"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Suriye’deki yeni riskler

ORTADOĞU’daki dengeler nasıl değişti?

Bölgedeki son yılların en kritik adımlarından biri ABD’nin de aralarında bulunduğu ülkelerin İran ile nükleer uzlaşmaya varmasıydı.

Tam anlaşmanın yapıldığı temmuz ayı sonunda İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kuds Gücü’nün efsanevi komutanı Kasım Süleymani’nin Moskova’ya uçtuğu haberleri yayıldı. Esad rejimini destekleyen iki ülkenin temsilcilerinin bir araya geldiği iddialarının ardından yaşanan gelişmeler dikkat çekiciydi.

Önce Rusya’nın terör örgütü IŞİD ile mücadele için yeni bir plan hazırladığı bildirildi, onu Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını arttırdığı iddiaları izledi.

Boğazlardan geçen Rus savaş gemileri, uyduların çektiği görüntüler de bu iddiaları doğruladı.

İran zaten yıllardır generalleri ve askerleriyle Esad’ın yanındaydı.

Rusya da soluğu, yine temmuz ayında ‘Gücümüz kalmadı’ diye itirafta bulunan Beşar Esad’ın yanında almıştı.

SURİYE, RUSYA İÇİN NİYE BU KADAR ÖNEMLİ?

Suriye, yıllardır Moskova’nın bölgedeki en önemli müttefiki oldu.

Rusların Akdeniz’deki tek üssü Suriye’nin Tartus kentindeydi.

Enerji devi Rusya, olası enerji yollarının üzerinde bulunan Suriye’de kendi aleyhine bir yönetimin oluşmasını istemiyordu.

Ayrıca Suriye, Ortadoğu’daki diğer ülkelere karşı da önemli bir taştı, bu taşı kaybetmek niyetinde değildi.

Özellikle ABD öncülüğünde, Arap ülkelerinin de destek verdiği IŞİD’e yönelik tek taraflı hava operasyonlarının ardından bölgeye girdi.

Bu aynı zamanda Ukrayna’da Rusya yanlısı ayrılıkçıları desteklediği için kendisini ekonomik yaptırıma boğan Batı’ya yönelik de bir denge hamlesiydi.

OBAMA VE PUTİN GÖRÜŞMESİNDEN NASIL BİR TABLO ÇIKTI?

ABD Başkanı Barack Obama, geçen pazartesi BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Suriye Devlet Başkanı Esad için “Kendi çocuklarına varil bombası yağdıran despot” diyecek kadar sert konuştu.

Ancak müttefiklerin Kaddafi’yi devirdiği, sonrasında kaosa sürüklenen Libya’dan da ders aldıklarını açıklayarak ‘Esad’dan yeni bir lidere kontrollü geçiş olması’ gerektiğini söyledi.

Çünkü ABD, geride kalan devlet hizmetlerinin de çökmesinden ve kaosun daha da büyümesinden endişe duyuyordu.

Obama ile Putin görüşmesinde ülkenin toprak bütünlüğü, laik yapısı, IŞİD’e karşı mücadele ve kontrollü geçiş süreci konusunda uzlaşma sağlanmıştı.

Anlaşılamayan nokta ise Esad’ın geleceğiydi.

Akabinde de hafta içi Rusya’nın uçakları, IŞİD ve muhalifler olmak üzere Esad ile savaşan birçok gruba bomba yağdırmaya başladı.

ABD, RUSYA’NIN MÜDAHALESİNİ NASIL YORUMLUYOR?

Irak’tan Afganistan’dan çekilen ABD yönetimi, Suriye’ye de asker yollamayı reddetti.

Obama siyasi bir altyapı oluşmadan, askeri müdahalelerle bir çözüm oluşturmanın mümkün olmayacağı yolundaki tutumunu korudu.

Şimdi Rusya’nın harekâtı, özellikle de ABD’nin yetiştirdiği ılımlı muhalifleri de hedef alan müdahalesi Washington tarafından güçlü bir şekilde desteklenmese de anlaşılan bir yandan da ‘çözüm için bir fırsat olur mu’ diye de değerlendiriliyor.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Putin’in müdahalesinin ABD için bir fırsat olabileceğini söyledi.

RUSYA’NIN ORTADOĞU’YA GİRMESİNİN RİSKLERİ NELER?

Putin’in tankları, uçakları, füzeleriyle Suriye’ye girmesi elbette riskli bir durum.

2’nci Dünya Savaşı sonrasında ilk kez iki nükleer güç; ABD ve Rusya aynı anda aynı ülkede savaşa taraf olmuş durumdalar.

Her ne kadar olası askeri kazalara karşı işbirliği yapma kararı almış olsalar da tehlike yine de mevcut.

Böyle bir kaza tüm dünyada tansiyonu arttırabilir.

Ayrıca İran başta olmak üzere Şii eksenini güçlendiren bu Rus hamlesine karşı Sünni ekseni de seçeneklerini gözden geçirecektir.

Demek istediğim kimilerine göre Moskova’nın bu hamlesi bir fırsat penceresi açarken, bir yandan da savaşın yayılma riskini arttırıyor.

Bu nedenle başta ABD olmak üzere Batı, Rusya’yı bölgede başıboş bırakmamalı, işbirliği içinde çözüme odaklı ve makul bir sürede bu işin bitmesi için baskı yapmalıdır.

Türkiye de yanı başımızda alevlenerek yanmaya devam eden ateşe dayanıklı olabilmek için kendi içindeki ayrışmaların, kutuplaşmaların üstesinden gelmelidir.

Ve Suriye’de tek taraflı girişimlerden uzak durmalıdır.

X