"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Riskli sektörler sigortalanmayıp, reel sektör zora mı sokuluyor?

Dikkat ediyorum da bir-iki gündür, sigortacıların bazı sektörleri sigortalamadıkları, üretimde yanıcı madde kullanan şirketlere teminat vermedikleri, bu sektörlerdeki şirketlerin zor duruma düştükleri ve ihracatın baltalandığı yazılıp, çiziliyor.

Kimsenin avukatlığına soyunacak değilim ama ‘Gerçekten durum söylendiği gibi mi, yoksa perde arkasında başka nedenler mi var?’ diye sormadan da edemiyorum.
Aslını isterseniz sigorta şirketlerinin riskli sektörleri sigortalamama konusu yeni değil. Hatta geçen sene, başta plastik üreticileri olmak üzere bazı sektörler, sigortacıları Rekabet Kurumu’na şikayet etmiş ve inceleme başlatılmıştı. Sonunda Rekabet Kurumu, iddiaların asılsız olduğuna karar verdi, konu kapandı. Belli ki, birileri konuyu ısıtıp, yeniden gündeme getirmeye çalışıyor.
Ufak bir araştırma yaptım. Sanayi ve ticari de dahil olmak üzere toplam 900 bine yakın işletmenin sigortası bulunuyor. Demek ki, sigorta yapılmıyor değil. Elbette ateş olmayan yerden duman çıkmaz, şikayetler de boşa değil. Doğrudur, sigortacılar bazı sektörlerdeki işletmelere temkinli yaklaşıyor. ‘Demek ki doğruymuş’ diyerek, hemen üzerine atlamayın. Onu da anlatayım. Hatta basitleştirerek, anlatayım.
Depremde ana kolonları çatlamış ve yıkım kararı alınmış bir binadaki konutu sigorta şirketi sigortalar mı ya da sigortalaması beklenir mi? Bu da o misal. Örneğin, ‘sigorta yaptıramıyoruz’ diye en çok patırtıyı çıkaran sektörlerden biri çırçır tesisleri. Yangın olasılığı yüksek olmasına karşın çoğu hiçbir önlem almıyor, bırakın önlemi, işçiler bile ağızlarında sigara ile çalışıyor; sonra da sigorta yapılmıyor diye feryat ediliyor.


SANAYİCİLERİN UYKUSU KAÇTI


Bir başka sektördeki tesis sahibi, ‘senede üç-dört kere yangın çıkıyor, sigorta yaptıracak şirket bulamıyorum, geceleri rahat uyuyamıyorum’ diye şikayet ediyor. Sigortacılar da, ‘şu önlemleri al hemen sigortalayalım’ diyor, aldıkları cevap; ‘o önlemleri aldıktan sonra sigortaya ne gerek var’ oluyor. Herhalde sigortacılar da enayi değil, her sene yangın çıkan tesisi sigortalayacak?
Bitmedi. Sigorta şirketi, ‘ne önlem aldınız, yangın tüpleriniz var mı, resmini çekip gönderin’ diyor. Adam, aracındaki küçük yangın tüpünü almış, koca fabrikanın her yerine aynı tüpü koyup, resmini çekip, gönderiyor. Sonra da sigorta bulamıyorum diye her yere şikayet ediyor.
Peki, sigorta şirketlerinin alınmasını istediği önlemler neler? Onu da sordum, soruşturdum. Devletin çıkarmış olduğu yangın yönetmeliğindeki uyulması gereken kural ve şartlar. Zaten, bir tesis, devletin koyduğu şartları yerine getirmiyorsa faaliyet bile göstermemesi gerekirken, sigorta yaptıramamaktan yakınıyor. Sonra da patlama oluyor, beş-on çalışan hayatını kaybediyor; bu tesise kim ruhsat verdi, kim denetledi diye tartışılıyor.
Daha açık şöyle anlatayım. Bu memlekette 50 tane sigorta şirketi var ve bu şirketler prim toplayabilmek için kırk takla atıyor. Hadi diyelim, üçü-beşi riskli bulup sigortalamadı ama 50’si birden sigorta yapmıyorsa o zaman sorun başka demektir.


SİGORTACILAR DA HATALI


Deniyor ki, sigortacılar milli servetin yok olmasına neden oluyor, ticareti baltalıyor. Beyler, sigorta, oluşan hasarı öder. Milli servetin yok olmaması, ticaretin baltalanmaması için işin durmaması gerekiyor. Yani. önceden önlem alınması gerekiyor ki, istenen de işte, bu.
Bu arada, sigorta yaptıramıyoruz diye şikayetler ayyuka çıkınca Hazine, sigorta şirketlerinin dışında, riskli işyerlerine teminat verecek ayrı bir sigorta havuzu oluşturdu. Yüzlerce şirket sigorta yaptıramıyor deniyor ya, bu havuza başvuran şirket sayısı iki elin parmaklarını bile geçmedi. Anlaşılan o ki, amaç üzüm yemek değil bağcı dövmek.
Eminim birileri diyecektir ki, ‘daha önceleri hiç sorup, soruşturmadan sigortalıyorlardı’. Demek ki, maymunun gözü açıldı, devir de, şartlar da değişti.
Şunu da belirteyim, sigortacılar da sütten çıkmış ak kaşık değil. Yıllardır sigortaladıkları yerleri hiçbir uyarıda bulunmadan, ‘şu önlemleri al kardeşim’ demeden, pat diye sigorta poliçesini yenilemeyip, ortada bırakıyorlar. Tabi bunu tüm şirketler için söylemiyorum ama böyle yanlış ve etik dışı tavır sergileyenler olduğunu da biliyorum.
Son olarak açık çağrıda bulunuyorum. Hiçbir uyarıda bulunulmadan poliçesi yenilenmeyen ya da her türlü önlemi almasına rağmen sırf riskli sektörde faaliyet gösterdiği için sigorta yaptıramayan varsa, buradan onlara da söz hakkı vereceğim ve takipçisi olacağım.

X