"Oğuz Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oğuz Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oğuz Çelikkol

ABD'nin çekilme kararı ve Suriye'deki etkileri

ABD Başkanı Trump’ın bazıları tarafından çok anı olarak nitelendirilen Suriye’den çekilme kararının Suriye sorunu üzerinde çok önemli yansımaları olacağı açık. ABD’nin askeri gücü tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri halen Suriye’nin %30 ila %35’ini, yani ülkenin 1/3’ini kontrolü altında bulunduruyor.

Suriye Demokratik Güçleri adı altındaki bu milis güçlerinin temelini ise Türkiye’nin PKK’nin Suriye uzantısı olarak kabul ettiği PYD/YPG oluşturuyor. Diğer bir deyişle bugün PKK, ABD’nin sağladığı destekle, Suriye’nin 1/3’ini kontrolü altında bulunduruyor. Türkiye ile ABD arasında Suriye’deki en büyük sorun da esasen buydu. Vaşington’un PKK’nin Suriye uzantısı olan terörist bir örgütü askeri ve siyasi açıdan desteklemesi, eğitmesi ve silahlandırması.

Şimdiye kadar ABD bunu DEAŞ ile mücadele gerekçesiyle yapıyordu. Başını Pentagon’daki (ABD Savunma Bakanlığı) bir grubun çektiği Vaşington’daki bazı odaklara göre DEAŞ ile mücadele ABD’nin Suriye stratejisinin temeliydi ve bu mücadele için işbirliği yapılacak yerel en uygun güç ise PYD/YPG idi. Bu çerçevede, PKK’yi terörist bir örgüt olarak tanıyan ABD, PYD/YPG’nin PKK ile (kendilerince de çok iyi bilinen) bağlarını, NATO müttefiki bir ülkenin topraklarında terör faaliyetlerinde bulunmasını önemsemiyor, aldırış etmiyordu.

Diğer bir deyişle Vaşington’daki bazı çevreler bir terör örgütüyle (DEAŞ’la) mücadeleyi diğer bir terör örgütüyle (PYD/YPG) yürütmede hiçbir sakınca görmüyor, Türkiye’nin itirazlarını ise “oyalama taktikleriyle” geçiştirmeye çalışıyordu. Daha da kötüsü son dönemlerde, Ankara’dan gelen Doğu Suriye’de askeri bir operasyon sinyalleri üzerine, ABD’nin PYD/YPG’yi Türkiye’ye karşı korumak amacıyla harekete geçtiğini gösteren işaretler artmış, Türkiye ile ABD’nin Suriye’de karşı karşıya gelmesi tehlikesi ortaya çıkmış, Türkiye-ABD ilişkileri ciddi bir tehdidin altına girmiş gibi gözüküyordu.

Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararı bu tabloyu değiştirmiş, her şeyden önce Suriye’de Türkiye-ABD çatışması tehlikesini ortadan kaldırmıştır. Başkan Trump kararını açıklarken DEAŞ’ın yenilgiye uğratıldığını ve artık ABD’nin Suriye’de asker bulundurmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Başkan Trump’ın açıklamasında, daha önce ABD’li yetkililerce Suriye’de asker bulundurmak için gerekçe olarak gösterilen diğer bir hususa, İran’ın Suriye’deki etki ve nüfuzunun azaltılması konusuna ise değinilmemesi ilginçtir.

Esasen Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararının bir “sürpriz” olmaması gerekiyor. Başkan Trump seçim kampanyasından bu yana ABD’nin Orta Doğu’daki savaşlara “bulaşmaması” gerektiğini, bu savaşlarda ABD’nin önemli bir çıkarı olmadığını savunuyor. Daha 2017 yılı başlarında Başkan Trump’ın yine ABD askerlerinin Suriye’den çekileceğini açıkladığı, ancak daha sonra Suriye’de “kalma” konusunda “ikna” edildiği hatırlarda. Başkan Trump’ın ABD askerlerini Suriye’de kalmaya ikna edenlerin başında Pentagondaki bazı generallerin ve ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki bazı çevrelerin bulunduğu, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da bu “ikna çalışmalarında” rol oynadığı biliniyor.

Yine de Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararı “ani” ve “sürpriz” olarak nitelendirildi. Trump’ın Suriye’den çekilme kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçen hafta yaptığı telefon görüşmesinde aldığı basın yayın organlarında geniş şekilde yer alıyor. Ankara’dan gelen işaretler de bu durumu doğruluyor. Ankara’dan gelen Doğu Suriye’deki askeri operasyonun bir süreliğine de olsa erteleneceği, Doğu Suriye’deki askeri operasyonun PYD/YPG yanında DEAŞ’a da yönelik olacağı yönündeki ifadeler dikkat çekiyor.

Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararına ABD içinde en görünür tepki de yine Pentagon’dan geldi ve ABD Savunma Bakanı Mattis görevinden istifa etti. Savunma Bakanı Mattis’in Suriye’den çekilme kararını tasvip etmediği ve Başkan Trump’ın bu kararı kendisine danışmadan almasından da rahatsızlık duyduğu ifade ediliyor. Mattis’in Başkan Trump’a gönderdiği istifa mektubunda da bu görüş ayrılıklarının izleri görülüyor.

Savunma Bakanı Mattis’den sonra istifa ettiğini açıklayan diğer ABD yetkilisi ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk oldu. McGurk, Barack Obama Yönetimi döneminden beri (2015’den bu yana) ABD DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilciliği görevini yürütüyor ve Obama döneminde atanmasına rağmen Trump Yönetiminde görevine devam eden ender yetkililerden biri.  Esasen McGurk’ün önümüzdeki Şubat ayında görev süresinin biteceği biliniyordu. Başkan Trump, istifası üzerine McGurk’u tanıdığını, (Şubatta görevi bitecekken Aralık sonu itibariyle istifa ettiğini açıklamakla) “şov yaptığını” ifade etti.

Brett McGurk, ABD’nin PYD/YPG’ ye dayanan Suriye politikasının “mimarlarından” biri olarak biliniyor ve Türkiye’nin en fazla tepkisini çeken isimler arasında. Suriyeli Kürtlerle ilişkileri Irak’ta daha önce yürüttüğü görevlere kadar dayanıyor. McGurk Türkiye’de, PYD/YPG mensupları ile çektirdiği “samimi” resimler, Suudi Arabistanlı bir Bakanı PYD/YPG’ye yardım ve destek sağlamak amacıyla Rakka’ya götürmesiyle tanınıyor, son dönemde de Ankara’da PYD/YPG’nin Türkiye’ye karşı korunması olarak değerlendirilen ABD girişimlerinin arkasındaki isim olarak biliniyor.      

Başkan Trump, Suriye’den çekilme kararından hemen sonra, Afganistan’daki ABD kuvvetlerinde büyük bir indirime gideceğini de açıkladı. Halen Afganistan’da 15 bin kadar Amerikan askeri bulunduğu biliniyor. Başkan Trump bu gücün yarısı kadarını kısa bir zamanda Afganistan’dan çekiyor. ABD, Afganistan’a askeri müdahalesini 2001 yılında başlatmıştı. 17 Yılı aşkın bir zamandan beri devam eden Afganistan savaşı ABD’nin en uzun süren savaşı olarak da biliniyor.  ABD’nin Suriye ve Afganistan’dan kuvvet çekmesi Trump’ın “Amerika İlk” politikasının uygulaması olarak değerlendiriliyor.

Başkan Trump’ın çekilme kararları ABD kadar Dünya’da da büyük yankı buldu. Trump karşıtı cephe bu “çekilme” kararları nedeniyle eleştiri oklarını Trump’a çevirmiş vaziyette. Bu cephenin içinde Trump’a muhalefetiyle tanınan basın-yayın organları da var. Trump’ın kararını savunanlar ise Trump’ın seçim kampanyasında verdiği sözleri yerine getirdiğini, Trump’ın ABD’nin Orta Doğu’daki savaşlara açık Amerikan menfaatleri olmadan karışmasına karşı olduğunu, ABD’nin Orta Doğu çatışmalarında polislik görevine sürüklenmemesi gerektiğine işaret ediyorlar. Trump’ı savunanların Irak’ta yapılan hataların şimdi Suriye’de yapıldığına ve bu hatalarda ısrar edilmesine gerek bulunmadığına işaret etmeleri ise çok ilginç.

Trump’ın çekilme kararları nedeniyle ABD içinde yükselen seslere rağmen, Amerikan kamuoyunun çoğunluğu esasen ABD’nin bölgesel savaşlarda yer almasına sıcak bakmıyor. Kamuoyu yoklamaları Amerikalıların %55 kadarının ABD’nin bölgesel savaşlardan çekilmesini desteklediğini gösteriyor. Bu rakam, ABD’deki iki büyük parti arasında kalan seçmen kitlesine bakıldığında %65’lere kadar çıkıyor. Bu çerçevede Trump’ın son Suriye (ve Afganistan) çekilme kararının da ABD kamuoyunun çoğunluğunda destek bulduğunu düşünmek mümkün.     

Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararına en görülür dış tepkinin Fransa’dan gelmesi çok şaşırtıcı değil. Fransa Doğu Suriye’de asker bulunduruyor ve PYD/YPG ile ilişkileri var. Bir süre önce bir PYD/YPG heyetinin Cumhurbaşkanı Macron tarafından kabul edildiği hatırlarda. Basın-yayın organlarında Trump’ın çekilme kararından hemen sonra, bir PYD/YPG heyetinin Fransa’ya gittiği ve destek istediği haberi de yer aldı.

Fransa Doğu Suriye’deki askerlerini şimdilik çekmeme kararını açıkladı. Türkiye Dışişleri Bakanı’ndan Fransa (ve bazı Avrupa) ülkelerine PKK’ya sağladıkları destek nedeniyle gelen eleştiri ve uyarılar da dikkate alındığında, ABD olmadan Fransa’nın uzun süre Doğu Suriye’de kalması ve bölgede PYD/YPG’yi desteklemeye devam etmesi zor görülüyor. Paris’in Suriye’deki derdi gerçekten DEAŞ’la mücadele ise bunun yolunun artık Ankara ile işbirliğinden geçtiği açık. Vaşington’un desteğini kaybedeceğini anlayan PYD/YPG’nin Paris yanında şimdi Moskova ve Tahran gibi başkentlerde de destek arayışına gidebileceğinin, hatta (doğuracağı sonuçları iyi bilmesine rağmen) Şam rejimi ile de uzlaşı arayabileceğinin Ankara tarafından bilindiğini, Ankara’da tedbirlerin buna göre alındığını düşünmek zor değil.

Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ABD’nin PYD/YPG işbirliğine dayanan Suriye stratejisinin sonu anlamına geliyor. Başkan Trump’ın bu adımı atmasıyla Türkiye ile ABD’nin Suriye bağlamında tekrar işbirliği imkanı ortaya çıkmış gözüküyor. Sorunun ilk patlak verdiği yıllarda ABD’nin Suriye stratejisinde Türkiye ile işbirliğinin önemli bir yer oynadığı, Özgür Suriye Ordusu’nun ortaya çıkmasında Ankara ile Vaşington’un işbirliği içinde hareket ettikleri hatırlanıyor.

Doğal olarak ABD’nin Suriye’de üst üste yaptığı hatalar sonucu Suriye’de çok şeylerin değiştiği bir gerçektir. Bugün Suriye’de oyun kurucu ülke artık Rusya’dır. Barack Obama döneminde başlayan hatalar zincirinin Trump Yönetiminin ilk 2 senesinde de devam etmesi Suriye’deki bugünkü güç tablosunun ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. Ankara’nın DEAŞ’la mücadele için Suriye’de birlikte hareket edilmesi, DEAŞ’a karşı Rakka operasyonunun birlikte yapılması önerisine rağmen, ABD’nin Pentagon’daki bazı kişilerin tercihleri (PYD/YPG ile işbirliği) doğrultusunda gittiği de hatırlanan hususlar arasındadır.

Bugün aradan geçen bunca zamandan sonra ABD’nin DEAŞ’la mücadele için tekrar Türkiye ile işbirliğine dönmesi Ankara-Vaşington ilişkilerinde çok ciddi bir sorunu ortadan kaldırmaktadır. Esasen bakıldığında Vaşington zaten PYD/YPG ile işbirliğinin “dönemsel ve taktiksel” olduğunu söylemiştir. Buna rağmen (DEAŞ’la mücadeleyi ve ABD’nin Suriye politikasını yönlendiren) bazı Amerikan yetkililerinin amaçlarının farklı olduğu konusunda Ankara’da ortaya çıkan şüpheler haklıdır. Ancak, Başkan Trump son kararıyla (daha önce bazı Amerikan yetkililerince Türkiye’yi oyalamak üzere söylenen) bu sözlere şimdi gerçeklik kazandırmaktadır.

Trump’ın arka arkaya gelen ifadeleri Vaşington’un Suriye’de DEAŞ ile mücadele konusunda artık Türkiye’ye baktığını açıkça göstermektedir. Ankara’dan gelen beyanlar da Doğu Suriye’de hiçbir terör örgütünün (PKK ve PYD/YPG ile DEAŞ) kontrolüne izin verilmeyeceği konusundaki kararlılığı ortaya koymaktadır. Bu durum Ankara ile Vaşington’un Doğu Suriye’de işbirliği yolunu açmaktadır. Bu çerçevede ABD’nin Doğu Suriye’den çekilmesi mutlaka Türkiye ile işbirliği ile (düzenli ve koordineli bir şekilde) yapılmalıdır.

Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında bu hafta sonu yapılan telefon görüşmesi Ankara ile Vaşington’un bu yönde hareket edeceklerine işaret etmektedir. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 8 Ocak tarihinde Vaşington’da bulunacağı ve temaslarında Doğu Suriye’deki durumun, ABD askerlerinin düzenli çekilmesinin, yapılacak işbirliğinin ele alınacağı zaten açıklamıştır. Bu aşamada Doğu Suriye’de terör örgütlerinin kontrolünün bitmesi ve bu terör örgütlerinin (PYD/YPG ve DEAŞ) bölgeden tamamen temizlenmesi kadar bölgenin hiçbir bölümünün Şam rejiminin kontrolü altına girmemesi de önemlidir.

Suriye sorununun siyasi çözümü için Anayasa Komitesi kurulması ve yeni Anayasa yazı çalışmalarında hassas bir dönemden geçilmektedir. Bu aşamada Suriye muhalefetinin güçlenmesi önem kazanmaktadır. Şam rejiminin Doğu Suriye’nin bir bölümünü (özellikle petrol alan ve kuyularını) ele geçirmesi Anayasa çalışmalarının hızlandığı bir dönemde Şam rejimini daha da katılaştırabilecek ve Suriye’de özgürlükçü, çoğulcu ve daha demokratik bir Anayasa yapımını daha da zorlaştırabilecektir. Vaşington bu hassas dönemde gerçek ılımlı Suriye muhalefetinin Anayasa Komitesindeki durumunu güçlendirebilecek şekilde hareket etmelidir.   

     

    

         

        

X