"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Trump seçilirse

ABD kasım ayındaki başkanlık seçimlerine geri sayıyor.

Ve salı günü yapılan ön seçimler Cumhuriyetçi Parti’den Donald Trump’ın Demokrat Parti’den ise Hillary Clinton’ın başkan adayı olma şansını arttırdı.

İşte beş eyaletteki önseçimlerin beşinden de zaferle çıkan Donald Trump’ın çarşamba akşamı Washington’daki Mayflower Oteli’nin balo salonunda yaptığı dış politika konuşması daha bir ilgi çekici oldu. Çünkü kamuoyu merak ediyor. Uluslararası siyasetin en önemli denge merkezlerinden biri olan ABD’de Donald Trump gibi aklına geleni söyleyen birinin başkan seçilmesi halinde dünya nasıl etkilenir? ‘Müslümanları geçici olarak ülkeye almayalım’, ‘Meksika sınırına büyük bir duvar çekelim, parasını da Meksika’ya ödetelim’ tarzı çıkışlar retorikte mi kalır, yoksa siyaseten iz düşümleri de olur mu?

DONALD Trump, konuşmasında İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’tan zaferle çıkan ABD’nin sonrasında aynı başarıyı gösteremediğini savundu. Kendisi gibi Cumhuriyetçi Partili olsa da eleştirilerden eski ABD Başkanı George W. Bush da nasibini aldı. Bush’un adını telaffuz etmese de başlattığı Irak savaşına baştan karşı olduğunu söyledi. Rakibi olması muhtemel Hillary Clinton’ın bu dönemde Irak müdahalesine destek vermesine dikkati çekti. Irak savaşının yarattığı kaosla IŞİD gibi bir terörist yapının oluşmasına önayak olduğunu anlattı. Trump’a göre ABD, Irak’tan erken çekildi. Libya’ya yönelik müdahale sonrasını planlayamadı. Suriye’de ‘kırmızı çizgi’ çeken Obama, çizgisi silinip gidince herhangi bir yaptırım uygulamadı. İran ile yakınlaşırken İsrail’i ihmal etti. Obama’nın dış politikasını ‘tam bir felaket’ diye özetledi ve ekledi: ‘ABD dış politikasının üzerindeki tozu temizleme zamanı geldi.’


MÜSLÜMANLARA ZEYTİN DALI MI?
‘ÖNCE Amerika’ sloganını kullanan Donald Trump, “ABD’nin en büyük savunucusu olacağım” dedi. Yaklaşık 40 dakika süren konuşmasında birkaç da öneri getirdi.

NATO ve Asya ülkeleri güvenlik istiyorsa bunun bedelini ödemeleri gerektiğini savundu. “Savunmalarını üstlendiğimiz ülkeler bu savunma için ödeme yapmak zorundalar. Eğer (ödeme) yoksa, bu ülkelerin kendi kendilerini savunmalarına hazır olmalıyız” diye devam etti.

Terör örgütü IŞİD’in günlerinin sayılı olduğunu savundu. “Onlara nerede, nasıl olacağını söylemeyeceğim... Radikal İslam’ın yayılmasının önlenmesi ABD’nin ve aynı zamanda dünyanın büyük bir dış politika hedefi olması gerekir” dedi.

‘Müslümanları geçici olarak ABD’ye almayalım’ sözünü tekrarlamadı. Ama Ortadoğu’daki müttefiklerle teröre karşı işbirliğini gündeme getirdi. “Saldırı riski altında olan Müslüman dünyasındaki dostlarımızla çok yakın çalışacağız” dedi. Obama’nın İran ile yaptığı nükleer anlaşmayı yerden yere vurdu. “Trump Yönetimi’nde, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin verilmeyecek” dedi. İran ile yapılan anlaşmanın İsrail’in aleyhine olduğunu söyledi. Türkiye’nin adını ise anmadı.

Rusya’nın da ‘İslami terörizm kabusunu’ yaşadığını belirten Trump, Moskova ile tansiyonu düşürmenin mümkün olduğunu savundu. Hem ABD’nin hem de Rusya’nın yararına olacak ‘harika bir anlaşma’ yapmayı deneyeceğini söyledi. Yine Çin ile anlaşmanın yolunu arayacağını, Pekin lehine olan ticaret açığının azaltılması gerektiğini savundu.

“Dünya bilmeli ki, yeni düşmanlar aramaya çıkmıyoruz, eski düşmanlarımızın dost, eski dostlarımızın müttefik olmasından mutluluk duyarız. İstediğimiz: Tüm dünyaya barış getirmek.”

Üzerine basa basa ABD ordusunun güçlendirilmesinin en önemli önceliklerinden olacağını tekrarlayan Trump, sadece başka bir alternatif olmadığı hallerde ABD askerini yurtdışında görevlendireceğini söyledi. Buna da ancak ‘zafer planı olması’ halinde izin vereceğini kaydetti.

PEKİ Trump’ın konuşması genel anlamda nasıldı?

Bazı saptamaları Obama yönetimine yönelik eleştirilerle aynı yöndeydi.

Ancak aynı zamanda çelişkiler de içeriyor, uluslararası toplumun karşı karşıya kaldığı sorunları nasıl çözeceğine dair bir vizyon sunmuyordu. Bir yandan ABD’nin ‘önceden kestirilemeyen bir ülke’ olması gerektiğini savunurken bir yandan güvenilir bir müttefik olmanın öneminden dem vuruyordu. IŞİD’in başının ezilmesi gerektiğini belirtirken öte yanda Suriye’de nasıl bir çözüm olması gerektiğine dair bir plan ortaya koyamıyordu. Genel hatlarıyla Cumhuriyetçi seçmenin milliyetçi duygularına hitap eden bir tonda, ancak uluslararası ilişkiler uzmanlarını tatmin etmeyecek kadar da havada kalan bir dış politika sunumuydu...

Hillary Clinton’ı destekleyen eski ABD dışişleri bakanlarından Madeleine Albright, “Hiç bu kadar basit sloganları, tezatları ve yanlış ifadeleri aynı konuşmada görmedim” diyerek Trump’ı eleştirdi.

Öte yandan 69 yaşındaki işadamı, ABD’de müthiş bir rüzgâr yakalamış durumda. Haftaya Indiana eyaletindeki önseçimleri de kazanırsa başkan adaylığı için gerekli delege sayısını yakalayabileceği hesapları yapılıyor.

X