"Oğuz Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oğuz Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oğuz Çelikkol

Başkan Trump ve ABD Dış Politikası....

Başkan Trump’ın Vaşington’da iktidara gelmesinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Henüz dış politika ekibini tam olarak yerleştirmiş değil.

ABD Dışişleri Bakanlığında önemli bazı pozisyonların boş olduğuna işaret ediliyor. Aralarında Ankara, Seul ve Kahire gibi önemli başkentlerin de bulunduğu bir çok ülkede ABD Büyükelçisi yok.

Trump ABD Başkanlık makamına oturduğu bir yıllık süre içinde Dışişleri Bakanı’nı bir, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Baş Danışmanı’nı iki kere değiştirmek zorunda kaldı. Yeni ABD Dışişleri Bakanı Popmeo’nun ne zaman göreve başlayabileceği tam olarak belli değil. Pompeo’nun  ABD Senato’sundaki  onay sürecini bekleyeceği anlaşılıyor.  Senato’daki bu onay işleminin tüm Nisan ayını alması bekleniyor. Yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’un ise (Senato onay sürecinin tamamlanmasını beklemeden) Nisan ayı başında Beyaz Saray’daki görevine başlayacağı belirtiliyor.

Trump tarafından Dışişleri Bakanlığı görevinden alınan Tillerson, adı (bakan görevine atanmadan önce) uluslararası diplomaside pek de duyulmuş biri değildi. İşadamı olan Tillerson ExxonMobil Şirketi Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyordu. Tillerson’un Trump ile pek de iyi anlaşamadığı haberleri bir süreden beri duyulmaya, Tillerson’un ABD’nin İran Nükleer Anlaşması ve Paris İklim Değişikli Anlaşması’ndan çekilmesine sıcak bakmadığı ortaya çıkmaya başlamıştı. Tillerson’un bir toplantıdan sonra Trump için “moron” dediği haberleri bir süre önce Vaşington’da yayılmış, Tillerman’ın görevden alınacağı beklentileri artmıştı.

Yeni ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo asker kökenli. Cumhuriyetçi Parti’nin sağ kanadından. Şu anda Amerikan istihbarat örgüt CIA’ın başkanlığını yürütüyor. İran gibi konularda görüşlerinin, Tillerman’a göre, Başkan Trump’a daha yakın olduğuna işaret ediliyor. Trump tarafından (bir önceki görevi) CIA Başkanlığına getirildiğinden beri uluslararası alanda da tanınıyor. Esasen CIA Başkanı olarak ABD dışına ilk ülke dışı ziyaretini de Ankara’ya yapmış, bu ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edilmişti.

ABD Başkanı’na dış politika (ve güvenlik) konularında  danışmanlık yapan (ve görevden alınan) McMaster asker kökenli ve general rütbesindeydi. McMaster Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevine getirildikten sonra da ordudaki aktif görevine devam etmişti. McMaster’in “yeterince” sertlik yanlısı olmadığı yönündeki “eleştiriler” Trump yanlısı Amerikan basınında bir süreden beri çıkmaktaydı.

Başkan Trump’ın McMaster’in yerine atadığı John Bolton ise hukukçu kökenli. Amerikan devlet mekanizması içinde, (2005-2006 yıllarında 1.5 sene kadar) Birleşmiş Milletler’deki ABD Büyükelçiliği dahil, çeşitli görevlerde bulunmuş biri. Bolton son olarak bir Amerikan televizyon kanalında yorumculuk yapıyordu. “Milliyetçi ve aşırı muhafazakar” olarak biliniyor ve Kuzey Kore’ye, İran’a ve Rusya’ya karşı daha sert politikalar izlenmesini savunan görüşleriyle tanınıyor.  

Vaşington’da dış politikanın oluşumu oldukça karışık bir görüntü veriyor. Amerikan dış politikasının oluşumunda Dışişleri Bakanılığı, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve Savunma Bakanlığı’nın rolleri  daima görülmüştür. Bu üç kuruluşa zaman zaman (silah satışlarının ve dış yardımın onaylanması gibi konularda yetkileri bulunan) Kongre’nin, dış istihbarat operasyonlarını yürüten CIA’ın de katılmasıyla Vaşington’da dış politika oluşumu daha da karmaşık bir görüntü alabilmektedir. Bu tabloya (bazen) bir de dış politika konularıyla ilgilenen Amerikan etnik lobileri ve düşünce kuruluşlarının (şu veya bu şekilde) katıldıkları izlenmektedir.

Dış politika konusunda çeşitli seslerin ve eğilimlerin ortaya çıktığı böyle bir ortamda Vaşington’da kuruluşlar arasında “eşgüdümü” sağlayan, son karar alıcı kişi ABD Başkanı’dır. ABD Başkanlarının dikkatlerinin iç politika konularına fazlaca yoğunlaştığı dönemlerde Vaşington’daki dış politika oluşturma süreci daha karmaşık bir görünüm alabilmekte, “çok başlılık” ve “çok seslilik” artmaktadır. Vaşington’un bir türlü “oturmayan” Trump yönetimi sırasında (ABD-Türkiye ilişkilerinde de görüldüğü gibi) böyle bir dönemden geçtiğine inanlarlar çoğunlukta. Son dönemde ise (Suriye’den çekilme kararının gösterdiği gibi) Trump’ın dış politikanın oluşumunda ağırlığını koymaya başladığı yönünde işaretler var.

Son karar “verici” durumundaki Başkan Trump dışında, ABD dış politikasının oluşumunda bugün rol oynayan kişilerin arasında ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de bulunuyor. Pence, Trump tarafından Başkan Yardımcısı olarak seçilmeden önce İndiana Eyaleti Valisiydi. Amerikan siyasi sisteminde  Başkan Yardımcıları’nın belirlenmiş görevleri yok. Başkanların kendisine verdikleri görevleri yerine getiriyorlar. Dış politikadaki rolleri de Başkanın tutumuna bağlı. Pence, Cumhuriyetçi Parti içinde “evanjelist hıristiyan ve muhafazakar” kanatlara yakınlığıyla biliniyor.

Dışişleri ve Savunma Bakanları, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Başdanışmanı ve CIA Başkanı yanında, ABD sisteminde Birleşmiş Milletler Örgütü nezdindeki Büyükelçi (Daimi Temsilci) de önemli bir rol oynuyor. Bu makam ABD sisteminde “bakan” düzeyinde sayılıyor. Trump yönetiminde bu makamda Nikki Haley var. Nikki Haley, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi görevine getirilmeden önce Güney Karolina eyaleti valisiydi. O da Cumhuriyetçi Parti’nin muhafazakar kanadına yakınlığıyla biliniyor.

Böylece (yeni Dışişleri Bakanı ile Ulusal Güvenlik Danışmanı atamalarının  Senato’da tarafından onaylanmasından sonra) Başkan Trump’ın “ dış politika ekibi” yerine oturmuş olacak. Başkan Trump’ın dış politika ekibinde yer alan  kişiler ( Başkan Yardımcısı Pence, Dışişleri Bakanı Pompeo, Savunma Bakanı Jim Mattis, Genel Kurmay Başkanı John F. Kelly, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley) aynı zamanda ABD’de dış politikanın (iç ve dış güvenlik dahil) oluşumunda ana rolü oynayan ve kuruluşlar arasındaki “eşgüdümü” yapan “Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC)” üyeleri.

NSC Beyaz Saray’da toplanıyor. Ulusal İstihbarat Direktörü Daniel Coats, CIA Direktörü (göreve yeni atanan) Gina Haspel de NSC üyeleri. Adalet (Başsavcı) ve Enerji Bakanları ile Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü de toplantılara katılabiliyor. NSC dış politika, ulusal güvenlik konularında ABD Başkanı’na danışmanlık yapıyor.

Bunlar ABD dış politikasında rol oynayan resmi kuruluşlar ve kişiler. Trump Yönetimi’nde (bu kişi ve kuruluşlar dışında) Başkan’a “kıdemli danışman”  makamına getirilen  Jared Kusher ve  Ivanka Trump da ön plana çıkıyor. Kusher Trump’ın damadı, Ivanka Trump ise kızı. Kusher’in Orta Doğu (İsrail ve Arap ülkeleriyle) ilişkilerden sorumlu olduğu biliniyor. Kushner halen kayınpederi Trump’ın seçim kampanyası sırasında Rusya ile kurulan (veya kurulduğundan şüphe edilen) ilişkiler nedeniyle soruşturma altında bulunuyor. Yahudi olan Kushner’in ailesi İsrail Başbakanı Netanhayu ile yakınlığıyla tanınıyor.

Kusher’in, Başkan Trump’ın talimatıyla, İsrail-Filistin ve İsrail-Arap çatışmasını bitirecek bir “plan” üzerinde çalıştığına işaret ediliyor. Başkan Trump seçim kampanyası sırasında Filistin sorununu çözecek kişinin kendisi olacağı yönünde ifadelerde bulunmuştu. Orta Doğu’daki mevcut şartların (Arap ülkelerinin içinde bulunduğu zor şartlar ve durumun) buna uygun olduğunun düşünüldüğü anlaşılıyor.

Başbakan Netanyahu’nun (Kudüs’ün statüsü dahil) talep ve istekleri doğrultusunda bir çözümü öngördüğü anlaşılan “barış” planının Filistin Yönetimine nasıl kabul ettirileceği ise çok açık değil. Başkan Abbas bölgeyi son ziyareti sırasında ABD Başkan Yardımcısı Pence’le görüşmeyi bile kabul etmemişti. Burda Kusher’in Suudi Arabistan ve Bileşik Arap Emirlikleri yönetimleriyle kuruduğu “yakın” ilişkilere, Mısır’ın ABD’ne  (ve Batı ülkelerine) giderek artan bağımlılığına, Arap ilkelerinin dikkatlerinin İran’a çevrilmesine güvenildiği ortaya çıkıyor.

Başkan Trump’ın dış politika “ekibine” giren yeni isimlerin geçmişte aşırı milliyetçi ve muhafazakar görüşlerle bilinmeleri bir süreden beri ABD dış politikasının daha da “sertleşeceği” beklentilerini ortaya çıkartmış durumda. Bu yönde işaretler zaten bir süreden beri görülüyor. ABD dış politikasındaki en önemli sorunlar Rusya ile ilişkilerin nasıl şekillendirileceği, İran ve Kuzey Kore’nin (kitle imha silahları ve dağıtım sistemleri dahil) ABD ve (yerel) müttefikleri için doğurduğu tehdidlerle nasıl baş edileceği, Trump’ın “Amerika ilk politikalarının” Avrupa ve daha önemlisi Çin ile ortaya çıkarttığı siyasi ve ekonomik alanlardaki sürtüşmelerin tırmanmalara yol açmadan nasıl kontrol altında tutulabileceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Yeni Dışişleri Bakanı Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton ile “sertleşeceğine” işaret edilen politikaların ABD’ni Orta Doğu’da İran ile daha ciddi bir şekilde karşı karşıya getirmesi riski artmış durumda. Burda İran’ın Nükleer Anlaşmasının geleceği, Irak ve Yemen, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığının nasıl devam ettirileceği gibi konular ön plana çıkıyor.

ABD’nin Rusya ve Çin’le ilişkilerinde de kötüye gidiş zaten başlamış durumda. ABD ve Rusya’nın (karşılıklı olarak) 60 diplomatı sınır dışı etmeleri ve birer Başkonsolosluğu (Seattle ve Petersburg) kapatmaları uluslararası ilişkilerin “Soğuk Savaş” yıllarına döndüğü yorumlarını ön plana çıkartmış durumda. ABD’nin (Trump’ın esas rakip olarak gördüğü) Çin’le ilişkilerin de ise bir “ticaret savaşının” eşiğinde olunduğuna işaret ediliyor.

 

X