Zincirini kırma

Yeni yılla beraber, karla başlayan ilk bembeyaz sayfalarıyla yeniden, içimize umut dolmaya başladı.

Haberin Devamı

Her zaman endişelenecek bir şeylerin olduğu bir zamanda yaşıyoruz doğru ama, helikopterlerle üzerimize anti depresan püskürtmedikleri sürece, akıl ve beden sağlığımızı korumak bizim görevimiz.
Mesela yeni bir yılın başlıyor olmasından faydalanabiliriz.
Karla beraber içimize dolan umudu, hayallerimize akıtalım.
Hepimizin masasında, elinde, aklında ocak, şubat, mart diye başlayan yeni zamanlar takvimi var.
İşe koyulalım. Ben kendime şaşırdım. Dondurduğum her şeyi yeniden çözmeye başladım.
Her şey kaynamaya, hayat belirtisi vermeye başladı. Uzun zamandır durdurduğum bir sürü şeyden, nabız duyuldu.
Hemen hemen tanıdığım bütün kadınların, ‘yoga ve meditasyon’, yeni yıl listelerinde ilk 10 maddeden biri. Başladım oldu bitti.
Meditasyon sırasında deli gibi düşünüyorum ama olsun. En azından durup, rahatsız edilmeden düşünecek 20 dakikam var her sabah.
Meditasyon bitince önümdeki kağıda aklıma gelenleri yazıyorum.
Bu da benim usul meditasyon. Yogaya tekrar başladım.
Devamlılığın tek yolu rutin. Bunu anladım.
Sorgulamadığın rutinlerin olacak. Mesela her sabah yürüyüşse bu, kalkıp spor ayakkabını giyeceksin.
‘Yürüyeyim mi?’ diye sormayacaksın kendine.
Yapmak istediğim ıvır zıvır şeyler vardı. Önemli olmalarına rağmen onları kafamdaki, erteleme kasasına koymuş, şifreyi de unutmuştum.
Şifreyi unuttum dedim. Kendime yeni şifre yolladım, açtım.
Çıkardım masaya koydum içindekileri. Bazılarını attım gitti. Bazılarına dokundum. Niyet koydum.
İnanmayacaksınız, hemen yeşerdiler.
Siz tohumu atınca, hayat hemen suluyor.
İnsanın için için kendine söyleyip, ninni gibi dinlediği gerçekleri var.
Birbirimizinkini duymayız. Birbirimize söylemeyiz bile. Kendimizle özel meselelerimizdir.
Gözümüzü kapatıp, perdeleri çekince konuşulur. Sonra hakkında susulur.
Onları ciddiye almaya başladım. Sen gel bir dakika ne dedin sen, diye köşeye çektim.
Uzun uzun dediğini dinledim. Sonra verdikleri adreslere gitmeye başladım. İçimde ziyaretler başladı.
Bir gün endişe evinde çaya gidiyorum, öbür gün korku evine kahvaltıya gidiyorum, dönerken de hayal evinin kapısına ekmek bırakıyorum. Hepsiyle tanışıyorum. İç ahalimi seviyorum.
Mimarimi, tarihimi, parklarımı öğreniyorum. Nelerden yapılmışım, kazınca ne çıkıyor, ruhumu ne eyliyor öğreniyorum.
Çalışmadan, üretmeden durarak yaşanmıyor. Solunuyor.
Seinfeld, yeteneğini bilemek ve üretim trenini raylarda hep çufçuflayabilmek için harika bir metot bulmuş.
‘Zinciri sakın kırma’ metodu. Çok da basit.
Gereken tek şey bir duvar takvimi ve bir keçeli kalem.
Takvimi duvara asıyorsunuz.
Her gün yapmak istediğiniz, ürettiğiniz şey ne ise ondan yapıyorsunuz ve yaptıkça keçeli kalemle bir çarpı işareti koyuyorsunuz o güne.
Seinfeld komedyen olduğu için, onun her gün yapması gereken şey espri yazmak.
Esprileri yazdıkça o gün bir çarpıyı hak ediyor ve amaç, yan yana takvimde zincir gibi duran bu devamlılığı kırmamak.
Çarpılardan yapmaya başladığınız zinciri bir kolye gibi o takvime asıyorsunuz.
Basit ama çok etkili bir yöntem. Ben yapıyorum. Gece yarısını geçse dahi vakit, çarpıyı koymadan yatmıyorum.
Zincirimi örmeye başladım ve şunu gördüm: Üretmek bana cennetmiş. Anlatmak. Paylaşmak.
E bu köşe 13 yıldır neden her pazartesi var sanıyorsunuz, bundan işte.
Hayat denizinden topladığım kabukları size göstermek, benim en büyük mutluluklarımdan biri.
Uzun lafın kısası, bir şarkı yazdım.
Evde kanatlanıp uçup duruyor, duvarlara camlara çarpıyor, besledikçe güçleniyor, dışarı çıkmak istiyor.
Biraz sabır diyorum, 9 Şubat Babylon konserimde çalacağım. Ondan sonra o da sizin.
E ne duruyorsunuz, pazartesi değil mi bugün? Haydi zinciri örmeye başlayalım.

Yazarın Tüm Yazıları