"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Suriye’de çözüm ne zaman

Bugün Suriye savaşında sekiz yıl geride kaldı. Bir grup gencin Beşar Esad aleyhine yazdığı grafitiler sonrası tutuklanması ve göstericilere sert müdahalelerin ardından tetiklenen iç savaş, kısa sürede uluslararası güçlerin bir vekalet çatışmasına dönüşürken Ortadoğu’nun etkin ülkelerinden biri tüm dünyanın gözleri önünde yerle bir oldu.

Rusya ve İran’ın desteğiyle Esad, hali hazırda Şam’da oturmaya devam ederken, rejim güçleri de neredeyse ülkenin üçte ikisinde kontrolü yeniden sağladı. ABD’nin desteğiyle terör örgütü YPG/PKK’nın liderliğindeki SDG, ülkenin yaklaşık dörtte birini kontrol ederken doğudaki su ve petrol kaynaklarında da hakimiyet sahibi. Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayeti ile TSK destekli operasyonlarla alınan Afrin ve Cerablus bölgesi ise muhaliflerin kontrolünde.

*

SURİYE’de aynı anda birçok iç savaş yaşanırken tüm bu çatışmalar da yakın tarihe en kanlı sayfaların yazılmasına yol açtı. 

BM rakamlarına göre 5.6 milyon kişi ülke içinde mülteci oldu. 6.6 milyon insan, daha iyi bir hayat umuduyla yurtdışına kaçtı. Yaklaşık 400 bin kişi hayatını kaybetti.

Geriye kalanların yüzde 80’i yoksulluk çizgisinin altında yaşıyor. Halep, Doğu Guta, Rakka gibi yerleşimler yerle bir oldu.

400 milyar dolarlık maddi hasar oluştu.

Ülke nüfusunun yarısı işsiz. 11.7 milyon kişi insani yardıma muhtaç.

İDLİB’İN DURUMU

SAVAŞTA dokuzuncu yıl, barış için bir umut olur mu?

Cevabı kolay değil. Çünkü Suriye’de henüz çözülmesi, aşılması gereken birçok sorun var ki, bunlar savaşın kendisi kadar zorlayıcı olabilir.

Her ne kadar Soçi mutabakatı çerçevesinde İdlib ateşkes bölgesi kabul edilse de, bölgenin giderek radikal terörist grupların kontrolüne geçtiğini öne süren Esad rejimi, vilayetin güneyinde saldırılarını arttırıyor.

Rusya’dan da zaman zaman terörist grupların İdlib’deki varlığına ‘ilelebet tahammül edilmeyeceği’ne dair açıklamalar geliyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçtiğimiz günlerde Rusya ve Türkiye’nin Suriyeli silahlı muhalifler ve teröristlerin birbirinden ayrılması için uygulanabilir adımlar attığını söylemişti. Rejimin saldırıları artarken İdlib’deki durumun nasıl evrileceği, hem Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri, hem de Suriye’nin geleceği açısından çok hassas bir konu.

YPG/PKK MESELESİ

BİR diğer önemli konu terör örgütü YPG/PKK. ABD’nin asker çekme kararı sonrasında YPG/PKK, Esad yönetiminden Türkiye’ye karşı gelip bölgeye bayrak çekmesi talebinde bulunmuştu. Ancak ABD’nin Suriye’deki savaşta kara ordusu gibi kullandığı YPG/PKK, DEAŞ ile mücadele sayesinde sahip olduğu nüfuzundan vazgeçmek istemiyor. YPG/PKK ise Suriye’deki Kürtlerin tamamını kapsamadığı gibi insan hakları ihlalleriyle de suçlanıyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde olası bir YPG/PKK bölgesine izin vermeyeceğini kesin bir dille vurgularken ABD, Türkiye’nin güvenlik endişelerini karşılamak için arada bir güvenli bölge oluşturulmasını öneriyor, lakin bu bölgenin denetimini ise Ankara’ya vermek istemiyor. Rusya ise Suriyeli Kürtlerin barış masasında olmasından yana.

ESAD’IN DURUMU

BİR başka mesele ise Beşar Esad’ın görevde kalmaya devam edip etmeyeceği...

Rusya, İran ve Türkiye, Astana süreci çerçevesinde Suriye’de yeni bir anayasa oluşturulması için bir anayasa komitesi kurulması görevini BM’nin Suriye’nin Özel Temsilcisi’ne havale etmişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na göre bu komitenin kurulmasında son aşamaya gelinmiş durumda. Ancak komitenin oluşturulması, anayasanın şekillenmesiyle seçimler gündeme gelecek... Esad’ın bu seçimlere katılmasına izin verilecek mi? Çünkü Rusya ve İran, Esad’ı destekliyor. Türkiye ve ABD karşı.

Ve bu saydıklarım çözülmesi gereken sorunlardan sadece birkaçı.

Şimdi yine o kritik soru. Suriye, savaşın dokuzuncu yılında barışa, huzura kavuşur mu?

Bir de şu soru var. Gençler 2011’de Deraa’daki o duvara Esad için ‘Doktor sıra sende’ diye yazdıklarında üzerine bir kireç sürülüp reform taleplerine biraz kulak verilseydi ülke yine de bu halde olur muydu?

X