’nde yerleşmiş Küba’lı etnik grupların rolünün dönemlere göre arttığını veya azaldığını izliyoruz. Ancak Amerikalı Kübalıların Küba’daki sosyalist rejimle ilişkilerin nasıl olması gerekli konusunda oldukça bölünmüş oldukları da bir gerçek.

Türkiye’nin ABD ile ilişkileri açısından Amerika’daki Ermeni ve Rum etnik lobileri ön plana çıkıyor. Bu iki lobi de kendi varlıklarını devam ettirebilmek için                “Türkiye düşmanlığını“ kullanıyorlar. Bu iki lobinin oluşumunda ve devamında Kuzey Amerika’daki Ermeni ve Rum  Kiliseleri önemli bir rol oynuyor.

Rum lobisinin şimdiye kadarki en büyük “ başarısı “ , Kıbrıs harekatından sonra, 1974 yılında (o dönemki ABD Yönetiminin karşı koymasına rağmen) Türkiye’ye Amerikan silah ambargosunu koydurabilmesi. ABD tarafından bir NATO müttefikine uygulanan bu ilk (ve  tek) silah ambargosu ancak 1978 yılından sonra kaldırılabiliyor. Ermeni lobisi  faaliyetlerini 1915 Olaylarını (ABD Yönetimi ve Kongresi ile Amerikan toplumuna) “Soykırımı“ olarak tanıtma üzerine yoğunlaştırmış. Ermeni lobisi  bu konuda federal düzeyde şimdiye kadar  “tam”               “ başarılı “ olamadıysa da, federe düzeyde oldukça başarılı gözüküyor.

ABD’nde Türk asıllı Amerikalıların kurdukları dernekler ve bir süreden beri bir Türk lobisi oluşturma gayretleri de var. Bu lobi de Ermeni ve Rum lobilerinin federal ve federe düzeyde  yürüttükleri “Türkiye aleytarı faaliyetleri“ ve               “ Türkiye karşıtlığını ” dengelemeye çalışıyor.

 

 

 

 

 

 

X