"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

İran eylemleri ve etkileri

HAYAT pahalılığı, işsizlik ve geçim derdi olarak çıkan ancak sonrasında rejimi de hedef almaya başlayan gösteriler İran’ı bir politika değişikliğine sevk eder mi, eğer böyle bir durum olursa bunun dış politikada yansımaları olur mu?

İran’da 28 Aralık’ta muhafazakâr kesimlerin etkin olduğu Meşhed’de başlayan, birçok kente sıçrayan ancak başkent Tahran’da pek karşılık bulmayan bu eylem dalgasının ardından işte dünya bu sorunun yanıtını merak ediyor...

KURAKLIK FAKTÖRÜ

İRAN, birçok Ortadoğu ülkesi gibi değişen iklim şartlarından etkilenen ülkeler arasında. 14 yıldır süren bir kuraklık söz konusu. Kırsal kesimde iş bulamayan nüfus, yakınlardaki kentlere göç ederken bir yandan uygulanan uluslararası ambargolar, öte yandan değişen iklim şartları yaşam koşullarını giderek ağırlaştırdı. Sosyal medyanın yaygınlaşması, burada zengin yaşamlardan sunulan kesitler yoksulluğa duyulan tepkiyi daha da arttırdı.

Kırsal kesimde çiftçiler hayvanlarını besleyecek yem bulmakta zorlanırken bir de kuş gribinin ortaya çıkması, binlerce hayvanın itlaf edilmesi yumurta fiyatlarını yüzde 50 oranında arttırdı. 30’luk bir kutu yumurta neredeyse 25 TL’ye satılmaya başlandı. Yumurta da aslında biriken öfkenin dışa vurulması için bahaneydi.

SAVAŞ FAKTÖRÜ

HASAN Ruhani, 2013 yılında ilk kez cumhurbaşkanı seçildiğinde ‘reform yanlısı’ bir imaj yaratılmıştı. 2015 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın da desteğiyle nükleer anlaşma imzalandığında İran’da ambargoların hafiflemesiyle refahın artacağı beklentisi hakim olmuştu. Ancak bu umutlar pek de karşılık bulmadı. Genç nüfus arasında işsizlik yüzde 30’ları bulurken, yolsuzluk iddiaları da sürdü.

 İşte bu ortamda Aralık ayında  Ruhani’nin yıllık bütçesinin gizli olan bölümlerinin sızması milyarlarca Riyal’in halk yerine muhafazakâr kurumlara, Şiiliğin yayılmasına, Devrim Muhafızları’na gittiğinin ortaya çıkması tepkiyi arttıran diğer bir faktör oldu. İnsanlar biraz da Yemen’deki, Suriye’deki, Irak’taki, Lübnan’daki savaş ve güç mücadelelerine bu kadar kaynak aktarılmasına tepkiliydi... Sloganlar da bu yöndeydi.

TAHRAN NİYE SAKİN

İRAN, Mahmud Ahmedinejad’ın kazandığı 2009 seçimlerinden sonra da sandıkta hile yapıldığı gerekçesiyle karışmıştı. O dönemde eylemlerin merkez üssü Tahran’dı. Yeşil bantlarıyla sokağa çıkanlar okumuş, genç ve kentli bir profil çiziyordu. Ancak bu defa isyan bayrağını çekenler muhafazakâr, orta ve alt tabakadan insanlardı. Hayat pahalılığı ve işsizliğe karşı başlayan eylemler bir anda Cumhurbaşkanı Ruhani yönetimini zora sokabilecek bir harekete doğru evriliyordu.

İşte taşra çalkalanırken Ruhani yanlısı Tahran’ın kentli nüfusunun eylemlere pek de rağbet etmemesi belki de bundandı.

Nitekim dün New York Times gazetesine konuşan bir Tahranlı, “Bu insanlar ne istediğini bilmiyor. Net bir görüşleri yok, sloganlarını sevmedim” diyordu. Kimi ise ABD, İsrail gibi ülkelerin amaçlarına hizmet etmekten çekindiğini söylüyordu.

OLASI ETKİLERİ

DÜN itibariyle İran’daki gösterilerin nispeten hız kestiği anlaşılıyor. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ofisinden önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmeyle ilgili yayınlanan açıklamadaki bazı ifadeler dikkat çekiciydi.

 Buna göre Ruhani “İran polisinin sınırlı sayıda yaşanan olaylarda akıllı, yatıştırıcı duruşu, ülkemizin güvenlik ve istikrarına tam güvenini yansıtıyor. İran İslam Devrimi’nde insanlar eleştiri ve protestolarını yasalar çerçevesinde göstermekte serbesttir, ancak hiç şüphe yok ki, güvenlik ve barış bizim için çok önemli, bu nedenle şiddet ve gayrimeşru eylemlere karşı sessiz kalmayacağız” demişti.

ABD, İsrail, Suudi Arabistan, İran’ın Ortadoğu’da artan nüfuzundan şikayet ederken İran’da patlak veren eylemler ülkeyi nereye taşır? İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in son sözü söylediği ülkede gösterilerin yatışması muhtemelen ekonomik, sosyal ve siyasal taleplerin ne kadar karşılandığıyla da alakalı olacaktır.

Tahran’ın seçeceği yolun Suriye, Irak, Yemen, Lübnan gibi Şii-Sünni çekişmesinin sürdüğü ülkelerde izdüşümlerinin olması da muhtemeldir. İran’ın sorunlarını aşmak için barışçıl bir yöntem bulup bulamayacağı komşusu olarak Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI