"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Mülteci krizi nasıl patladı

SURİYELİ minik Aylan Kurdi’nin (3) Bodrum sahillerine vuran cansız bedeninin fotoğrafı sanırım İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük mülteci krizi olan dramın sembolü olacak.

Bugün mülteci krizinin nasıl dünyanın gözleri önünde bu noktaya geldiğini sorularla anlatmaya çalışacağım.

Suriye içsavaşı beşinci yılının içinde... Son dönemde Avrupa’ya yönelik bu mülteci akını nasıl oldu da hızlandı?

Suriyeliler savaş patlak verdiğinde ülke içinde kalarak daha güvenli bölgelere taşınmayı tercih ettiler.

Ancak eylemler şiddetlendiğinde çatışmaların olduğu bölgelerde yaşayanlar komşu ülkelere sığınmaya başladı.

Bu ilk dalgada komşu ülkelere göçenler arasında alt gelir gruplarından gelenler daha fazlaydı.

Çatışmaların uzun süreceğinin anlaşılmasıyla birlikte parası olanlar da komşu ülkelere sığınmaya başladılar.

Yine de savaşın bitmesi durumunda evlerine döneceklerine dair umutları vardı.

Lakin gelinen noktada anlaşılıyor ki, yakın bir gelecekte Suriye’de statükonun değişeceğine dair bir işaret yok.

Dolayısıyla insanlar geçici bir çözüm aramak yerine, kendilerine can güvenliği ve gelecek umudu sağlayacak çözümlerin peşine düşüyorlar.

Türkiye’deki sığınmacılara gelince siyasi ortamın gerilmesi, terör olayları, yabancılara yönelik tepkili tutumlar, ekonomik belirsizlik onları Avrupa’ya göç etmeye zorlayan faktörlerden olabilir.

Bu son dalgada kaçanlar kim?

Ege üzerinden Yunanistan’a oradan Sırbistan ya da Makedonya üzerinden Macaristan’a varmaya çalışan göçmenlerin çoğunun hayali Almanya, Baltık ülkeleri ya da İngiltere’ye ulaşmak.

Botlara binenler arasında her kesimden insan var.

Başlangıçta daha yoksul kesim kaçmayı denerken yeni dalga arasında okumuş kesimden, orta sınıftan da insanlar bulunuyor.

İnsanlar, diplomalarını, tapularını, geçmişini USB belleklere yükleyip bunları su almasın diye sıkı sıkı bantlayıp fermuarlı ceplerine koyarak umuda yolculuğa çıkıyor.

Avrupa’nın bunlara ne kadar kucak açacağı, onları nasıl bir geleceğin beklediği ise meçhul...

Suriyeli mülteciler, dil, kültür ve dini açıdan kendilerine daha yakın olan Körfez Arap ülkeleri yerine niye Avrupa’ya gitmeyi tercih ediyorlar?

Türkiye gibi Ürdün ve Lübnan, Suriye’den gelen göçten en çok etkilenen ülkelerin başında yer aldılar.

Ancak Suriye’deki savaşta parmağı olan Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt, Umman ve Bahreyn gibi ülkeler neredeyse hiçbir Suriyeliye sığınma hakkı vermedi.

Washington Post Gazetesi’nde yer alan bir makaleye göre bu ülkeler BM’nin 1951 tarihli Mülteci Sözleşmesi’ne taraf değiller.

Suriyelilerin bu ülkelere gidebilmesi için vize almaları gerekiyor, savaş şartlarında vize alabilmeleri de çok zor.

Ayrıca bir diktatörün sultasından, savaştan kaçan insanlar, niye eşitlik, özgürlük, hukuk devleti ilkeleri üzerinde şekillenen gelişmiş Avrupa hayali yerine baskı, keyfi yönetim, belirsizlik vaat eden Körfez’i tercih etsin?

Bu mülteci dramı, en azından Suriye’de savaşın bitmesi için diplomatik ve siyasi bir ivme yaratır mı?

Avrupa’ya sığınanlar sadece Suriyeliler değil. Afganlar, Iraklılar, Filistinliler, Eritreliler, Afrikalılar, Balkan ülkelerinden gelenler de var.

Ancak Suriye’de krizin sona ermesi en azından Suriyeli mülteci krizini yavaşlatabilir.

Öte yandan yakın gelecekte Suriye’de iç savaşın sona erebileceğine dair umut verici emareler yok.

Aksine savaşın daha da karmaşıklaşacağına dair işaretler mevcut...

Rusya’nın Suriye’ye asker yollaması savaşı nasıl etkiler?

Malum, yerli bileşenlerin dışında yurtdışından da müdahalenin çokça olduğu Suriye’de bir vekâlet savaşının da yaşandığı bir gerçek.

Taraflardan biri de Akdeniz’deki tek askeri üssü Suriye’de bulunan ve Esad rejimini destekleyen Rusya.

Yine Esad’ı destekleyenler arasında Şii İran, Hizbullah ve Çin bulunuyor.

Karşı eksen de ise ABD’nin de desteklediği Türkiye, Sünni Arap ülkeleri yer alıyor.

ABD liderliğindeki koalisyonun Suriye’deki IŞİD oluşumuna yönelik havadan operasyonları bir yılını geride bırakırken, statükoda pek bir değişiklik yaşanmıyor.

Şimdi Vladimir Putin’in, Esad’ın kalesi olan Lazkiye yakınlarındaki bir hava üssüne asker göndermek için prefabrik konaklama üniteleri, portatif hava kontrol istasyonu yolladığı haberleri söz konusu.

Rusya’nın 2 ile 3 bin askerini burada konuşlandırılabileceği konuşuluyor.

Ruslar, Suriye’de Esad rejimini desteklemek için hava operasyonları düzenlemeye başlar, Türkiye ve ABD’nin desteklediği ılımlı muhalifleri de hedef alırsa kaos daha da büyür.

Henüz Rusya’nın bu hamlesiyle ne yapmak istediği net değil.

Ayrıca 2016 seçimlerine hazırlanan ABD’nin hava operasyonunun ötesine geçecek bir askeri tutum içine geçmeyeceğini de öngörmek mümkün.

Tablodaki bulanıklık kısa vadede mülteci krizinin daha da şiddetleneceği anlamına geliyor.

Dolayısıyla mülteci göçünden en çok etkilenecek olan hatta dağılma sürecine girebilecek Avrupa Birliği, Suriye’de bataklığı kurutmak için daha fazla mesai harcamalıdır.

X