"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Türkiye’nin işi şimdi daha zor

REHİNELERİN kurtarılması son dönemin en sevindirici haberiydi.

Sabırla bu zorluğun üstesinden gelen Türkiye, şimdi başka zorluklarla karşı karşıya.

*

HATIRLAYALIM. Suriye içsavaşı üç buçuk yılı aştı. Beşar Esad yönetimine karşı başlayan isyanda o kadar çok insan öldü ki, artık insan hakları örgütleri bile saymaz oldu. Kentler yerle bir oldu, yüzbinlercesi evini yurdunu terk edip komşu ülkelere sığındı.
Batı ne yaptı? Rusya ne yaptı? Çin ne yaptı? Ölümler karşısında kimsenin kılı kıpırdamadı. Bu da yabancı savaşçı akınını körükledi. Dünyanın dört bir yanından binlerce ‘cihatçı’ bölgeye akın etti. Yine kimsenin kılı kıpırdamadı.

*

TA ki ne zamana kadar? Bu tehdit Batı’ya döner mi korkusu yaşanır oluncaya kadar. Ta ki, ABD’nin Irak müdahalesinin yarattığı terör örgütü, bölge müttefiklerini tehdit etmeye başlayıncaya kadar. Ta ki, Ezidiler Şengal Dağı’na göçmeye zorlanıncaya kadar. Ta ki, Amerikalı bir gazetecinin başı vahşi bir şekilde kesilinceye kadar. Ta ki, Irak’ta Suriye’de bazı petrol kuyuları IŞİD’in ve diğer cihatçı grupların eline geçinceye kadar.
Peki şimdi ABD ne yapmak istiyor? Hava saldırılarıyla IŞİD’in kökünü kurutmak. Bunun için de geniş bir koalisyon kurma çabasında. Karada Kürtler, Suriyeli ve Iraklı muhalifler IŞİD ile savaşacak, ABD ve müttefikleri ise havadan destek verecek, istihbarat sağlayacak.

*

OYSA daha 9 Ağustos’ta New York Times gazetesine verdiği röportajda ABD Başkanı Barack Obama, ‘laik muhalefet silahlandırılsa Suriye’de durumun değişeceğine yönelik’ iddiaları ‘fantezi’ olarak nitelemişti.
Şimdi ise aynı ABD yönetimi IŞİD’e karşı ‘eski eczacı, eski çiftçi, eski doktor’ gibi sıradan insanlardan oluşan bu muhaliflerden medet umuyor.
İyi de bu stratejinin de bir süre sonra ‘fantezi’ olduğunun anlaşılmayacağı ne malum.

*

SADEDE gelirsek. 49 rehinenin IŞİD’in elinde olması Türkiye’nin ABD’nin başını çektiği koalisyona katılmaması için güçlü bir gerekçe yaratıyordu.
Nitekim önceki gün rehinelerimizin sağ salim kurtarıldığının ortaya çıkmasıyla Batı basınında yer alan haberlerde ‘Şimdi Türkiye ne yapacak’ sorusu öne çıkıyordu.
Hükümetin rehineleri özgürlüğüne kavuşturmuş olması son derece önemlidir. Ama aynı zamanda vatandaşlarımız IŞİD için ‘fidyeden’ daha değerli kolay kolay kaybetmek istemeyeceği de bir ganimetti. Dolayısıyla merak edilen IŞİD’in karşılığında almış olabileceği tavizlerin hükümetin elini kolunu bağlayıp bağlamayacağıdır.

*

IŞİD’e gelince... Son günlerde Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi karşısındaki PKK’ya yakın PYD’nin kontrolündeki Kobani’yi (Ayn el Arab) ve Kürt köylerini ele geçirmek için saldırıp onbinlerce savaş mağdurunu daha Türkiye sınırına yığdı.
Rehinelere sevinirken başka bir insanlık dramıyla karşı karşıya kaldık. Türkiye şimdi çifte baskıyla karşı karşıya. Bir yanda göç, öte yanda Batı’nın ısrarı.
Ankara önümüzdeki günlerde kritik kararlar vermek zorunda. Ama karar alırken şunları da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

*

IŞİD, Türkiye’nin sınır ve iç güvenliği için de tehdittir. ABD’nin açıkladığı şu anki şekliyle planı Suriye ve Irak’ta çözüm üretme kapasitesine sahip olmadığı gibi çeşitli gruplara kontrolsüz silah yardımı yeni sorunlar üretebilir.
Müttefiklerin Suriye’de içsavaşı masada siyasi çözümle bitirecek bir planı da olmalıdır.
Ve Türkiye yeni göç akını, terör tehdidi, iş kaybı ya da benzer adam kaçırmalar nedeniyle bu karmaşadan en çok etkilenecek ülkelerin başındadır.
Lakin Türkiye, tüm bu hesapları yaparken NATO’ya daha büyük tehditlere karşı ülkesini korumak için üye olduğunu da unutmamalıdır.

X