"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Nükleer anlaşma ne anlama geliyor

GEÇTİĞİMİZ hafta dış politika açısından önemli bir gelişme yaşandı.

Batı ve İran, Tahran’ın nükleer programının geçici olsa da 10 yıl boyunca kontrol altına alınması konusunda anlaştı. ABD’nin, bir zamanlar şer ekseninin başı saydığı İran ile anlaşmasının kaosun hakim olduğu Ortadoğu’yu nasıl etkileyeceği büyük merak konusu...
*
BATI yaptırım uyguluyor; ekonomik baskılar altında kıvransa da İran vazgeçmiyordu. Bir yandan nükleer programı için kaynak yaratırken, öte yanda Şii eksenini oluşturan Ortadoğu’daki müttefiklerini desteklemeye devam ediyordu. Suriye’de Beşar Esad’a kaynak aktarıyor, Irak’taki Şiileri destekliyor, Hizbullah’a silah yolluyor, Yemen’deki Husilere arka çıkıyordu.
İran’ın nükleer programını silah da üretebilecek şekilde devam etmesi ise en çok İsrail’i huzursuz ediyordu.
Şimdi Obama yönetiminin teşvikiyle P5+1 diye anılan BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi beş ülke (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin) ve Almanya, İran ile anlaştı. Anlaşma İran’ın nükleer faaliyetlerinin 10 yıl süresince kısıtlanmasını, 15 yıl boyunca da yaptırım tehdidinin sürmesini öngörüyor.
*
ANLAŞMA;
Obama yönetimi için şu anlama geliyor.
Nükleer kriz, diyalogla ötelenmiş oluyor.
ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahale zorunluluğunu ortadan kaldırdığı gibi 78 milyon nüfuslu pazarı başta ABD şirketleri olmak üzere dünyaya açılıyor.
1978 tarihli İran devriminden bu yana birbirine düşman muamelesi yapan Washington-Tahran işbirliğinde ilk kez bu kadar birbirine yaklaşmış oluyor.
*
UZLAŞMA; Tahran için ise şu anlama geliyor.
Teolojik bir yapı üzerine şekillenen İran İslam Devleti’nin varlığı bu haliyle uluslararası kabul görüyor.
Nükleer programını sürdürme hakkı teyit ediliyor.
Hali hazırda İran, 3 ay gibi kısa bir sürede nükleer bomba üretebilecek teknolojiye sahipken anlaşmayla bu süre bir yıla kadar erteleniyor.
İran’ın yaptırımlar dolayısıyla dondurulmuş 100 milyar dolara kadar varlığı kademeli olarak serbest kalıyor.
*
ANCAK
merak edilen konu ekonomik, siyaseten güçlenen İran’ın jeopolitik açıdan nasıl bir tercih sürdüreceği...
Yeni kaynaklarıyla Şii eksenini, Suudi Arabistan’ın başını çektiği Sünni eksenine karşı güçlendirmeye devam mı edecek, yoksa bölgesel sorunların çözümü için daha fazla enerji mi harcayacak.
*
İRAN’da malum son sözü dini lider Ayetullah Hamaney söylüyor. Hamaney, cumartesi günkü bayram namazı sırasında yaptığı konuşmada ‘küstah ABD’ye yönelik politikalarının süreceğini’ söyledi. Ancak bu sözlerin, İran’da uzlaşmaya şüpheyle yaklaşan radikal çevreleri memnun etmek için söylendiği şeklinde yorumlar vardı. Elbette, bugünden yarına İran’ın daha uzlaşmacı, daha ılımlı bir çizgiye geleceğini beklemek hayalcilik olur. Öte yandan Hamaney, konuşmasında nükleer program gibi istisnai durumlarda gelecekte de diyalog yoluna başvurulabileceği gibi bir açık kapı da bıraktı.
Irak’ta, Suriye’de terör örgütü IŞİD ile mücadelede aynı çizgide olan ABD, şimdi Tahran’ın daha fazla desteğini arayabilir.
*
İRAN’ın güçlenmesinin bölgede yeni bir parametre yarattığı bir gerçek. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, “Nükleer programla ilgili yapay krizi çözdüğümüze göre bölge ve uluslararası işbirliği için yeni fırsatlar ortaya çıktı” dedi.
Ayetullah Hamaney’in Twitter hesabından aktarılan ancak uluslararası medyada yer almayan mesajları da ilginçti.
“Şii, Sünni meselesi, IŞİD ve El Kaide ile Müslüman ülkelerin birbirine düşmesi hedeflendi. Biz, Irak, Suriye, Bahreyn, Lübnan ve diğer bölge ülkelerinin kendilerinin karar vermesine inanıyoruz. Ne biz, ne başkası müdahale edebilir. Müslüman dünyasının tek bir çözümü var; birlik olmak.”
Nükleer pazarlıktan kazançlı çıkan İran, şimdi samimiyet sınavına giriyor. Yeni gücünü Ortadoğu’daki rakipleri barışa ve birlik olmaya zorlamak için mi kullanacak yoksa verilen ılımlı mesajlar lafta mı kalacak?

X