"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Bu işte bir gariplik var!

KUSURA bakmayın, bayram tatili öncesi rakamlarla biraz kafanızı meşgul edeceğim ama hem bilmeniz gerektiğine inandığım bir bilgiyi hem de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yeni açıkladığı ve önemli bir araştırmanın sonuçları hakkında kafama takılan hususu paylaşacağım.
Önce bir tespitte bulunayım: Toplumdaki bireylerin, gelire paralel refah seviyesinin artıp artmadığının en önemli göstergelerinden biri, o toplumdaki kişilerin sigorta sahipliğine ödedikleri primin tutarıdır. Bir diğer kriter de yine o kişilerin gelirlerinden tasarrufa ayırdıkları rakamdır. Neden? Çünkü gelirler yükseldikçe mal sahipliği artar ve sahip olunan malı koruma ihtiyacı doğar. Aynı şekilde gelir arttıkça, ileriye yönelik endişe başlar ve tasarruf etme ihtiyacı duyulur. Dünyada kabul gören görüş budur.
Tasarruf konusuna fazla değinmeyeceğim, malum yurtiçi tasarruf oranı yüzde 13’ler seviyesinde ki, 2000’li yıllarda yüzde 20 civarındaydı. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran yüzde 33’lerde. Tasarruf konusunu şimdilik geçiyorum, başka bir yazımda ona da değinirim.

TÜİK’İN GELİR ARAŞTIRMASI

Geçen hafta TÜİK, 2014 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Kişi başına gelirimiz neymiş, nerelere harcıyormuşuz gibi detayları içerdiği için araştırma önemli. Özetleyeyim: Geçen yıl Türkiye’de kişi başına düşen yıllık gelir, 2013 yılına göre yüzde 9.8 artarak, 14 bin 553 lira olmuş ve kişilerin yaşam koşullarında iyileşme gözlenmiş. Nüfusun yüzde 37’si konutunda; sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi gibi sorunlardan şikayetçiymiş. Nüfusun yüzde 38.7’si de izolasyondan dolayı ısınma sorunu çekiyormuş.
Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 66.5’i konut alımı, konut masrafları dışında taksit ödemeleri ve borçları olduğunu söylerken; yüzde 68.7’si tatil yapamamaktan, yüzde 29’u beklenmedik harcamalarını karşılayamamaktan ve yüzde 68.4’ü de mobilyalarını yenileyememekten şikayetçiymiş.
Demek ki, neymiş? Kişi başına düşen gelirimiz ciddi artıyormuş, arttığı için de ıvır zıvır konulara kafayı takıyormuşuz ve toplumun yüzde 70’e yakını da borç ödüyormuş.

KİŞİ BAŞINA GELİR ARTIYOR

Hani dedik ya, kişilerin gelirinin artıp artmadığının en önemli kriterlerinden biri sigorta sahipliğine ödenen paradır diye; şimdi buna bakalım. 2013 yılında kişi başına düşen sigorta primi 337 lirayken, 2014 yılında 325 liraya gerilemiş. Hadi geçtim, kişi başına düşen primin düşüklüğünü; geçen yıl bırakın artmayı yüzde 4’ye yakın azalmış. 2014’te kişi başına düşen primde dünya ortalaması ise yaklaşık bin 450 lira (662 dolar) civarında ki, bir önceki yıla göre yüzde 2 artış olmuş.
Şimdi soruyorum, size göre de bu işte bir terslik yok mu? Bu durumda ya gelirimiz artıyor ama mal sahipliğimiz artmıyor ki, hem araştırma sonucu hem de artan araç, konut sahipliği ve kullanılan kredilerdeki artış öyle olmadığını gösteriyor. Ya mal sahibi oluyoruz ama gidenin yerine yenisini koyacak kadar zengin olduğumuzdan koruma ihtiyacı hissetmiyoruz ki, geçen yıl 60 milyon adete yakın sigorta poliçesi satıldığına göre bu da değil. Ya da gelirimiz sadece kağıt üzerinde artıyor. Artık, hangisi olduğunu ve yorumu size bırakıyorum. Şu kadarını söyleyeyim: Doğrudur, kişi başına düşen sigorta priminde dünya fakiriyiz ama gelir artarken sigorta priminin düşüyor olması da tam bir tezat ve teamüllere aykırı.
Bu vesile ile Kurban Bayramınızı da kutlarım. Umarım bayram sonrası hepimiz için her şey daha güzel olur.

X